İçeriğe atla

Sâlik Lâhût'u Ceberût'tan nasıl ayırt eder?

Kavram FarkıOrta düzey22 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sâlik, Lâhût'u Ceberût'tan, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerini idrâk ederek ve bu mertebelerin kendine özgü tezahürlerini temyiz kabiliyetiyle ayırt ederek anlar. Lâhût, Hakk'ın kendi zâtının mertebesi olup, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesidir; ne idrâk edilir ne de sınırlandırılır, yalnızca nefyle bilinir. Ceberût ise, esmâ ve sıfâtın tezahür ettiği, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Bu ayrım, ârifin ilmi ve cahilin cehli arasındaki farkı gerektiren bir temyiz meselesidir¹, zira ârif olmayanlar vahdet-i vücûd gibi hakikatleri ayırt edemedikleri için inkâr edebilirler². Sâlik, riyâzet ve mücâhede hamamına girerek vehmî olanla hakîkî olanı ayırt etme yeteneği kazanır³.

Detaylı cevap

Lâhût ve Ceberût, tasavvufta vücud mertebelerinin farklı katmanlarını temsil eder. Lâhût, ilâhî mertebelerin en üstü olup, Hakk'ın zâtının, sıfatlarının ve esmâsının kaynağıdır; tenezülün başlangıcı ve urûcun zirvesidir. Bu mertebe, mutlak gayb olan Zât-ı sırf/a'maiyyet, Hakk'ın kendi zâtına ilk taayyünü olan Ahadiyyet ve esmâ ile sıfatların tafsîl bulduğu Vâhidiyyet katmanlarını içerir. Lâhût, idrâk edilemez ve sınırlandırılamaz, ancak nefyle bilinebilir.

Ceberût ise, lâhûttan sonra gelen, esmâ ve sıfatların tezahür ettiği, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Bu mertebe, ilâhî isimlerin ve sıfatların daha belirgin hale geldiği bir alanı ifade eder. Sâlikin bu iki mertebeyi ayırt etmesi, temyiz kabiliyetinin gelişmesine bağlıdır. Temyiz kabiliyeti, sâlikin irfan yolculuğunda "iyi" gibi görünen kötü ile "kötü" gibi görünen iyiyi ayırt etmesini sağlar⁴. Bu kabiliyet, mürşidin himmetiyle nefsin mertebelerini aşarken kazanılır; örneğin, levvâme nefsin kesilmesiyle mülhime nefsin dirilmesiyle birlikte gelen bilgileri doğru değerlendirme yeteneği gibi⁵.

Ârif olmayanlar, vahdet-i vücûd gibi hakikatleri ayırt edemedikleri için inkâr edebilirler; bu durum, ârifin ilmi ile cahilin cehli arasındaki ayrımı gerektirir². Sâlik, riyâzet ve mücâhede yoluyla nefsin enâniyet elbisesini soyunarak, vehmî olan âşık ile Hakk'ın âşığını ayırt etme yeteneği kazanır³. Bu süreçte, Hakk'ın ayırt etme gücünü ortaya çıkarmasıyla, ayırt etme gücü olmayan akıl görücü hale gelir⁶. Böylece sâlik, Lâhût'un mutlak tenzîhini ve Ceberût'un esmâî tezahürlerini idrâk ederek bu mertebeleri birbirinden ayırabilir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i İsmâiliyye, s. 108“Şeyh'in (r.a.) yukarıda buyurduğu beyitlerin anlamı üzere "vahdet-i vücûd"dan bahsettiklerinde, ârif olmayanlar, ayırt edilemezliği bilmedikleri için onu inkâr ”Oku
  2. 2Kelime-i İsmâiliyye, s. 107“Şeyh'in (r.a.) yukarıda buyurduğu beyitlerin anlamı üzere "vahdet-i vücûd"dan bahsettiklerinde, ârif olmayanlar, ayırt edilemezliği bilmedikleri için onu inkâr ”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 2 · Beyit 2867 (s. 261)“Ey Hak yolunun sâliki olan arkadaş! Henüz riyâzet ve mücâhede hamamının içine girmeyenler, âşık-ı vehm ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edemezler. Onların görüşü, hamam ”Oku
  4. 4Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri, s. 56“Dünyada perdeleri olan Salik irfan mektebinde o perdelerini açmak ister. Bilmelidir ki “açma” celal iledir. Bu yüzden keyifle sürülen hayat bize bizi kazandırma”Oku
  5. 5Bakara Dosyası, s. 50“Sâlik, mürşidinin himmetiyle levvâme nefsi keserse-bakara kesilirse- onun yerine kendisinde mülhime nefis dirilir. Faaliyete başlar. Sâlikin gayreti ölçüsünde b”Oku
  6. 6Mesnevî Cilt 7 · Beyit 1627 (s. 476)“Hak buyurdu: “Ben ayırt etme gücünü ortaya çıkarırım; ayırt etme gücü olmayan aklı görücü ederim!” Yüce Allah hazretleri Musa (a.s.)a cevaben buyurdu ki: “Ben k”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.