Sâlik Tenzîh'i Teşbîh'ten nasıl ayırt eder?
Sâlik, Tenzîh ve Teşbîh kavramlarını, Hak'ın varlık mertebelerindeki tecellîlerini idrâk ederek ve nefsini riyazat ile terbiye ederek ayırt eder. Tenzîh, Hakk'ın zâtının tüm yaratılmışlardan münezzeh olduğunu, hiçbir şeye benzemediğini ifade ederken¹, Teşbîh ise Hakk'ın isim ve sıfatlarının yaratılmışlarda zuhur etmesini, yani O'nun varlık âlemindeki benzerliklerini ifade eder². Gerçek ma'rifetullah, sadece Tenzîh'te veya sadece Teşbîh'te kalmakla değil, her ikisini de bilip Tevhîd etmekle mümkündür³. Bu ayrım, sâlikin riyazat ve mücâhede yoluyla nefsânî perdeleri kaldırması ve kalbini arındırmasıyla derinleşen bir idrâk meselesidir⁴.
Detaylı cevap
Sâlikin Tenzîh'i Teşbîh'ten ayırt etmesi, tasavvufî sülûkun önemli bir aşamasıdır. Bu ayrım, Hak'ın varlık mertebelerindeki zuhurunu doğru anlamakla başlar. Tenzîh, Cenâb-ı Hakk'ın zâtının, halka bağlı tenzihlerden ve tüm yaratılmışlardan münezzeh olduğunu, hiçbir şeye benzemediğini ifade eder¹. O'nun kadim tenzîhi, "şundan tenzih ederim, bundan tenzih ederim" şeklindeki genel tenzihlere benzemez. Teşbîh ise, Hakk'ın isim ve sıfatlarının varlık âleminde, yaratılmışlarda tecellî etmesi ve zuhur etmesidir². Bu, O'nun güzelliğinin, cemâlinin ve mânâsının suretler âleminde görünmesidir.
Sâlik, bu ayrımı idrâk edebilmek için öncelikle riyazat ve mücâhede yoluna girmelidir. Riyazat, nefsi terbiye etme ve dünyevî alışkanlıklardan arındırma yöntemlerinin tümüdür. Bu süreçte az yeme, az uyuma, az konuşma gibi pratiklerle nefsin enâniyet elbisesi soyulur⁴. Nefsânî perdeler kalktıkça, sâlikin kalbi tecellî-i ilâhîye daha açık hale gelir.
Tenzîh ve Teşbîh'i ayırt etme, sadece zihnî bir bilgi değil, aynı zamanda kalbî bir müşâhede ve zevk meselesidir. Sâlik, halka benzer yönüyle kaldığında, Hakk'ın güzellik suretini idrâk eder ve müşâhede eder. Ancak tenzîh babında bir yol açılırsa, teşbîh gider ve sâlik O'nun güzelliğine, cemâline ve mânâsına suret olur². Bu, teşbîhin ve tenzîhin ötesinde bir makama erişmektir⁵. Hakîkî ma'rifetullah, sadece tenzîhte veya sadece teşbîhte kalmakla değil, her ikisini de bilip Tevhîd etmekle elde edilir. Mertebelere riayet etmek şarttır; aksi takdirde vahdet hükümleri yanlış anlaşılır ve Cenâb-ı Hakk'ı tenzîhten kurtaralım derken teşbîh hatalarına düşülür³. Bu Tevhîd, "Ahad" ile tenzîh edip, "Ahmed" ile teşbîh ederek her ikisiyle de Tevhîd etme şeklinde ifade edilir⁶. Sâlikin bu ayrımı yapabilmesi, mürşidinin himmetiyle nefsânî ve şeytânî bilgileri Rahmânî ve melekî bilgilerden ayırt edebilme yeteneği kazanmasıyla da yakından ilişkilidir⁷.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.106“Yüce Hakkın TENZİH'î yani zati tenzihi , halka bağlı tenzihlerden hiç birine benzemez… Yani, "şundan tenzih ederim, bundan tenzih ederim" dediğimiz genel tenzih”Oku
- 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.117“Halka benzer yönünle kalırsan; onun güzellik suretini idrak eder müşahede etmiş olursun… Şayet sana tenzih babında bir yol açılırsa, TEŞBİH'in gider.. Onun güze”Oku
- 3Fâtiha Sûresi · s.109“Şunu da bilmemiz lâzım ki herşey mutlak olarak Allah’tır dersek çok yanlış söylemiş oluruz, her mertebe de zuhurda derken Muhyiddin-i Arabi Hz.leri şöyle buyuru”Oku
- 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.934“Ey Hak yolunun sâliki olan arkadaş! Henüz riyâzet ve mücâhede hamamının içine girmeyenler, âşık-ı vehm ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edemezler. Onların görüşü, hamam ”Oku
- 5İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.118“Bu yoldan bu sefer zahir acziyyetine bakarsan o zaman onu bu vasıflardan tenzih edersin. Şayet sana; TEŞBİH'in ve tenzihin ötesinde bir sefer nasib olursa, ikis”Oku
- 6İnci Tezgâhı (2) · s.8“İlâhî yarabbî: Seni bütün varlık mertebelerinde, Zât-ı mutlak ve Zât-ı mukayyed’in ile, “Tenzîh’ini ve Teşbîh’ini birleştirip, “Tevvhîd” ederim: İllâ Huuuuu: (3”Oku
- 7Bakara Dosyası · s.50“Sâlik, mürşidinin himmetiyle levvâme nefsi keserse-bakara kesilirse- onun yerine kendisinde mülhime nefis dirilir. Faaliyete başlar. Sâlikin gayreti ölçüsünde b”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.