İçeriğe atla

Sâlikte Vech-i Hak mı önce gelir, Vech-i halk mi?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî sülûkta sâlik için öncelikli olan, kendi vehmî varlığından (vech-i halk) fânî olup, Hakk'ın varlığını (vech-i Hak) müşâhede etmektir. Bu, "fena fi'ş-şeyh" mertebesinden başlayarak, sâlikin kendi tedbirini unutup, Hak'ın iradesinde fani olmasıyla gerçekleşir¹. Nihayetinde sâlik, Hakk'ın zâtının gayrı her şeyin helâk olduğunu idrak ederek (Kasas, 28/88), Hakk'ın tecelliyatıyla beşerî sıfatlarından fani olur ve yerine ilâhî sıfatlar kaim olur². Bu süreç, sâlikin kendi benliğinden sıyrılarak Hak ile kaim olması ve hem Hak ile hem de halk ile beraber bulunma sırrına ermesiyle sonuçlanır³.

Detaylı cevap

Sâlikin manevî yolculuğunda, başlangıçta kendi varlığına (vech-i halk) odaklanması, Hakk'ın yüzüne (vech-i Hak) bir hicap teşkil eder¹. Bu hicabın kalkması için sâlikin ilk adımı, kendi tedbirini ve enâniyetini terk ederek, kâmil bir mürşidin iradesinde fani olmasıdır ki bu "fena fi'ş-şeyh" mertebesidir¹. Bu mertebe, sâlike yeni bir âlem ve taze bir baht açar.

Hakîkat mertebesinde, sâlik Hakk'ın bizzat müşâhede edildiği, eşyanın hakîkî yüzünün açıldığı kademeye ulaşır. Bu idrak, "a'yân-ı sâbite" (sabit hakikatler) aynalarında, tek Hak olan Hakk'ın, o aynaların gerektirdiğine göre zuhur etmesiyle oluşan kesret suretlerinin (halk) aslında Hak olduğunu görmektir⁴·⁵. Bu noktada sâlik, aynaların kesretini bırakarak, bu aynalarda tecelli eden Vahid'in vechini müşâhede etmelidir⁴.

Vâhidiyyet mertebesinde, Hakk'ın sıfat ve esmâ ile taayyün ettiği teklik mertebesi idrak edilir. Bu mertebede, Hakk'ın ilminde sabit olan a'yân-ı sâbite, yani eşyanın ezelî mahiyetleri bulunur. Hakk'ın nefes-i rahmânîsi ve vücûd-ı hakkânîsi ile a'yân-ı sâbite üzerine tecelli etmesi, halkın vechini kâşif kılar, yani gayb perdesi kalkar ve onların yüzleri açılır⁶.

Sülûkun ilerleyen aşamalarında, sâlikin kendi varlığı (vech-i halk) Hakk'a perde olmaktan çıkar. Hatta bir zaman gelir ki, Hakk halka perde olur, bir zaman da halk Hakk'a perde olur; ancak kâmil sâlik bu ikisini de görmez, hangi mertebede neyi görse Hakk'ın vechini görmüş olur, birbirlerine perde olmazlar⁷. Bu durum, sâlikin kendi varlığını Hakk'ın varlığı karşısında fani kılmasıyla gerçekleşir; zira Hakk'ın zâtının gayrı her şey helâk olur⁸. Neticede, sâlikin beşerî sıfatları fani olur ve yerine ilâhî sıfatlar kaim olur; böylece hem Hak ile hem de halk ile beraber bulunma sırrına erer²·³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Fâtır Sûresi · s.25İnsanın kendi nefsinde tevehhüm ettiği Varlık ve enâniyet ve bu enâniyetine müstenid olan tedbîrleri vech-i Hakk’a hicâbdır. Bir sâlik kendi tedbîrini unutup, hOku
  2. 2TB. Kelime-i İshâkiyye · s.117Mesnevi: Tercüme: " Dergâh-ı Huda'yı taleb eden böyledir. Vaktaki Huda gelir, tâlib "lâ" olur. " Ya'nî tâlib-i Hak olan sâliklerin hâli de böyledir. Vaktaki HakOku
  3. 3Sâd Sûresi · s.186Artık sâlikin dili Allah’ın söylettikleriyle konuşur; sözünde ve fiilinde Hakk’ın tasarrufu hâkim olur. Bu hâl, kulun kendi vehmî varlığından fânî, Hak ile bâkîOku
  4. 4Kelime-i İdrîsiyye · s.168İmdi Hak, bu vech ile halktır. İbret alınız! O vech ile de halk değildir. &10024; Şimdi Hak, bu yönüyle halktır. İbret alınız! O yönüyle de halk değildir. DüşünOku
  5. 5TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.112Paragraf: İmdi Hak, bu vech ile halktır. İbret alınız! O vech ile de halk değildir. Tezekkür edin! (14) ----------------- Yani ayan-ı sabitelerinde aynı vahide Oku
  6. 6TB. Kelime-i İshâkiyye · s.87"Vücûd-i Vâhid-i Rahmân'ın hükmü bir mertebede başka ve diğer mertebede başka değildir. yani kendinde başka zuhur yerinde başka değildir. Velâkin nefes-i rah­maOku
  7. 7Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.165Bir zaman gelir kişi de, Hakk halk’a perde olur. Yaşamda bir zaman gelir, halk Hakk’a perde olur. İşte bunların ikisini de görmez. Yâni hangi mertebede neyi görOku
  8. 8Kelime-i İshâkiyye · s.208Tercüme: “O sâlik baş verici olunca, akıl ne vakit kalır? “Vech-i Hakk’ın gayrı her bir şey hâliktir” (Kasas, 28/88). Ya’ni sâlik, başı makāmında olan varlığınıOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.