İçeriğe atla

Tecellî ile Zuhûr hangi Fass'ta birleşir?

Kavram FarkıOrta düzey1 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

Tecellî ve zuhûr kavramları, tasavvufî öğretide Hakk'ın varlık âleminde belirmesini ifade eder ve bu iki kavramın birleştiği makam, İnsân-ı Kâmil'in hakikatidir. Hakikat-i İlâhiyye ve Hakikat-i Muhammediyye, İnsân-ı Kâmil'in hakikatinde birleşerek tecellîlerin ve zuhûrların faaliyet alanı haline gelir¹·²·³·⁴·⁵. Bu birleşme, Hakk'ın hem cemâlî (lütuf, rahmet) hem de celâlî (kahır) isimlerinin tecellîlerine mazhar olan İnsân-ı Kâmil'de gerçekleşir; o, bu tecellîleri vahdetin hakikati bakımından tek kaynaktan gelen ilâhî fiiller olarak idrâk eder⁶.

Detaylı cevap

Tasavvufta tecellî (تجلي), Hakk'ın bir isim, sıfat veya eserle bir mahallde belirmesi, zuhûr (ظهور) ise bu belirişin ortaya çıkmasıdır. Her iki kavram da ilâhî varlığın âlemdeki tezâhürünü ifade eder. Bu tecellî ve zuhûrların birleştiği, yani Hakikat-i İlâhiyye ile Hakikat-i Muhammediyye'nin kesiştiği temel mahal, İnsân-ı Kâmil'in hakikatidir. İnsân-ı Kâmil'in toprak arz bedenleri, bu tecellîlerin ve zuhûrların faaliyet alanıdır¹·²·³·⁴·⁵.

İnsân-ı Kâmil, hem cemâlî (lütuf, rahmet, inayet) hem de celâlî (kahır) isimlerin tecellîlerine mazhar olur. Bu iki yön, zıtlık içinde değil, vahdetin hakikati bakımından birleşir. İnsân-ı Kâmil, lütfu da kahrı da tek kaynaktan gelen ilâhî tecellîler olarak görür ve bunları Hakk'ın birliğinde toplar⁶. Bu durum, tenzih ve teşbihin birleştiği bir makamda gerçekleşir; zira tenzih ile teşbih ayrı ayrı ele alındığında ilâhî ilmin yarım kalmasına yol açar. Bu ikisini birleştirecek ayrı bir makam gereklidir ki, orada birleşirler, ancak kendi mevcudiyetlerinde birleşmezler⁷.

Bu birleşme, aynı zamanda cem'ü'l-cem' mertebesinde de gözlemlenir. Örneğin, Azîz isminin tecellîsinde izzetin yalnızca Rahmân'a ait olduğu belirtilir. Ancak cem'ü'l-cem' makamında Azîz ismi Rahmân ismiyle birleşir; burada artık ne isim ne de müsemmâ söz konusudur, yalnızca mutlak birlik hükmünü icra eder⁸·⁹. Bu da tecellî ve zuhûrun nihai birleşme noktasını, yani mutlak vahdeti işaret eder. Verilen kaynaklarda tecellî ve zuhûrun doğrudan hangi Fass'ta birleştiğine dair spesifik bir bilgi bulunmamakla birlikte, bu birleşmenin İnsân-ı Kâmil'in hakikatinde ve cem'ü'l-cem' makamında gerçekleştiği vurgulanmaktadır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri · s.23Bu ikisinin de zuhur mahalli ve faaliyet sahası bizim için bu arz dünyamızdır. Diğer taraftan da, bâtınen onların zuhur mahalli İnsân-ı Kâmilin hakikatidir. HakOku
  2. 2Yûnus Sûresi · s.34Bu ikisinin de zuhur mahalli ve faaliyet sahası bizim için bu arz dünyamızdır. Diğer taraftan da, bâtınen onların zuhur mahalli İnsân-ı Kâmilin hakikatidir. HakOku
  3. 3Enbiyâ Sûresi · s.115Bu ikisinin de zuhur mahalli ve faaliyet sahası bizim için bu arz dünyamızdır. Diğer taraftan da, bâtınen onların zuhur mahalli İnsân-ı Kâmilin hakikatidir. HakOku
  4. 4Kamer Sûresi · s.57Bu ikisinin de zuhur mahalli ve faaliyet sahası bizim için bu arz dünyamızdır. Diğer taraftan da, bâtınen onların zuhur mahalli İnsân-ı Kâmilin hakikatidir. HakOku
  5. 5Rûm Sûresi · s.18Bu ikisinin de zuhur mahalli ve faaliyet sahası bizim için bu arz dünyamızdır. Diğer taraftan da, bâtınen onların zuhur mahalli İnsân-ı Kâmilin hakikatidir. HakOku
  6. 6Sâd Sûresi · s.181Bu yüzden hem cemâlî (lütuf, rahmet, inayet) hem de celâlî (kahır) isimlerin tecellîsine mazhar olur. İnsanda bu iki yön, zıtlık içinde değil vahdetin hakikati Oku
  7. 7TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.63Ama zuhur ve tecelli yönünden de mahluktur. Ona Halik diyemezsin, Allah diyemezsin. İşte bir yönden aynı şey İslam’ın kemali burada, İslam’daki kemalat burada iOku
  8. 8Sâd Sûresi · s.128Azîz isminin zuhûruna gelince: Nerede izzet varsa, orada varlık yalnızca Rahmân’a aittir. Bir varlık izzetle nitelendiğinde, o varlık Azîz isminin tecellîlerindOku
  9. 9Sâd Sûresi · s.28(Topaloğlu, DİA, 42/610-611) Azîz ve Vehhâb isimlerinin tecellilerine gelince : Nerede bir izzet varsa, onun aslı yalnızca Rahmân’a aittir. Çünkü var olan her şOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.