İçeriğe atla

Mârifet, Hikmet'in neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta mârifet ve hikmet, sâlikin Hak yolculuğunda birbirini tamamlayan ve derinleştiren iki önemli makâmdır. Mârifet, Hak'ı bilfiil tanıma ve müşâhede ile yaşanmış ilim iken, hikmet Hak'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatına ayna olma ve ilmin tahkîk edilmiş hâlidir. Mârifet, sülûkun kemâl noktası olan dördüncü mertebeyi (şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet) temsil ederken, hikmet eşyanın ardındaki gâye ve illeti bilme, ilm-i mârifet ile ilm-i hâl arasında köprü kurma işlevini görür. İlâhî mârifetler, sâlikin nefsin hilelerini tanımasını ve onlara karşı durmasını sağlarken¹, hikmet ise bu mârifetin eşyada Hakk'ın tecellîsini görme ve her mertebeye nüfuz etme derecesidir². Dolayısıyla mârifet, Hak'ı tanıma ve yaşama hâli iken, hikmet bu tanıma hâlinin eşyada ve nefsde tahkîk edilerek yerli yerine konulmasıdır.

Detaylı cevap

Mârifet, tasavvufta sâlikin Hak'ı bilfiil tanıma mertebesi olup, sülûkun dört kademeli sıralamasının (şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet) kemâli olarak kabul edilir. Bu, ilmin müşâhede ile yaşanmış hâlidir; yani âlimin bildiği şeyi, ârifin şâhid olmasıdır. Mârifet, hakk'el-yakîn ile aynı kademede yer alır ve sâlikin Hak'ı bilfiil yaşaması anlamına gelir. İlâhî mârifetler, sâlikin nefsin hilelerini tanımasına ve arzularına karşı durmasına yardımcı olur¹.

Hikmet ise lugatte 'doğru hüküm, sağlam bilgi, fâidesiz şeylerden kaçınma' demektir ve tasavvufta Hak'ın eşyâyı yerli yerine koyma sıfatı olan 'el-Hakîm' ismine ayna olma mertebesidir. Hikmet, ilimden farklı olarak, ilmin tahkîk edilmiş hâlidir; bilmek değil, bildiğini yerine koymaktır. Hikmetin ilmî kademesi, eşyânın ardındaki gâye ve illeti bilme, ilm-i mârifet ile ilm-i hâl arasında köprü kurma işlevini görür. Bu kademede sâlik, her amelin ardındaki Hak'ın hükmünü görmeye çalışır.

Mârifet ve hikmet arasındaki ilişki, birbiriyle iç içe geçmiş bir kemâl sürecini ifade eder. Mârifet, Hak'ı tanıma ve yaşama hâli iken, hikmet bu tanıma hâlinin eşyada ve nefsde tahkîk edilerek yerli yerine konulmasıdır. "Hikmet, eşyada Hakk'ın tecellîsini görmektir" ifadesi, mârifetle elde edilen Hak bilgisinin eşyaya tatbik edilerek idrâk edilmesini vurgular². Mârifet ehli, Hak'ı tanıyarak nefsin hilelerini bertaraf ederken¹, hikmet ehli bu tanıma ile her şeyi yerli yerine koyar ve Hak'ın her şeydeki tecellîsini müşâhede eder. Bu bağlamda, mârifet Hak'ı bilfiil tanıma ve yaşama iken, hikmet bu tanıma ve yaşama hâlinin âlemdeki ve nefsdeki tezahürlerini idrâk etme ve yerli yerine koyma mertebesidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.878Eğer riyâzât ve mücâhedâtta kudretin yoksa, ilâhî mârifetleri oku ve öğren! Bu mârifet vasıtasıyla onun elini bağla! Çünkü sâlik, Hak yolunda mârifeti artırdıkçOku
  2. 2Kamer Sûresi · s.89Nûr-u Muhammedi tüm mertebelerin içinde olduğundan tüm mertebeleri aydınlatan “hikmet’ün baliga” (üstün hikmet) tir. (M.D.) "Hikmet, eşyada Hakk'ın tecellîsini Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.