İçeriğe atla

Mârifet ile Hikmet hangi Fass'ta birleşir?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Mârifet ve hikmet kavramları, tasavvufî metinlerde özellikle Fusûsu'l-Hikem'de farklı peygamberlere atfedilen hikmetler aracılığıyla açıklanır. Mârifet, sülûkun kemâl mertebesi olup Hak'ı bilfiil tanıma ve yaşama hâlidir; hikmet ise eşyayı yerli yerine koyma ve derin anlamını idrâk etme yeteneğidir. Bu iki kavramın birleştiği özel bir Fass belirtilmemekle birlikte, Mûsevî Fassı'nda "yüce hikmet" sahibi Hz. Musa'nın hikmetleri açıklanırken mârifet bahsinin de bu Fass'ta yer aldığı ifade edilir¹. Ayrıca Lokmaniyye Fassı doğrudan hikmet kavramının tahkîk edildiği yerdir. İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem'de her peygamberin hikmetini açıklarken kendi içinde gözlemlediği zevkler ve mârifetlerden bahseder².

Detaylı cevap

Mârifet, tasavvufta sâlikin Hak'ı bilfiil tanıma mertebesi olup, sülûkun şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet sıralamasının kemâlidir. İlimden farklı olarak mârifet, bilginin müşâhede ile yaşanmış hâlidir ve hakk'el-yakîn ile aynı kademede yer alır. Hikmet ise lugatte "doğru hüküm, sağlam bilgi" anlamına gelirken, tasavvufta Hak'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatı olan "el-Hakîm" isminin tezâhürü ve sâlikin bu sıfata ayna olma mertebesidir. Hikmet de ilmin tahkîk edilmiş hâli olup, bilmekten ziyade bildiğini yerine koymaktır.

Fusûsu'l-Hikem'de her Fass bir peygambere âit bir hikmeti taşır. Örneğin, Âdemiyye Fassı "Hikmet-i İlâhî", Şîsiyye Fassı "Hikmet-i Nefthiyye" ve Nuhiyye Fassı "Hikmet-i Subbûhiyye" olarak adlandırılır. Lokmaniyye Fassı ise doğrudan hikmet kavramının tahkîk edildiği yerdir. Hz. Lokman'a verilen hikmet, Bakara 269'daki "hikmet kime verilirse ona çok hayır verilmiştir" ayetiyle ilişkilendirilir³.

Mârifet ve hikmetin birleştiği özel bir Fass açıkça belirtilmese de, Mûsevî Fassı'nda Hz. Musa'nın "yüce hikmet" sahibi olduğu ve bu Fass'ta ilahi emirle gönle ilham edilen hikmetlerin açıklanacağı ifade edilir¹. Ayrıca, mârifet bahsinin de Mûsevî Fassı'nın "kelîmiyyet" bahsinde yer aldığı belirtilir. İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem'i yazarken kendi içinde gözlemlediği zevkler ve mârifetlerden bahseder ve her Fass'ın başlangıcında bir hikmetin açıklanacağını belirtir². İnsan-ı kâmilin kalbinden kaynayan hikmet ve mârifet çeşmeleri, dinleyenleri derinden etkiler⁴. Bu durum, hikmet ve mârifetin kâmil insanlarda bir araya geldiğini gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Mûseviyye · s.58Ve "yüce hikmet" sahibi olan Musa (a.s.)'ın hikmetleri çoktur; ve ben inşallah bu hikmetlerden ilahi emirle gönlüme ilham edilenleri bu şerefli fass'ta açıklayaOku
  2. 2Kelime-i Âdemiyye · s.845İşte bu kitapta açıkladığım şey de, içimde gözlemleyerek öğrendiğim zevkler ve marifetlerdendir. Nasıl ki Efendimiz, Âdem'e ait kelimede bulunan "ilâhî hikmet"iOku
  3. 3Lokmân Sûresi · s.67(191) sayılı terzi Baba Füsûsu’l hikem şerhi lokman Fass’ından sayfa-149- (faydalı olur düşüncesiyle küçük bir aktarım daha yapalım. İz--T-B- ------------ "Ve hOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.6000Vaktâki yatkınlığı olan müridin dağ gibi olan kalbinden, o insân-ı kâmilin lütuf eseri olan hakikatler ve marifet, sözler kisvesine bürünüp, bu Mesnevi-i Şerif'Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.