İçeriğe atla

Lâhût ile Ceberût arasındaki sıra nasıldır?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî vücud mertebeleri içinde Lâhût ve Ceberût, varoluşun en üst düzeydeki iki mertebesidir. Lâhût, ilâhî mertebe ve Hakk'ın zâtının kendisi olup, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesidir. Ceberût ise lâhûttan sonra gelen, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Bu sıralama, varlığın Hakk'tan halka doğru tedrîcî tenezzülünü gösterir; Lâhût mutlak gayb ve zât-ı sırf iken, Ceberût ilk taayyün ve esmâ-sıfât tezahürlerinin başladığı yerdir. Dolayısıyla Lâhût, Ceberût'tan önce gelir ve Ceberût, Lâhût'un bir tezahürü olarak ortaya çıkar.

Detaylı cevap

Tasavvufta varlık mertebeleri, Hakk'ın zâtından başlayarak âlemlerin oluşumunu açıklayan bir sistematiğe sahiptir. Bu sistemde Lâhût ve Ceberût, en yüksek iki mertebeyi temsil eder. Lâhût, "ilâhî mertebe, ulûhiyyet âlemi" olarak tanımlanır ve Hakk'ın kendi zâtının mertebesidir. Bu mertebe, "bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir" ve "Hû" ismiyle işaret edilir¹. Lâhût, beş mertebeli sıralamada (lâhût-ceberût-melekût-misâl-nâsût) tenezülün başlangıç noktasıdır.

Ceberût ise Lâhût'tan sonra gelen mertebedir. "Azamet, kudret, cebri kuvvet" anlamına gelir ve tasavvuf vücud bahsinde "akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam" mertebesidir. Bazı kaynaklarda "taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmel" olarak da ifade edilir ve "Allah" ismiyle tesmiye edilir¹. Hz. Peygamber'in "Allah'ın yarattığı ilk şey akıldır" hadisi, Ceberût'un asıl mesnedidir. Ceberût âlemi, "Zat-ı ilahî"nin coşarak zuhura getirdiği bir âlemdir ve ona "ruh-u izafî" de denir².

Bu sıralama, varlığın tedrîcî tenezzülünü gösterir: Lâhût, Hakk'ın sırf zâtı ve mutlak gayb iken, Ceberût bu zâtın ilk taayyünü ve esmâ-sıfât tezahürlerinin başladığı yerdir. Nâsût ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır ise hakîkâttır³. Ayrıca, nâsûtun rûhu melekût, melekûtun rûhu ceberût ve ceberûtun rûhu lâhûttur⁴. Bu da Lâhût'un diğer mertebeleri kuşatan ve onlara ruh veren bir konumda olduğunu gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Fusûs Mukaddimesi · s.9972│MUKADDEME Ba’zıları da dört isim ile icmâl edip “lâhût”, “ceberût”, “melekût”, “nâsût”derler. “Lâhût” bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna “Oku
  2. 2Kamer Sûresi · s.153“Lahut” da derler... “ küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut âlemi” nOku
  3. 3Risâle-i Gavsiyye · s.2. − Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır.Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.973Zirâ nâsûtun rûhu melekût, melekûtun rûhu ceberût ve ceberûtun rûhu lâhûttur. İnsân-ı kâmilin kalbi ise lâhûttur; ve lâhût cemî'-i merâtibi muhît olduğu gibi, iOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.