Nefs-i emmâre ve Nefs-i levvâme hangi noktada ayrışır?
Nefs-i emmâre ve nefs-i levvâme, tasavvufî sülûkun ilk iki mertebesi olup, temel ayrışma noktaları sâlikin kendi hâline yönelik farkındalığı ve pişmanlık duygusudur. Nefs-i emmâre, kötülüğü emreden ve günahlarından pişmanlık duymayan bir hâl iken, nefs-i levvâme günah işledikten sonra kendini kınayan, pişmanlık duyan ve tevbeye yönelen bir nefstir. Emmâre nefs, kötülüğü kötülük olarak görmez ve nefsinin emirlerini kendi seçimi sanır; levvâme ise aynı kötülüğü yapsa da ardından "neden böyle yaptım?" iç sesiyle kendini sorgular. Bu ayrım, sâlikin gafletten uyanışının ve Hak ile nefs arasındaki mücâhedesinin başlangıcını işaret eder.
Detaylı cevap
Nefs-i emmâre, yedi nefs mertebesinin en alt basamağıdır ve Yûsuf Sûresi'nin 53. ayetindeki "innen-nefse le-emmâretün bi's-sû' illâ mâ rahime rabbî" (nefs kötülüğü emredicidir, ancak Rabbimin rahmet ettiği müstesnâ) ifadesinden menşeini alır. Bu mertebede sâlik, Hak'tan habersizdir; farz ibadetleri ya yapmaz ya da manasını bilmeden alışkanlıkla yapar. Dünyevi arzuların peşindedir, günah işlediğinde pişmanlık duymaz ve başkalarını suçlama eğilimindedir. Emmâre nefs, varlığının sahipliğini ve ilahlığını iddia eder, gücünü kendi muhtariyetini sürdürmek için kullanır¹. Genel olarak insanlar farkında olmadan bu "nefs-i emmâre" hükmü altında yaşarlar².
Nefs-i levvâme ise, yedi nefs mertebesinin ikincisidir ve Kıyâme Sûresi'nin 2. ayetindeki "lâ uksimu bi'n-nefsi'l-levvâme" (kınayan nefse yemin ederim) ifadesinden gelir. Bu mertebede sâlik, günahlarını işler ancak ardından nefsini kınar, pişmanlık duyar ve tevbeye yönelir. Emmâre nefs zevk ile yaşarken ve kötülüğü kötülük olarak görmezken, levvâme nefs aynı kötülüğü yapsa da ardından kendini kınar. Bu iç ses, sâlikin kendi karanlığını ilk kez gördüğü ve mücâhede mahallinin başladığı bir uyanışın acısıdır. Levvâme nefs, emmâre nefsin ilahlığından rahatsız olan ve bu muhtariyetten kurtulmaya çalışan bir hâldir¹. Allah Teâlâ'nın bu nefse yemin etmesi, onun tasavvufî sülûkun kritik bir dönemeç olduğunu gösterir. Levvâme mertebesinde tevbe, mücâhede ve riyâzat zuhur eder. Kişi, emmâre nefsin hakimiyetinden kurtulmaya başlar, ancak hala eski mertebesi olan emmâreye dönme tehlikesi taşır³. Tarikatlarda nefs terbiyesine genellikle levvâme nefs mertebesinden başlanır, çünkü emmâre nefs zâhir hükmüyle yaşayan kişilerin tesiri altındadır⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Bakara Dosyası · s.105“Emmâre nefs varlığı ve varlığının sahipliğini, ilâhlığını iddia eder, levvâme nefs ise bu ilâhlığından rahatsız olan kurtulmaya çalışandır. Tanrının tanrılığınd”Oku
- 2Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.26“Bu nefs mertebeleri seyr edildikten sonra sâlik-Hakk yolcusu bu sefer seyrine “âfaki” olarak devam eder bu seyrin ismide, “hazarat-ı hamse-beş hazret mertebesid”Oku
- 3Sâffât Sûresi · s.120“Kişi yavaş yavaş üzerindeki (emmâre nefs-in) hakimiyetinden kurtulmaya başlar. Ancak burada yine tehlike vardır. Çünkü (nefs-i levvâme) bir yüzden içeriye, yani”Oku
- 4Mir'at-ül İrfân ve Şerhi · s.83“Emmare yönüyle nefs, kötülükleri emreden duygu mânâsınadır. Bu nefs târifi beşeriyet yönlü bir ifâdedir. Tarikatlarda yapılan nefs terbiyesine ise aslında levvâ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.