İçeriğe atla

Sâlik Velâyet'i Nübüvvet'ten nasıl ayırt eder?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Sâlik, velâyet ve nübüvvet makamlarını, her ikisinin de Hak ile yakınlık ifade etmesine rağmen, nübüvvetin kapalı, velâyetin ise açık olması ve tebliğ vazifesi gibi temel farklar üzerinden ayırt eder. Nübüvvet, Hak'tan özel haber alma ve vahiy iletilme makamı olup, risâletle birlikte insanlığa şerîat getirme ve tebliğ etme vasfını taşır; bu makam Hz. Muhammed ile sona ermiştir. Velâyet ise sâlikin Hak ile manevî dostluk ve yakınlık makamı olup, her nebî aynı zamanda velî iken, her velî nebî değildir ve velâyet kapısı kıyamete kadar açıktır. Sâlik, bu ayrımı idrak ederek, Hakîkat mertebesinde eşyanın hakikî yüzünü müşâhede etme ve doğru ile yalanı ayırt etme kabiliyetiyle¹ bu iki makam arasındaki farkı idrak eder.

Detaylı cevap

Sâlikin velâyet ve nübüvveti ayırt etmesi, tasavvufî sülûkun önemli bir aşamasıdır. Öncelikle, nübüvvet "peygamberlik, haber alma" anlamına gelir ve akâidde Hak'tan kuluna özel haber verme, vahy iletilme makamıdır. Her resûl nebîdir, ancak her nebî resûl değildir; risâlet nübüvvetin daha özel bir kademesidir. Nübüvvetin temel mesnedi Necm Sûresi'nin 3-4. âyetleridir: "kendi hevâsından konuşmuyor, sâdece kendine vahyedileni söylüyor". Nübüvvetin alâmetleri arasında ismet (günahtan korunmuşluk), sıdk (doğru sözlülük), tebliğ (mesajı eksiksiz iletme), fetânet (keskin akıl) ve emânet (vahyi koruma) bulunur. Hz. Muhammed "hâtemu'n-nebiyyîn" (Ahzâb 40) olarak nübüvvetin sonuncusudur ve onunla peygamberlik kapısı kapanmıştır.

Velâyet ise lügatte "yakınlık, dostluk, vekîllik" demektir. Tasavvufta sâlikin Hak ile yakınlık makamı, Hak'tan olan manevî dostluğun adıdır. Yûnus Sûresi'nin 62. âyeti ("Allah'ın velîlerine korku ve hüzün yoktur") velâyetin asıl mesnedidir. Velâyet, nübüvvetin altında ancak ona en yakın makamdır ve nübüvvet kapısı kapanmışken velâyet kapısı açıktır. Her nebî aynı zamanda velîdir, ancak her velî nebî değildir. Nübüvvet "haricî" (dış dünyaya tebliğ ve şerîat getirme) iken, velâyet "dâhilî" (iç dünyada Hak'la yakınlık) bir makamdır.

Sâlik, bu ayrımı idrak etme kabiliyetini sülûku esnasında kazanır. Özellikle Hakîkat mertebesinde, Hak'ın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakikî yüzünün açıldığı kademede, doğru ile yalanı ayırt etme yeteneği gelişir¹. Bu temyiz kabiliyeti, sâlikin "iyi" gibi görünen kötü ile "kötü" gibi görünen iyiyi ayırt etmesini sağlar². Arif olmayanların vahdet-i vücûd gibi meseleleri inkâr etmeleri, arifin ilmi ve cahilin cehli arasındaki ayırt etmeyi gerektirir³. Riyâzet ve mücâhede hamamına giren sâlik, nefsin enâniyet elbisesini soyarak âşık-ı vehim ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edebilir⁴. Bu sayede sâlik, nübüvvetin tebliğ ve şerîat getirme vasfı ile velâyetin içsel dostluk ve yakınlık vasfını birbirinden ayırır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 4 · s.811Bu sebeple hükmünde doğru ile yalanı ayırt eder ve fark eder. Ve bu hususta tarafgirlerin uydurdukları hakikate aykırı sözleri ayırt etmeye muktedirdir. MuâviyeOku
  2. 2Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.56Dünyada perdeleri olan Salik irfan mektebinde o perdelerini açmak ister. Bilmelidir ki “açma” celal iledir. Bu yüzden keyifle sürülen hayat bize bizi kazandırmaOku
  3. 3Kelime-i İsmâiliyye · s.107Şeyh'in (r.a.) yukarıda buyurduğu beyitlerin anlamı üzere "vahdet-i vücûd"dan bahsettiklerinde, ârif olmayanlar, ayırt edilemezliği bilmedikleri için onu inkâr Oku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.934Ey Hak yolunun sâliki olan arkadaş! Henüz riyâzet ve mücâhede hamamının içine girmeyenler, âşık-ı vehm ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edemezler. Onların görüşü, hamam Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.