İçeriğe atla

Sâlikte Ceberût mı önce gelir, Melekût mi?

Kavram FarkıOrta düzey4 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî sülûk mertebelerinde, sâlikin idrâk ve tecrübe ettiği âlemler sıralamasında melekût mertebesi ceberût mertebesinden önce gelir. Beş mertebeli vücud düzeninde (lâhût-ceberût-melekût-misâl-nâsût), nâsût âleminden yükselen sâlik önce melekût âlemiyle karşılaşır. Bu durum, Risâle-i Gavsiyye'de "Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır"¹ ifadesiyle açıkça belirtilmiştir. Melekût ruhânî varlıkların, ceberût ise soyut akılların ve Hakîkat-i Muhammediyye'nin mertebesidir; dolayısıyla sâlikin manevî yolculuğunda daha alt bir idrâk seviyesi olan melekût, daha üst ve soyut olan ceberûttan önce tecrübe edilir.

Detaylı cevap

Tasavvufî vücud mertebeleri, Hakk'ın tenezzülâtını ve sâlikin manevî yükselişini ifade eden hiyerarşik bir yapıdır. Bu mertebeler nâsûttan lâhûta doğru bir silsile takip eder: nâsût (cismânî âlem), misâl (sûretler berzahı), melekût (ruhânî âlem), ceberût (akl-ı evvel ve esmâ âlemi) ve lâhût (Hak'ın zâtı). Sâlik, nefs-i mülhime mertebesinde ilham almaya başladığında (Nefs-i Mülhime), nâsût âleminin ötesine geçerek melekût âlemine doğru bir yöneliş sergiler. Risâle-i Gavsiyye'de bu geçişler, şeriat, tarikat ve hakikat olarak üç ana tavırla ilişkilendirilir. Buna göre, "Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat" iken, "melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat"tır¹·². Bu ifade, sâlikin nâsût âleminden sonra ilk olarak melekût âlemiyle muhatap olduğunu ve bu âlemdeki tecrübelerin tarikat yolculuğunun başlangıcını oluşturduğunu gösterir. Melekût, ruhânî varlıkların ve melâikenin mahallidir, yani daha çok ruhsal idrâklerin ve keşiflerin yaşandığı bir alandır. Ceberût ise daha üst bir mertebe olup, akl-ı evvel, rûh-ı a'zam ve Hakîkat-i Muhammediyye gibi soyut akılların bulunduğu, Hak'ın azamet ve kudretinin tecellî ettiği bir âlemdir. Bu sebeple, sâlikin manevî yolculuğunda önce melekût âleminin idrâki, ardından ceberût âleminin keşfi söz konusudur. İnsân-ı Kâmil'in tüm bu mertebelerin aynası olması³, bu sıralamanın bütüncül bir manevî gelişim süreci olduğunu teyit eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Risâle-i Gavsiyye · s.2. − Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır.Oku
  2. 2Bakara Sûresi · s.365“-Nâsût ile melekût arasındaki her tavır şerîat; melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarîkat; ceberût ile lâhût arasındaki her tavır da hakikattır!.." “- YOku
  3. 3Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) · s.18Mülk, melekütun; meleküt, ceberütun; ceberut, lâhutun; ve İnsan-ı Kamil de “halifetullah” olarak, cümlesinin aynasıdır.. İlahi varlığı, kainatı yansıtan bir aynOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.