İçeriğe atla

Sülûk ve Cezbe'yi karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Sülûk ve cezbeyi karıştırmak, sâlikin mânevî yolculuğunda önemli bir hataya yol açar; zira cezbe, ilâhî bir vâridât olup sâlikin iradesi dışında gerçekleşen geçici bir hâl iken, sülûk, iradî çaba ve disiplin gerektiren, merhaleli bir yolculuktur. Bu ayrımı göz ardı etmek, sâlikin kendisine hibe edilen ilâhî serveti nefsine mal etmesine, dolayısıyla mânevî ilerlemesinin kesintiye uğramasına ve hatta azaba uğramasına neden olabilir¹. Cezbe, hâlin başlangıcı olan bârika gibi şimşekvari bir parıltı iken, sülûk bu hâlin tertîb, terbiye ve tekrarla yerleşmesini sağlayan süreçtir; ikisini bir tutmak, hâlin yerleşmesi için gerekli olan mücâhede ve riyâzâtı ihmal etme riskini taşır.

Detaylı cevap

Sülûk ve cezbe arasındaki farkı idrak edememek, sâlikin mânevî yolculuğunda ciddi yanılgılara düşmesine sebep olur. Cezbe, sâlikin kalbine ilâhî bir lütuf olarak gelen, geçici ve vehbî bir hâldir; sâlikin gayretine bağlı değildir. Bu, bir hâlin zuhûrunda görülen "bârika" gibi, şimşekvari bir parıltıdır; aydınlatır ama yağmur yağdırmaz. Sülûk ise, sâlikin iradî olarak katettiği, mücâhede, riyâzât, zikir ve murâkabe gibi amellerle ilerlediği, merhaleli bir yolculuktur².

Bu iki kavramı karıştırmak, özellikle cezbe ile gelen ilâhî serveti sâlikin kendi nefsine mal etme hatasına düşmesine yol açar. Terzi Baba'nın belirttiği gibi, "Hibe olarak verilen İlâhi servetin, zaman zaman seyri sülûk yolundaki farklı aşamalarda kişilerin ayağını kaydıran bir tuzak olduğunu da yakînen bilmekteyiz. Genelde verilen serveti kişiler belli bir aşamadan sonra nefislerine mal etmeye kalktıklarında, bu İlâhi zenginliğin kaynağının kendileri olduğunun düşüncesi, bu servetin büsbütün ellerinden alınmasına sebep olabilmektedir"¹. Bu durum, sâlikin mânevî ilerlemesini durdurur ve hatta gerilemesine neden olabilir.

Sülûk, hâllerin yerleşmesini sağlayan "tertîb-i sülûk" (zikir, virid, murâkabe) ve "edep" gibi şartları içerirken, cezbeyi sülûkun kendisi zannetmek, bu disiplinleri ihmal etmeye yol açar. Mâide Sûresi'nde belirtildiği üzere, "derslerde gevşeklik göstermesi, konulardan uzaklaşması, sohbetlerden uzaklaşması, namazlarda gevşeklik yapması (v.b.) gibi şeyler visâle mani olur veya geciktirir"². Dolayısıyla, cezbenin geçici bir ilham olduğunu ve sülûkun ise bu ilhamı kalıcı bir makama dönüştürmek için gerekli olan sürekli çabayı gerektirdiğini ayırt edememek, sâlikin Hak yolundaki vuslatına engel teşkil eder.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Terzi Baba (Cilt 2) · s.38Hibe olarak verilen İlâhi servetin, zaman zaman seyri sülûk yolundaki farklı aşamalarda kişilerin ayağını kaydıran bir tuzak olduğunu da yakînen bilmekteyiz. GeOku
  2. 2Mâide Sûresi · s.15İlâhi visâl yolunda, seyri sülûk yolunda nefsini kurban etmeye mani olacak şeylere yönelmeyin yâni derslerde gevşeklik göstermesi, konulardan uzaklaşması, sohbeOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.