İçeriğe atla

Sâlikte Lâhût mı önce gelir, Ceberût mi?

Kavram FarkıOrta düzey25 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Sâlikin seyr-i sülûku açısından bakıldığında, lâhût mertebesi ceberût mertebesinden önce gelmez; aksine, sâlikin mânevî yolculuğunda ceberût mertebesi lâhûta giden yolda bir duraktır. Lâhût, ilâhî mertebelerin en üstü ve Hakk'ın zâtının mertebesi olup, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesidir. Ceberût ise lâhût ile nâsût arasında yer alan, esmâ ve sıfatların tezahür ettiği, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Sülûk mertebeleri şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet olarak sıralanırken, ceberût ile lâhût arasındaki her tavır hakîkat olarak tanımlanır¹. Bu durum, sâlikin lâhûta ulaşmadan önce ceberût âleminden geçmesi gerektiğini gösterir.

Detaylı cevap

Tasavvufta âlemlerin sıralanışı genellikle lâhût, ceberût, melekût ve nâsût şeklindedir. Bu sıralama, ilâhî tenezülün (inişin) ve halkın mertebelerini ifade eder. Lâhût, "ilâhî mertebe, ulûhiyyet âlemi" olup, Hakk'ın kendi zâtının mertebesidir. "Hû" ismiyle işaret edilen, bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibarettir². Ceberût ise lâhûtun hemen altında yer alır; "taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmelden ibarettir" ve "Allah" ismiyle tesmiye edilir². Bazı kaynaklarda ceberût âlemi, "Zat-ı ilahî"nin coşarak zuhura getirdiği "ruh-u izafî" olarak da geçer³.

Sâlikin mânevî yolculuğunda ise bu âlemler, bir yükseliş (urûc) sırasına göre deneyimlenir. Nâsût âlemi, beşeriyyet ve cismânî kâinatı temsil ederken, melekût ervâh ve soyut akıllar âlemidir. Ceberût, şiddet ve tasfiye âlemi olarak tanımlanır⁴. Sâlik, nâsûttan melekûta, melekûttan ceberûta ve ceberûttan lâhûta doğru bir seyir izler. Risâle-i Gavsiyye'ye göre, "nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır"¹. Bu ifade, sâlikin lâhût mertebesine ulaşmadan önce ceberût mertebesini aşması gerektiğini açıkça ortaya koyar. İnsân-ı kâmilin kalbi lâhûttur ve lâhût bütün mertebeleri kuşatır⁵. Dolayısıyla, sâlikin seyrinde ceberût, lâhûta giden yolda bir geçiş ve olgunlaşma aşamasıdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Risâle-i Gavsiyye, s. 2“. − Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır.”Oku
  2. 2Fusûs Mukaddimesi, s. 99“72│MUKADDEME Ba’zıları da dört isim ile icmâl edip “lâhût”, “ceberût”, “melekût”, “nâsût”derler. “Lâhût” bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna “”Oku
  3. 3Kamer Sûresi, s. 153““Lahut” da derler... “ küntü kenzen mahfîyyen fe ahbibtü en u’rafe”, “gizli bir hazineydim ”, hükmüne ve düsturuna göre; “Zat’ı ilahî” coşarak “ceberut âlemi” n”Oku
  4. 4Hikâyeler, Vecizeler, Atalar Sözü, s. 64“İnsanlar âlemidir, ruhlar ceberut âlemidir. Şiddet ve tasfiye âlemidir. Melekut, âlemi gaybiyeyi müşahededir. Zat, lâhut âlemidir. Bunların hepsine vücut hazera”Oku
  5. 5Mesnevî Cilt 9 · Beyit 973 (s. 331)“Zirâ nâsûtun rûhu melekût, melekûtun rûhu ceberût ve ceberûtun rûhu lâhûttur. İnsân-ı kâmilin kalbi ise lâhûttur; ve lâhût cemî'-i merâtibi muhît olduğu gibi, i”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.