İçeriğe atla

Sıfât, Zât'ın neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey22 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî idrakte sıfatlar, Cenâb-ı Hakk'ın Zât'ından ayrı düşünülemeyen, O'nun varlığının tezahürleri ve O'nunla birlikte kadim olan hakikatlerdir. Sıfatlar, Zât'ın kendi hakikatinde potansiyel olarak var olan ve ortaya çıkmak isteyen özellikleridir; Zât'ın üzerine ilave bir şey olmayıp, O'nun zuhur mertebesindeki hususi tecellileridir¹. Bu bağlamda, sıfat mertebesi henüz Uluhiyet mertebesinin içinde yer alır ve bu mertebede varlıklar Allah'ın varlığında olduğu için O'ndan ayrı değildir². Zât'ın birliği mertebesinde sıfatlar potansiyel olarak var olsa da, ortaya çıkmak isterler ve bu zuhur, Zât'ın kendi Zât'ını bilme ve görme arzusunun bir neticesidir³.

Detaylı cevap

Sıfatlar, Zât'ın kendi asli hakikati üzere olan mutlak vücudunun birer tezahürüdür⁴. Tasavvufta sıfatlar, Zât'ın üzerine ilave veya ziyade bir şey olmayıp, O'nun zuhur mertebesindeki hususi tecellileridir; bu nedenle sıfatlarla Zât arasında ayniyet vardır¹. Zât'ın birliği mertebesinde, Hakk'ın potansiyel olarak var olan sıfatları ve isimleri silinmiş ve yok olmuştur; bu mertebede "İlah", "Hâlık" gibi nitelendirmeler yapılamaz, çünkü henüz tapılan veya halk edilen yoktur⁵. Ancak bu potansiyel sıfatlar ve isimler öylece hapsolmuş kalamaz, ortaya çıkmak isterler; tıpkı ressamlık sıfatı olan bir kişinin tablo çizme arzusu gibi⁵.

Sıfat mertebesi, henüz Uluhiyet mertebesinin içindedir; yani İlahlık mertebesinin bir parçasıdır. Bu mertebede varlıklar, Allah'ın varlığında var oldukları için O'ndan ayrı bir şey değildir². Sıfat mertebesinden sonra Esma mertebesine inildiğinde ise mahlukluk başlar ve kimlikler oluşur². Cenâb-ı Hakk'ın Zât'ı ve sıfatları öncesizdir; O, kendi Zât'ını ve sıfatlarını kendi Zât'ında bilir ve görür⁶. Bu biliş ve görüş, isimlerinin sabit hakikatlerini gözlemlemeye ilâhî iradesi ilişmeden önce, kendi Zât'ına ait bağıntılar ve gaybî oluşlar olarak gerçekleşir⁶.

Tasavvufta iki ana sıfat mertebesi ayırt edilir: Sıfât-ı Zâtiyye ve Sıfât-ı Sübûtiyye. Sıfât-ı Zâtiyye, Hakk'ın bizzat Zâtından ayrılmaz sıfatlarıdır. İlim gibi bazı sıfatlar hem Sıfât-ı Zâtiyye hem de Sıfât-ı Sübûtiyye olarak kabul edilebilir; ilim, Cenâb-ı Hakk'ın Zât'ının sıfatı iken, aynı zamanda Sıfât-ı İlâhiye olarak da kadim ve ezelidir⁷. Sıfatlar, Zât'tan mahcup olan kimsenin sun'u (masnüât-ı ilâhiyye olan eşyayı) görmesine neden olan bir perdedir; Zât'ı gâib eden kimse sıfatlar içinde müstağraktır⁸. Bu durum, Zât âleminde, sıfat âleminde, esma âleminde ve ef'al âlemindeki bütün varlıklarda zuhur edenin kendi Zât'ından başka bir şey olmadığını gösterir⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Fusûs — Ayniyyet/Gayriyyet, s. 30“Aynı şekilde sıfat, ismin ve isim de şeyin aynı değildir, gayrıdır, bu itibarla bütün bu mefhumlar arasında gayriyet vardır demek gerekir. ... Fakat sıfatlar mu”Oku
  2. 2Enbiyâ Sûresi, s. 84“Peki bunlar nerede ayrışmaya başlıyor, nefes-i Rahmani bunları bütün âleme yayıyor, burada yine sıfat mertebesinde bunlar latif birer varlık kazanıyorlar. Sıfat”Oku
  3. 3Kelime-i Nûhiyye, s. 98“Zât'ın birliği mertebesinde Hakk'ın potansiyel olarak var olan sıfatları ve bu sıfatların gerektirdiği isimleri silinmiş ve yok olmuştur. "İlah" denemez, çünkü ”Oku
  4. 4İnsân-ı Kâmil (Cilt 4), s. 122“------------------- ZAT'ta; bir vasfa, yahut bir isme, yahut vasfa itibar edildiği zaman bu: O itibar edilen müşahede makamının hükmü olur; ZAT'ın değil… Yani n”Oku
  5. 5Kelime-i Nûhiyye, s. 131“Zât'ın birliği mertebesinde Hakk'ın potansiyel olarak var olan sıfatları ve bu sıfatların gerektirdiği isimleri silinmiş ve yok olmuştur. "İlah" denemez, çünkü ”Oku
  6. 6Kelime-i Âdemiyye, s. 98“Cevap: Evet, Yüce Allah hazretleri Zât'ı ve sıfatları ile öncesizdir; ve Zât'ını ve sıfatlarını bildiğine ve gördüğüne şüphe yoktur. Fakat bu biliş ve görüş, ke”Oku
  7. 7A'yân-ı Sâbite, s. 240“Zira benim ilmim sıfat-ı Zât’iyemdir, şimdi ilim bir sıfattır, ama Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ının sıfatıdır, sıfat-ı Zât’iye sıfatları var esmaiye yani Zat’ından deği”Oku
  8. 8Mesnevî Cilt 4 · Beyit 2646 (s. 227)“حك "Sıfâttan mahcâb olan adam sun'u görür. Sıfâtta odur ki, o zâtı güib .2804 miştir!” Ya'ni, “Sıfatın perdesi, masnüât olan eşyâdır; ve Zât'ın perdesi sıfâttır”Oku
  9. 9Kelime-i Nûhiyye, s. 23“Yani Zat aleminde, sıfat aleminde, esma aleminde, ef’al aleminde; ef’al alemindeki bütün varlıklarda zuhur eden kendi Zat’ından başka bir şey değildir. Böylece ”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.