İçeriğe atla

Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât hangi Fass'ta birleşir?

Kavram FarkıOrta düzey24 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât, tasavvufî mertebeler içinde Muhammedîyet makamında birleşir. Bu birleşme, sâlikin seyr ü sülûkunda ulaştığı en yüksek tevhîd mertebesidir ve Hak'ın bizatihi öz varlığı olan Zât ile O'nun sıfatlarının idrâkini kapsar. Tevhîd-i zât, sadece Zât mertebesinde oluşurken¹, Tevhîd-i sıfât ise sıfatların Hakk'a ait olduğunu, diri, işiten, gören, irâde eden ve kudret sahibi olanın yalnızca Allah Teâlâ olduğunu idrâk etmektir². Bu iki tevhîd, Muhammedîyet makamında, yani mârifet mertebesinde bir araya gelir ve sâlikin varlığının Hakk'ın müşâhedesinde derinleştiği, Hakk'ın Zât ve sıfatından başka hiçbir şey görmediği bir hâl olarak tezahür eder³.

Detaylı cevap

Tevhîd-i sıfât ve Tevhîd-i zât, tasavvufî sülûkun en yüksek mertebelerini temsil eder. Seyr ü sülûkta nefsin mertebeleri ve hazerât-ı hamse esas alındığında, tevhid bahsi aşağıdan yukarıya doğru Tevhîd-i Ef'âl, Tevhîd-i Esmâ, Tevhîd-i Sıfât ve Tevhîd-i Zât şeklinde sıralanır⁴·⁵. Tevhîd-i sıfât, bütün sıfatların Hakk'a ait olduğunu, yani diri, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibinin yalnızca Allah Teâlâ olduğunu idrâk etmektir². Bu mertebede sâlik, sıfatların Hakk'ın tecellîleri olduğunu müşâhede eder. Tevhîd-i zât ise, vücûdun Hakk'a ait olduğu, yani "Lâ mevcûde illallah" (Allah'tan başka varlık yoktur) hakîkatinin idrâk edildiği makamdır⁵. Bu makamda sâlik, hissen, aklen ve hayalen gerek ef'âl, gerek sıfât ve gerek zât aynalarından vücûdu'llah'a bağlanıp, cümle eşyanın vücûd-ı Hakk olduğunu mülâhaza eder ve bu esnada istiğrak hâsıl olur².

Bu iki tevhîd mertebesi, Muhammedîyet makamında birleşir. Ademiyette başlayan bu teşkilat, fiilî olarak İbrahimîyet'te (Tevhid-i Ef'âl), esmâî olarak Musevîyet'te (Tevhid-i Esmâ), sıfatî olarak İsevîyet'te (Tevhid-i Sıfât) ve zâtî olarak Muhammedîyet'te (Tevhid-i Zât) etap etap zuhura gelmiştir⁶. Bu, şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet mertebelerine karşılık gelir. Tevhîd-i zât, sadece zât mertebesinde oluşurken¹, Muhammedîyet makamında sıfatlar Zât'a işaret eder ve Zâtî sıfatlar ile Zât arasında bir bağlantı kurulur. Bu makamda "Zât'ta Sıfât, Sıfât'ta Zât'tır" denilir⁷. Şihâbeddin Sühreverdî'nin belirttiği gibi, tevhid-i hâlî mertebesinde muvahhidin varlığı Hakk'ın müşâhedesinde öyle derinleşir ki, Bir olan Hakk'ın zât ve sıfatından başka onun nazarında hiçbir şey görünmez³. Bu, Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât'ın en yüksek idrâk seviyesinde birleştiği makamdır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Tasavvuf Izâhları, s. 157“.) ------------------- ZÂTÎ TEVHÎD : İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhid-i zâtsız teşbih dir. Tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat mertebele”Oku
  2. 2Bir Ressam Hikâyesi, s. 44“b- Tevhid-i Sıfat : Sıfatlar Hakk’ındır. Yani diri olan, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibi Allah Teâlâ’dır. c- Tevhîd-i Zât: Vücûd Hak”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 9 · Beyit 1788 (s. 573)“Ma'lûm olsun ki, Şihâbeddin Sühreverdî hazretleri Avârifü'l-Maârifinde buyurur ki: “Tevhidin mertebeleri vardır, Tevhid-i îmânî, tevhid-i ilmî, tevhid-i hâli ve”Oku
  4. 4Kelime-i Tevhîd, s. 161“12 - insân-ı kâmil 11 - Tevhîd-i Zât (Zâtın birliği) 10 - Tevhîd-i Sıfât (Sıfatların birliği) 9 - Tevhîd-i Esmâ (İsimlerin birliği) 12 - İnsân-ı Kâmil 11 - Tevh”Oku
  5. 5Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi, Cilt 2, s. 79
  6. 6Bakara Dosyası, s. 261“ADEMİYETTE olan bu teşkilat, Fiil-i olarak İBRAHİMİYET te (Tevhid-i Ef’al) Esma-i olarak MUSEVİYET te (Tevhid-i Esma) Sıfat-i olarak İSEVİYET te (Tevhid-i Sıfat”Oku
  7. 7Bendeki Terzi Babam (Cilt 1), s. 126“Samed: Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın Zât ismidir. Burada ki Sıfât, Zât’a işârettir. Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın Zât-i Sıfâtları- dır… (أَحَد) Ahad ile olan Allah’ın tekliği”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.