İçeriğe atla

Sahv ile Sekr aynı kaynaktan mı doğar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Sahv (ayıklık) ve Sekr (sarhoşluk) halleri, tasavvufta sâlikin Hak ile olan ilişkisinde ortaya çıkan, birbirini tamamlayan ancak farklı mertebeleri ifade eden hallerdir. Her ikisi de değişime açık olan kullara mahsustur ve ilahi tecellilerin birer yansıması olarak aynı kaynaktan, yani Hakk'ın tecellilerinden doğar. Ancak, bu haller Hakk'ın zatına nispetle mevcut değildir; zira Hakk'ın kendisi ne sekr ne de sahv halindedir¹. Sâlik, fenâda Hakk'a yöneldiğinde sekr haline girerken, Hakk'la birlikte halka döndüğünde sahv haline ulaşır; bu, sülûkun kemal noktası olan "sahv-i ba'de's-sekr" olarak adlandırılır.

Detaylı cevap

Sekr, sâlikin ilahi tecellinin şiddetinden kendinden geçmesi, aklının Hak ile mest olması ve kontrolünü kaybetmesi durumudur². Bu hal, Hz. Yusuf'un cemâlinde kadınların ellerini kesmesi örneğinde olduğu gibi, Hakk'ın cemâl tecellisinde "kendinden geçme" olarak açıklanır. Sahv ise, sekrden sonraki ayıklık hali olup, sâlikin Hak'la birlikteyken ayık olması, akıl ve iradesinin Hak'la uyumlu çalışmasıdır³. Bu, "sahv-i ba'de's-sekr" olarak bilinen, sülûkun kemâl noktasıdır. Her iki hal de, sâlikin mânevî yolculuğunda ilahi tecellilerle karşılaşması sonucu ortaya çıkar. Sekr halinde olan sâlik, âlemi "Uluhiyet gözü" ile görür ve bu halden çıktığında sahv haline ulaşır ki bu da uyanıklık ve şuur halidir⁴·⁵·⁶. Ancak, Kelime-i Dâvûdiyye'de belirtildiği üzere, sekr ve sahv "iki renktir" ve "değişime açık olan kullara mahsustur"¹. Hakk'a nazır olan yüce zatlar için ise ne sekr ne de sahv vardır; onlar bu iki halden de istiğfar ederler, çünkü Hakk'ın zatına nispetle bu haller mevcut değildir¹. Bu durum, sekr ve sahvın ilahi tecellilerin birer yansıması olduğunu, ancak Hakk'ın bu tecellilerin ötesinde olduğunu gösterir. Hz. Peygamber'in, cezbe tarafına gitmiş bir Arab'ı ayıklık ve şuur tarafına davet etmesi, aklın ve şuurun önemini vurgular, zira akıl tarafında görülecek işler vardır⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Dâvûdiyye · s.52Sekr (mestlik) ve sahv (ayıklık) ise değişime açık olan kullara mahsustur. O yüce zata nispetle ne sekr ne de sahv vardır. Şimdi mademki Hakk'a bakıyordu, her iOku
  2. 2Sekr
  3. 3Sahv
  4. 4Kâf Sûresi · s.105------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası gOku
  5. 5Kamer Sûresi · s.131------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası gOku
  6. 6Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir · s.37(Yorumu için Terzi Baba Kûr’an da Yolculuk (50) İnsân sûresine bakılabilir) İşte mânevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekeri Dede” nOku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.184Zirâ o Arab mertebe-i akıldan sekr ve cezbe tarafına gitmiş idi. Resûl-i Ekrem hazretleri onu cezbe tarafında bırakmayıp ayıklık ve sahv tarafına da'vet buyurduOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.