İçeriğe atla

Müşâhede, Mükâşefe'nin neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey5 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Müşâhede, tasavvufî sülûkun ileri mertebelerinden olup, sâlikin Hak'kı kalp gözüyle görmesi ve esmâ ile sıfatlarının doğrudan tezâhürlerine şâhid olması hâlidir. Mükâşefe ise, gayb âleminden veya Hak'tan kalbe inen doğrudan idrâkler ve perdelerin kalkmasıdır. Müşâhede, mükâşefenin bir tezâhürü ve daha somut, görsel bir mertebesidir; zira mükâşefe genel olarak perdelerin kalkmasını ifade ederken, müşâhede bu kalkışın neticesinde Hak'kın görülmesi, şâhid olunmasıdır. Müşâhede, mârifet ile fenâ arasındaki bir kademe olup, sâlikin artık "biliyor" değil, "görüyor" olduğu bir aynî tecrübedir¹. Bu bağlamda, müşâhede mükâşefe neticesinde elde edilen bir idrâk ve görme hâli olarak mükâşefe içinde yer alır.

Detaylı cevap

Müşâhede, sâlikin Hak'kı kalp gözüyle görmesi ve O'nun esmâ ve sıfatlarının doğrudan tezâhürlerine şâhid olması mertebesidir. Bu hâl, tasavvuf bilgisinin zirvesi olarak kabul edilir ve aynî tecrübe ile tanımayı ifade eder¹. Müşâhede, "ihsân" hadîsinde geçen "Allah'ı görüyormuşsun gibi ibâdet etmen" ifadesiyle mesned bulur. Sâlik, mücâhede neticesinde müşâhedeye ulaşır ve bu sayede idrâki ile şuuru açılır². Müşâhede ehli olan kişi, artık "görüyordur" ve bu görme hâli, eksik ve kusur dünyasında yaşayıp tamamlamaya çalışanlardan farklıdır³.

Mükâşefe ise, "perde açılması, gizliliğin kalkması" anlamına gelir ve sâlikin gayb âleminden veya Hak'tan kalbine inen doğrudan idrâklere verilen isimdir. Bu, mücâhedenin bir meyvesidir; sâlik tezkiyeyi kemâle erdirdiğinde Hak ona perdeleri kaldırır. Mükâşefe, sûrî (gayb âlemine ait sûretleri görme), mânevî (sûret yok, mânâ var, ilm-i ledünnî), zâtî (Hak'ın esmâ ve sıfatlarının doğrudan tecellîsi) ve sır (sâlikin kendi sırrını idrâk etmesi) olmak üzere dört türde tezâhür eder.

Müşâhede, mükâşefenin bir alt kümesi veya neticesi olarak konumlandırılabilir. Mükâşefe genel olarak perdelerin kalkması ve idrâkin açılması iken, müşâhede bu açılan idrâk ile Hak'kın doğrudan görülmesi ve şâhid olunmasıdır. Yani, mükâşefe bir kapının açılması ise, müşâhede o kapıdan içeriye bakmak ve içeridekini görmektir. Müşâhede, "ayne'l-yakîn" mertebesiyle ilişkilidir; sâlikin kalp gözüyle Hak'kı görmesi bu mertebede gerçekleşir. Kâmil insân, nazarını nereye çevirirse Hak'kı müşâhede eder; bu, onun hayata ve çevreye irfânî yönden bakışının bir sonucudur⁴. Bu durum, "Nereye bakarsan Allah'ın vechi karşındadır" (Bakara, 2/115) âyetinin tecellîsidir⁵·⁴. Dolayısıyla, mükâşefe genel bir idrâk açılımı iken, müşâhede bu açılımın görsel ve şâhidiyet mertebesidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Müşâhede
  2. 2Risâle-i Gavsiyye · s.57Biz nerede bu mücâhedeyi yapıyorsak orada bize müşâhede açılmaktadır. Bu müşâhede neticesinde de bizim idrâkimiz ve şuurumuz açılmaktadır. Aslında her birerleriOku
  3. 3Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.29Diğer yönden müşahede ehli olmaktır.. Görenin diyecek hali yoktur, görüyordur. Görmeyen ise eksik ve kusur dünyasında yaşayıp, tamamlamak için uğraşır durur. MeOku
  4. 4Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Tuzak, Mekr, Hileli Zuhûrât (6) · s.275T.B. ------------------- ( Kâmil İnsân) nazarını nereye çevirse tabiiki Hakkı mişahede eder, ancak müşahede ettiği şeyi gayrı bir insanda zahiri itibariyle ayneOku
  5. 5Bakara Sûresi · s.355376 mertebesi, ona Hakkikat-i Muhammedi mertebesi üflendiği için ismi (İsâ) (Ayn) ve (Sin), (Ayn) gören göz mânâsına, (Sin) de insân mânâsına olunca, gören insâOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.