Sâlikte Sahv mı önce gelir, Sekr mi?
Tasavvufî sülûkta sâlikin hâlleri arasında sahv ve sekr, birbirini takip eden ve tamamlayan iki önemli mertebedir. Genel olarak sülûkun başlangıcında bir ilk sahv (sahv-i ibtidâ) bulunsa da, Hak'ın cemâl tecellîsiyle yaşanan manevi sarhoşluk hâli olan sekr, sâlikin fenâ mertebesinde aklının Hak ile mest olduğu bir durumdur. Bu sekr hâlinden sonra, sâlikin tekrar ayıklığa dönmesi ve Hak'la birlikteyken akıl ve iradesinin yerinde olması hâline sahv-i ba'de's-sekr denir ki, bu sülûkun kemâl noktasıdır. Dolayısıyla, sâlik önce bir başlangıç sahvı yaşar, ardından sekre dalar ve nihayetinde kemâl mertebesi olan sekr sonrası sahva ulaşır.
Detaylı cevap
Tasavvufta sâlikin manevi yolculuğunda karşılaştığı hâllerden sekr, "sarhoşluk, mest olma" anlamına gelir ve sâlikin Hak'ın cemâl tecellîsinde kendinden geçmesi, aklının Hak ile mest olması durumudur. Bu hâl, ilahi cezbe ile oluşur ve sâlikin âlemi "et, yağ tabakası gözü ile değil, Ak-dide ile yani Uluhiyet gözü- İnsân-ı Kâmil’in gözü ile" görmesini sağlar¹·²·³. Sekr hâlinde sâlik, kontrolünü kaybedebilir ve Bâyezîd-i Bistâmî'nin "Sübhânî" sözü gibi zâhirî tezat ifadeler kullanabilir.
Sekr hâlinden sonra gelen sahv ise "ayıklık, uyanıklık" demektir ve sâlikin sekrden sonraki ayıklık hâli, Hak'la birlikte ama ayık olma mertebesidir. Bu, "cem'den sonraki fark hâli" olarak da ifade edilir¹·²·³. Sülûkun kemâli olarak görülen bu sahv hâli, "sahv-i ba'de's-sekr" olarak adlandırılır. Zümer Sûresi'nde⁴ geçen secde ve kıyâm tertibi, manevi seyre işaret eder: sâlik önce kendi izâfî varlığını Hakk'ın varlığında yok eder (fenâ/sekr), ardından kıyâma kalkar (bakâ/sahv). Cüneyd-i Bağdâdî, sahv ehlinin imamı olarak kabul edilir ve onun çizgisi, sülûkun zirvesinin sekr değil, sekrden sonraki sahv olduğunu vurgular. Sekr ve sahv hâlleri, değişime açık olan kullara mahsustur; Hakk'a nispetle ne sekr ne de sahv vardır, zira bu iki hâl "iki renktir"⁵.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kamer Sûresi · s.131“------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası g”Oku
- 2Kâf Sûresi · s.105“------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası g”Oku
- 3Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir · s.37“(Yorumu için Terzi Baba Kûr’an da Yolculuk (50) İnsân sûresine bakılabilir) İşte mânevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekeri Dede” n”Oku
- 4s.42
- 5Kelime-i Dâvûdiyye · s.53“Sekr (mestlik) ve sahv (ayıklık) ise değişime açık olan kullara mahsustur. O yüce zata nispetle ne sekr ne de sahv vardır. Şimdi mademki Hakk'a bakıyordu, her i”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.