İçeriğe atla

Cem ve Fark'ı karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Cem ve Fark'ı karıştırmak, sâlikin tasavvufî sülûkunda hakikatten sapmasına ve vehimlere kapılmasına yol açan ciddi bir hatadır. Cem, kesretten vahdete ulaşma ve bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplama mertebesi iken, Fark ise kesretin, yani ayrı taayyünlerin idrakidir. Bu iki mertebenin birbirine karıştırılması, özellikle sâlikin kendi vehmedilmiş varlığını ve benliğini Hakk'ın varlığıyla bir zannetmesine, böylece Hak'tan halka dönen bir niyetle riyâya düşmesine neden olabilir. Gerçek bir irfan eğitimi almadan kalbe gelen her şeyin hayal ve vehimden kaynaklanabileceği ve insanı sapık fikirlere götürebileceği vurgulanır¹·².

Detaylı cevap

Tasavvuf sülûkunda Fark-Cem-Cem'-i Fark silsilesi, sâlikin mânevî gelişimini gösteren mertebelerdir. Bu mertebelerin doğru anlaşılması ve karıştırılmaması esastır. Fark, sâlikin başlangıç hâli olup, her şeyin ayrı ayrı taayyünler olarak algılandığı, "şu Hak, şu kul, şu dünyâ, şu âhiret" şeklinde kesretin görüldüğü durumdur. Cem ise, sâlikin kesretin ardındaki vahdeti görmeye başladığı, her şeyin aslında Hakk'ın tecellîsi olduğunu idrak ettiği mertebedir; burada kesret kalkmaz ancak şeffaflaşır. Bu iki hâlin birbirine karıştırılması, sâlikin kendi vehmedilmiş varlığını Hakk'ın varlığıyla bir zannetmesine yol açabilir. Mesnevî-i Şerîf'te belirtildiği üzere, Hakk yolcusu kendi mevhûm varlığından ve benliğinden geçip yok olursa, kendisine vücûd-i Hakkânî ihsanına meyledilir³. Ancak bu yok oluş, kendi benliğini Hakk'ın varlığıyla karıştırmak değil, benlik iddiasından vazgeçmektir.

Cem ve Fark'ı karıştırmanın yol açtığı temel hata, sâlikin riyâya düşmesidir. Riyâ, amelin ihlâstan sapması, niyetin Hak yerine halka yönelmesi ve ibâdetin hakîkatini bozan bir kalp hastalığıdır. Sâlik, Cem makâmında iken kendi varlığının Hakk'ın varlığıyla cem olduğunu zannederek, beşerî ibadet hükmünün kendisinden düştüğünü düşünebilir⁴. Bu durum, Hakk'ın ubudiyet hükmünün kendisinde zuhura çıktığını iddia etmesine ve kendi nefsine ait ibadetlerin Hakk'ın ibadeti olduğunu vehmetmesine neden olabilir. Oysa bu, riyânın en derin hâli olan riyâ-yı esfele, yani sâlikin "Allah için yapıyorum" diye kendisini iknâ ederken aslında nefsini tatmin etmesine yol açar. Gerçek bir irfan eğitimi almadan kalbe gelen düşünceler, hayal ve vehimden kaynaklanabilir ve insanı sapık fikirlere götürebilir¹·². Bu nedenle, sâlikin kendi benliğinden geçmesi ve Hakk'ın varlığına yönelmesi, ancak kâmil bir mürşidin rehberliğinde, nefse ait hazlardan kesilerek ve manevî yolların açılmasıyla mümkündür⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Altı Peygamber (Cilt 3) · s.38“Hakîm” isminin sahibi olan Allah (c.c.) kuluna bir şeyi açmayı murat ettiği zaman bu ismin hakimiyyet-i altında ve kontrolunda o kuluna hikmetiyle birlikte gönOku
  2. 2En'âm Sûresi · s.114“Hakîm” isminin sahibi olan Allah (c.c.) kuluna bir şeyi açmayı murat ettiği zaman bu ismin hakimiyyet-i altında ve kontrolunda o kuluna hikmetiyle birlikte gönOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1216Bu beytin anlamı şunun hakkındadır: “Eğer yola gidici isen senin üzerine yolu açarlar; ve eğer yok olur isen sana varlık ile meylederler.” “Girâyisten”, meyil vOku
  4. 4Îmân ve İkân · s.180Daha evvelce bu tür nefsine ait “ibadet”in yolu sana açık ve bundan mazur iken “yakîn” geldikten sonra, kendinin tükenmişliği ve senin varlığında bütün mertebelOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.70Eğer o memenin yolunu onun üzerine bağlarsa, yüz bostan yolunu onun üzerine açar. &10024; 47. Eğer o memenin yolunu onun üzerine bağlarsa, yüz bostan yolunu onuOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.