Sâlik Esmâ'yı Sıfât'tan nasıl ayırt eder?
Sâlik, Esmâ'yı Sıfât'tan ayırt etme kabiliyetini, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerinde kazandığı mârifet ve idrâk ile geliştirir. Esmâ, Hak'ın zâtının bilinme yolları ve tecellî mertebeleri iken, Sıfât-ı Subûtiyye ise Hak'ın bizzat var olduğu kabul edilen ezelî ve sâbit vasıflarıdır. Bu ayrım, sâlikin nefsinin tezkiye edilmesi, riyâzet ve mücâhede ile hakikat zevkine ulaşması ve nihayetinde Hak ile halk arasındaki perdelerin kalkmasıyla mümkün olur. Ârif olmayanlar vahdet-i vücûd meselesinde ayırt edilemezliği inkâr ederken¹, sâlikin irfan mektebinde kazandığı temyiz kabiliyeti, iyi gibi görünen kötü ile kötü gibi görünen iyiyi ayırt etmesini sağlar².
Detaylı cevap
Sâlikin Esmâ ile Sıfât arasındaki farkı idrâk etmesi, tasavvufî yolculuğun önemli bir aşamasıdır. Esmâ'ül Hüsnâ, "en güzel isimler" anlamına gelir ve A'râf 180'deki ayetle Allah'a ait olduğu ve O'na bu isimlerle dua edilmesi gerektiği belirtilir. Tasavvufta Esmâ, Hak'ın zâtının bilinme yolları ve sâlikin Hak'a teveccüh kapılarıdır; her isim bir tecellî mertebesi ve bir "rab"dır. Bu isimler, zikrî, ahlâkî, mârifet ve zâtî olmak üzere dört kademede ele alınır. Zâtî esmâ mertebesinde sâlik, her ismin sahibinin tek bir Hak olduğunu idrâk eder ve esmâlar onun gözünde "tek Hak'ın çoklu vechelerine" dönüşür.
Sıfât-ı Subûtiyye ise "sâbit, ezelî olan sıfatlar" demektir ve Hak'ın bizzat var olduğu kabul edilen olumlu sıfatlarıdır. Bunlar, hayât, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm ve tekvîn olmak üzere sekiz tanedir. Bu sıfatlar, ispatla bildirilir ve Hak'ın ezelî, ebedî ve kendinden olan vasıflarını ifade eder. Örneğin, Hayât sıfatı Hak'ın diri olmasını, İlim sıfatı ise her şeyi bilmesini ifade eder.
Sâlik, bu ayrımı yapabilmek için öncelikle nefs mertebelerini aşmalı ve riyâzet ile mücâhede hamamına girmelidir. Nefsin enâniyet elbisesini soyunarak, âşık-ı vehim ile âşık-ı Hakk'ı ayırt etme kabiliyetini kazanır³. Bu süreçte, mürşidin himmetiyle levvâme nefsi kesilirse, yerine mülhime nefis dirilir ve sâlike bazı bilgiler gelmeye başlar. Ancak bu mertebede nefsânî ve şeytânî bilgileri Rahmânî ve meleki bilgilerden ayırt etmek büyük önem taşır⁴.
Tevhid-i Sıfat mertebesinde, sâlik "fena fillah" makamına ulaşır ve sıfatların birliğini idrâk eder⁵. Bu idrâk, Hakk'ın isimlerinin tecellî yerleri olan kullar arasında ayırt etmenin gerçekleşmesine yol açar⁶. Sâlikin irfan mektebinde kazandığı temyiz kabiliyeti, "iyi" gibi görünen kötü ile kötü gibi görünen "iyi"yi ayırt etmesini sağlar ve kötülüğün bizatihi olmadığını idrâk eder². Bu sayede, Hakikat zevkiyle tat alan ve Hakikat nuruyla aydınlanan sâlik, doğru ile yalanı ayırt etme ve hakikate aykırı sözleri fark etme gücüne sahip olur⁷.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i İsmâiliyye · s.107“Şeyh'in (r.a.) yukarıda buyurduğu beyitlerin anlamı üzere "vahdet-i vücûd"dan bahsettiklerinde, ârif olmayanlar, ayırt edilemezliği bilmedikleri için onu inkâr ”Oku
- 2Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.56“Dünyada perdeleri olan Salik irfan mektebinde o perdelerini açmak ister. Bilmelidir ki “açma” celal iledir. Bu yüzden keyifle sürülen hayat bize bizi kazandırma”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.934“Ey Hak yolunun sâliki olan arkadaş! Henüz riyâzet ve mücâhede hamamının içine girmeyenler, âşık-ı vehm ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edemezler. Onların görüşü, hamam ”Oku
- 4Bakara Dosyası · s.50“Sâlik, mürşidinin himmetiyle levvâme nefsi keserse-bakara kesilirse- onun yerine kendisinde mülhime nefis dirilir. Faaliyete başlar. Sâlikin gayreti ölçüsünde b”Oku
- 5Enfâl Sûresi · s.41“Şimdi bu uyku hali salik te seyri sülukta Tevhid-i Sıfat Mertebesinde olur. Tevhid-i Sıfat Burası onuncu (10.) mertebe Tevhid-i Sıfat’tır, Tevhid-i Sıfat : Sıfa”Oku
- 6Kelime-i İsmâiliyye · s.108“Şeyh'in (r.a.) yukarıda buyurduğu beyitlerin anlamı üzere "vahdet-i vücûd"dan bahsettiklerinde, ârif olmayanlar, ayırt edilemezliği bilmedikleri için onu inkâr ”Oku
- 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.811“Bu sebeple hükmünde doğru ile yalanı ayırt eder ve fark eder. Ve bu hususta tarafgirlerin uydurdukları hakikate aykırı sözleri ayırt etmeye muktedirdir. Muâviye”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.