Lâhût ile Ceberût aynı kaynaktan mı doğar?
Lâhût ve Ceberût, tasavvufî vücud mertebeleri sıralamasında birbirini takip eden, ancak farklı tecellî düzeylerini ifade eden âlemlerdir. Lâhût, Hakk'ın kendi zâtının mertebesi olup, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesidir. Ceberût ise lâhûttan sonra gelen, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Her ne kadar lâhût, ceberût âlemini zuhura getiren "Zat-ı ilahî"nin coşmasıyla ortaya çıksa da¹, bu iki âlem, "Özün Özü ve Sırrın Sırrı" adlı eserde "ezeli ve ebedî olup, başlangıcı ve sonu yoktur" şeklinde ifade edilen dört deryadan ikisidir². Dolayısıyla, lâhût ceberûtun menşei olmakla birlikte, her ikisi de ezeli ve ebedi olan ilahî varoluşun farklı veçheleridir.
Detaylı cevap
Tasavvufî anlayışta, varoluşun mertebeleri bir silsile halinde sıralanır. Bu sıralamada lâhût, ilâhî mertebelerin en üstü, Hakk'ın kendi zâtının mertebesidir. "Lâhût" bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna "Hû" ile işâret edilir³. Ceberût ise lâhûttan sonra gelen, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. "Ceberût", taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmelden ibârettir ki, "Allah" tesmiye edilir³.
"Kamer Sûresi"nde belirtildiği üzere, "Zat-ı ilahî"nin coşmasıyla "ceberut âlemi" zuhura gelir¹. Bu ifade, lâhût mertebesinin ceberûtun ortaya çıkışının kaynağı olduğunu gösterir. Ancak, "Özün Özü ve Sırrın Sırrı" adlı eserde "Mülk, Meleküt, Ceberut ve Lahut... İşte bu dört derya, ezeli ve ebedî olup, başlangıcı ve sonu yoktur" denilmektedir²·⁴. Bu durum, lâhûtun ceberûtun menşei olmasına rağmen, her iki âlemin de ilahî varoluşun ezeli ve ebedi veçheleri olduğunu ortaya koyar. Lâhût, tenezülün başlangıç noktası iken, ceberût bu tenezülün ilk tezahürüdür. Ceberût, lâhût ile melekût arasındaki geçişi temsil eder ve "ceberût ile lâhût arasındaki her tavır da hakikattır"⁵. Bu bağlamda, lâhût ve ceberût aynı ilahî kaynaktan neşet eden, ancak farklı tecellî mertebelerini ifade eden âlemlerdir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Kamer Sûresi, s. 153““Lahut” da derler... “ küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut âlemi” n”Oku
- 2Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4), s. 13“Mülk, Meleküt, Ceberut ve Lahut... İşte bu dört derya, ezeli ve ebedî olup, başlangıcı ve sonu yoktur. Birinci derya “Zat”tır... “Lahut” da derler...”Oku
- 3Fusûs Mukaddimesi, s. 99“72│MUKADDEME Ba’zıları da dört isim ile icmâl edip “lâhût”, “ceberût”, “melekût”, “nâsût”derler. “Lâhût” bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna “”Oku
- 4Lübbü'l-Lübb (Özün Özü), s. 12“Mülk, Meleküt, Ceberut ve Lahut... İşte bu dört derya, ezeli ve ebedî olup, başlangıcı ve sonu yoktur. Birinci derya “Zat”tır... “Lahut” da derler...”Oku
- 5Bakara Sûresi, s. 365““-Nâsût ile melekût arasındaki her tavır şerîat; melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarîkat; ceberût ile lâhût arasındaki her tavır da hakikattır!.." “- Y”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.