İçeriğe atla

Sâlik Cem'i Fark'tan nasıl ayırt eder?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Sâlik, Cem'i Fark'tan, kesretin (çokluğun) ardındaki vahdeti (birliği) müşâhede etmesiyle ayırt eder; Fark makâmında her şey ayrı taayyünler olarak algılanırken, Cem makâmında bu kesretin Hak'ın tecellîsi olduğu idrâk edilir. Bu ayrım, sülûkun kritik bir geçiş noktası olup, sâlikin nefs-i emmârenin pasif itaatinden sıyrılarak içsel bir uyanış ve mücâhedeye girmesiyle başlar ve fenâ mertebelerine doğru ilerledikçe derinleşir. Cem makâmı, sâlikin bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması, yani "kesretten vahdete" ulaşması mertebesidir.

Detaylı cevap

Tasavvufî sülûkta sâlikin idrâk mertebeleri "Fark-Cem-Cem'-i Fark" silsilesiyle açıklanır. Başlangıçta sâlik, Fark makâmındadır; bu mertebede her şeyi ayrı ayrı görür: 'şu Hak, şu kul, şu dünyâ, şu âhiret'. Bu, kesretin (çokluğun) algılandığı hâldir. Sâlikin bu makâmda ubudiyetini "İyyâke na'budu" (ancak Sana ibadet ederiz) ifadesiyle ortaya koyduğu belirtilir¹.

Sülûk ilerledikçe sâlik, Cem makâmına ulaşır. Bu makâmda, kesretin ardındaki vahdeti görmeye başlar; yani 'her şeyin aslında Hak'ın tecellîsi' olduğunu idrâk eder. Bu, sâlikin bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması, kesretten vahdete ulaşmasıdır. Cem makâmı, sâlikin nefs-i emmârenin pasif itaatinden çıkarak nefs-i levvâme mertebesine geçişiyle başlayan içsel bir uyanışın ve mücâhedenin sonucudur. Nefs-i levvâme, sâlikin günahlarını kınadığı, pişmanlık duyduğu ve tevbeye yöneldiği, iç çatışmanın başladığı mertebedir. Bu mertebede sâlik, riyâzet ve mücâhede hamamına girerek nefsinin enâniyet elbisesini soyunur ve âşık-ı vehim ile âşık-ı Hakk'ı ayırt etme kabiliyetini kazanır².

Cem makâmının temel özelliği, sâlikin kendi fiillerinin müstakil olmadığını, fâilin Hak olduğunu görmesiyle başlayan fenâ-yı ef'âl mertebesine yakın olmasıdır. Bu idrâk, "lâ fâile illâllâh" (Hak'tan başka fâil yoktur) müşâhedesiyle somutlaşır. Bu süreçte sâlik, kendi varlık iddiâsından soyunarak, varlığın Hak'a âit olduğunu ayân eder. Cem makâmı, fenâ fillâh'a yakın bir hâldir.

Sâlikin bu makâmda kazandığı temyiz kabiliyetiyle "iyi" gibi görünen kötü ile kötü gibi görünen "iyi"yi ayırt etmesi, hatta kötülüğün bizatihi olmadığını idrâk etmesi sağlanır³. Bu sayede, ârif olmayanların vahdet-i vücûdu inkâr etmelerinin aksine, ârif olanlar ayırt edilemezliği bilerek bu hakikati tasdik ederler⁴. Nihayetinde, sâlikin sülûku "cem'-i fark" veya "fark fî'l-cem'" makâmına ulaşır ki, bu makâmda vahdet kesretle birlikte görülür; yani 'Hak hem birdir hem çoktur' idrâki hâsıl olur⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Fâtiha Sûresi · s.109O Zat’ı Celil’in sıfatı ki hidayet yolunun hakiki talibi olanların makam-ı fark’ın başlangıcında ubudiyetlerini “İyyaKE na’budu” “ancak Sana ibadet ederiz” faslOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.934Ey Hak yolunun sâliki olan arkadaş! Henüz riyâzet ve mücâhede hamamının içine girmeyenler, âşık-ı vehm ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edemezler. Onların görüşü, hamam Oku
  3. 3Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.56Dünyada perdeleri olan Salik irfan mektebinde o perdelerini açmak ister. Bilmelidir ki “açma” celal iledir. Bu yüzden keyifle sürülen hayat bize bizi kazandırmaOku
  4. 4Kelime-i İsmâiliyye · s.107Şeyh'in (r.a.) yukarıda buyurduğu beyitlerin anlamı üzere "vahdet-i vücûd"dan bahsettiklerinde, ârif olmayanlar, ayırt edilemezliği bilmedikleri için onu inkâr Oku
  5. 5Kelime-i Tevhîd · s.504Bu oluşum ile de "fark'ta cem'i" (çoklukta tekliği) yaşama hakikati faaliyete geçirilmiştir. () “kaf” 100 () “vav” 6 () “be” 2 = 108 (1+0+8) =18 eder, ki bu mesOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.