Sâlik Vâhidiyyet'i Hüvviyet'ten nasıl ayırt eder?
Sâlik, Vâhidiyyet'i Hüvviyet'ten, Hak'ın zât mertebesindeki mutlak teklik ile sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesi arasındaki farkı idrâk ederek ayırt eder. Hüvviyet, Hak'ın bütün taayyünlerin ötesinde, sıfatlardan ve isimlerden bağımsız sırf 'O'luk vasfıdır ve ahadiyyet ile aynı kademede yer alır. Vâhidiyyet ise ahadiyyetten sonra gelen, ilâhî esmâ ve sıfatların tafsîl bulduğu, kesretin menşei olan teklik mertebesidir. Bu ayrım, sâlikin sülûk yolculuğunda, özellikle sekr hâlinden sonraki sahv mertebesinde kazandığı temyiz kabiliyetiyle mümkün olur; zira sekr hâlindeki sâlik, Hak'ın zâtını mahlûktan ayırt edemeyen sarhoş gibidir¹.
Detaylı cevap
Sâlikin Vâhidiyyet ile Hüvviyet arasındaki farkı ayırt etmesi, tasavvufî idrâkin ve sülûkun belirli mertebelerinde gerçekleşir. Hüvviyet, Hak'ın zâtının kendine âid olma vasfı, sırf zâta âid mahremiyetidir ve 'O' (hüve) zamîriyle ifâde edilir. İhlâs Sûresi'ndeki "kul hüvallâhu ehad" ifâdesindeki 'hüve', bu zâtî hüviyete işâret eder ve bütün taayyünlerin ötesindedir. Bu mertebe, beş ilâhî hazret (hazerât-ı hamse) düzeninde lâ-taayyün ve taayyün-i evvel (ahadiyyet) ile ilişkilidir (K1-168, Hazarat-ı Hamse).
Vâhidiyyet ise, ahadiyyetten sonra gelen, Hak'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesidir. Bu mertebede ilâhî esmâ ve sıfatlar tafsîl bulur, kesretin menşei olur ve a'yân-ı sâbite Hak'ın ilminde sâbit hâlde bulunur. Hadîd Sûresi'ndeki "hüve'l-evvelü ve'l-âhirü ve'z-zâhirü ve'l-bâtın" beyânı vâhidiyyeti delillendirir.
Bu ayrımı yapabilme kabiliyeti, sâlikin sülûk yolculuğunda kazandığı temyiz yeteneğiyle yakından ilgilidir. Başlangıçtaki sahv hâlinden sonra sekr hâline giren sâlik, fenâfillah makamında kendinden geçerek Hak'ın bir olan varlığının tecellîsinde bir yönü diğerinden ayırt edemeyebilir². Bu hâl, sarhoşun göğü yerden ayırt edememesi gibi, Hak'ın zâtını mahlûktan ayırt edememe durumuna benzer¹. Ancak sülûkun kemâl noktası olan sahv-i ba'de's-sekr mertebesinde sâlik, Hak'la birlikte ama ayık olma hâline ulaşır ve Hak'la halk arasında ayrım yapabilir. Bu mertebede kazanılan temyiz kabiliyetiyle, "iyi" gibi görünen kötü ile "kötü" gibi görünen iyiyi ayırt edebilir³. Ârif olmayanlar, vahdet-i vücûd'dan bahsedildiğinde ayırt edilemezliği bilmedikleri için inkâr ederler; bu durum, ârifin ilmi ve cahilin cehli arasındaki farkı ortaya koyar ve Rablık ile kulluk makamlarının ayırt edilmesini gerektirir⁴. Sâlik, nefsin enâniyet elbisesini soyunup riyâzet ve mücâhede hamamına girdiğinde, âşık-ı vehim ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edebilir⁵. Bu idrâk, sâlikin dil ile gönül arasındaki farkı iyice ayırt etmesiyle ve halkın Hakk'a, Hakk'ın da halka perde olmamasıyla kemâle erer⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.1988“3692. ki sarhoşun hâli böyle olur ki, o göğü yerden ayırt edemez. 25:6 Hadd, burada tarif demektir. Yani, "Sarhoşu tarif ederken böyle tarif edip derler ki, "O ”Oku
- 2Kelime-i Nûhiyye · s.413“(2/115) "Ne tarafa teveccüh ederseniz edin, Allah'ın vechi oradadır." âyet-i kerîmesinin gereğince, her yönden Hakk'ın bir olan varlığının tecellîsini görürler.”Oku
- 3Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.56“Dünyada perdeleri olan Salik irfan mektebinde o perdelerini açmak ister. Bilmelidir ki “açma” celal iledir. Bu yüzden keyifle sürülen hayat bize bizi kazandırma”Oku
- 4Kelime-i İsmâiliyye · s.107“Şeyh'in (r.a.) yukarıda buyurduğu beyitlerin anlamı üzere "vahdet-i vücûd"dan bahsettiklerinde, ârif olmayanlar, ayırt edilemezliği bilmedikleri için onu inkâr ”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.934“Ey Hak yolunun sâliki olan arkadaş! Henüz riyâzet ve mücâhede hamamının içine girmeyenler, âşık-ı vehm ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edemezler. Onların görüşü, hamam ”Oku
- 6Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.162“Sâlikte sükût derinleştikçe ve lâf azaldıkça bu nisbet terakki eder. Nihayet öyle bir mertebeye erişilir ki, dil ile gönül arasındaki fark iyice ayırt edilir v”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.