İçeriğe atla

Lâhût ile Ceberût arasındaki fark nedir?

Kavram FarkıOrta düzey24 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Lâhût ve Ceberût, tasavvufta vücud mertebelerinin ilk iki basamağını teşkil eder ve aralarında temel farklar bulunur. Lâhût, ilâhî mertebe olup Hakk'ın kendi zâtının mertebesidir; tenzîh-i mutlak ile bilinen, idrâk ve sınırlandırılamayan, bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibarettir¹. Ceberût ise lâhûttan sonra gelen, azamet ve kudret âlemi olarak tanımlanan, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Lâhût, "Hû" ismiyle işaret edilen zât mertebesiyken, Ceberût "Allah" ismiyle tesmiye edilen taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmel mertebesidir; yani sıfatların ve esmânın tezahür ettiği yerdir¹. Bu bağlamda lâhût, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesi iken, Ceberût vücud-ı vâcib ile vücud-ı mümkin arasındaki ilk köprüdür.

Detaylı cevap

Tasavvufta vücud mertebeleri beşli bir sıralama ile ifade edilir: Lâhût, Ceberût, Melekût, Misâl ve Nâsût. Bu sıralamada Lâhût en üst mertebe olup, Hakk'ın zâtına aittir. Lâhût, "ilâhî mertebe, ulûhiyyet âlemi" olarak tanımlanır ve "tenezzülün başlangıç noktası" ile "urûcun zirvesi"dir. Bu mertebe, bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibarettir ve "Hû" ismiyle işaret edilir¹. Lâhût, ne idrâk edilebilir ne de sınırlandırılabilir; sadece nefyle bilinir ve tenzîh-i mutlak bahsinin menşeidir. Lâhût'un üç katmanı vardır: Zât-ı sırf (a'maiyyet), Ahadiyyet ve Vâhidiyyet.

Ceberût ise lâhûttan sonra gelen ikinci mertebedir ve "azamet, kudret, cebri kuvvet" anlamına gelir. Bu mertebe, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesi olarak bilinir. Ceberût, "Allah" ismiyle tesmiye edilen taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmel mertebesidir¹. Burada esmâ ve sıfatların tezahürü başlar; varlık esmâ mertebesine tenezzül eder². Ceberût mertebesinde soyut akıllar (kerubiyyîn) ve hakîkat-i muhammediyye bulunur. Hz. Peygamber'in "Allah'ın yarattığı ilk şey akıldır" hadisi, Ceberût'un asıl mesnedidir. Ceberût, vücud-ı vâcib (Hak) ile vücud-ı mümkin (yaratılmış) arasındaki ilk köprüdür.

Özetle, Lâhût Hakk'ın zât mertebesi iken, Ceberût O'nun sıfatlarının ve esmâsının tezahür ettiği ilk mertebedir. Lâhût "Hû" ile, Ceberût ise "Allah" ile ilişkilendirilir¹. Seyr-i sülûkta ise Nâsût ile Melekût arasındaki tavır şeriat, Melekût ile Ceberût arasındaki tavır tarikat, Ceberût ile Lâhût arasındaki tavır ise hakikattır³. İnsan-ı kâmilin kalbi lâhût olarak kabul edilir ve tüm mertebeleri kuşatır⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Fusûs Mukaddimesi, s. 99“72│MUKADDEME Ba’zıları da dört isim ile icmâl edip “lâhût”, “ceberût”, “melekût”, “nâsût”derler. “Lâhût” bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna “”Oku
  2. 2İnci Tezgâhı (1), s. 90“Melek bilgi ile kurtuldu, hayvan bilgisizlikle kurtuldu, insanoğlu ikisinin arasında çekişe dövüşe kaldı gitti. 130 A’MA: (1) ehadiyet (2) Hüviyet (hu) (3) İnni”Oku
  3. 3Risâle-i Gavsiyye, s. 2“. − Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır.”Oku
  4. 4Mesnevî Cilt 9 · Beyit 973 (s. 331)“Zirâ nâsûtun rûhu melekût, melekûtun rûhu ceberût ve ceberûtun rûhu lâhûttur. İnsân-ı kâmilin kalbi ise lâhûttur; ve lâhût cemî'-i merâtibi muhît olduğu gibi, i”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.