İçeriğe atla

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Nefs-i Emmâre kavramına yaklaşımı nasıldır?

Kişi-KonuOrta düzey0 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, nefs-i emmâreyi "görünen hâli gören bu görme duyusu ve hayvanî ruh" olarak tanımlar ve onun hakikati idrak etme yeteneğinden yoksun olduğunu belirtir. Bu nefs mertebesi, sâlikin henüz uyanmadığı, kötülüğü kötülük olarak görmediği ve nefsinin emirlerini kendi seçimi sandığı, yedi nefs mertebesinin en alt basamağıdır. Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh adlı eserinde de bu konuya değinerek, nefs-i emmârenin mânâya yöneldiğinde yüzüstü düşeceğini ve hakikati göremeyeceğini ifade eder¹. Bu durum, nefs-i emmârenin dünyevî lezzetlere ve görünen hâle odaklanması sebebiyle mânevî derinlikten uzak kalışını gösterir.

Detaylı cevap

Nefs-i emmâre, tasavvufta yedi nefs mertebesinin ilk ve en alt basamağıdır. Bu mertebede bulunan sâlik, kötülüğü kötülük olarak algılamaz ve nefsinin isteklerini kendi iradesi zanneder. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin yaklaşımına göre, nefs-i emmâre "görünen hâli gören bu görme duyusu ve hayvanî ruh"tur¹. Bu tanım, nefs-i emmârenin duyusal algılara ve bedensel isteklere bağlılığını vurgular. Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh'te de belirttiği gibi, nefs-i emmâre mânâya yöneldiğinde "yüz üstü düşer ve onun hakikatini göremez"¹. Bu ifade, nefs-i emmârenin hakikatleri idrak etme kabiliyetinden yoksun olduğunu, çünkü onun dünyevî ve maddî olana takılıp kaldığını gösterir. Nefs-i emmârenin alâmetleri arasında Hak'tan habersiz olma, dünyâ peşinde koşma, günahlardan pişmanlık duymama, başkalarını suçlama ve süflî lezzetlere düşkünlük sayılır. Mevlânâ'nın eserlerinde bu tür nefsânî hallerin aşılması gerektiği, sâlikin gafletten uyanarak daha üst mertebelere (levvâme, mülhime, mutmainne gibi) geçmesi gerektiği vurgulanır (K1-117, Nefs-i Levvame, Nefs-i Mülhime, Nefs-i Mutmeinne). Mevlânâ'nın kendi nefsine hitaben "rüzgâra binmiş ok gibi uçucu olan bütün idraklerimize sükûn ve rahatlık yoktur" demesi, nefsânî hallerin sürekli bir hareket ve huzursuzluk içinde olduğunu, ancak Mesnevî-i Şerîf gibi eserlerle iç âlemden dış âleme hakikatlerin çıkarılmasıyla bir sükûnete erişilebileceğini ima eder². Bu da nefs-i emmârenin getirdiği huzursuzluktan kurtulma yolunun mânevî bir sülûk ile mümkün olduğunu gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.1468"Görünen hâli gören bu görme duyusu ve hayvanî ruh (nefs-i emmâre), hangi anlama yönelirse yüz üstü düşer ve onun hakikatini göremez." Nitekim Fîhi Mâ Fîh'in 49Oku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.1124Cenâb-ı Pir efendimiz kendi nefsine hitap edip buyururlar ki: “Ey Hz. Celâleddin, rüzgâra binmiş ok gibi uçucu olan bütün idraklerimize sükûn ve rahatlık yokturOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.