Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât hangi Fass'ta birleşir?
Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât, tasavvufî mertebeler içinde Muhammedîyet makamında birleşir. Bu birleşme, sâlikin seyr ü sülûkunda ulaştığı en yüksek tevhîd mertebesidir ve Hak'ın bizatihi öz varlığı olan Zât ile O'nun sıfatlarının idrâkini kapsar. Tevhîd-i zât, sadece Zât mertebesinde oluşurken¹, Tevhîd-i sıfât ise sıfatların Hakk'a ait olduğunu, diri, işiten, gören, irâde eden ve kudret sahibi olanın yalnızca Allah Teâlâ olduğunu idrâk etmektir². Bu iki tevhîd, Muhammedîyet makamında, yani mârifet mertebesinde bir araya gelir ve sâlikin varlığının Hakk'ın müşâhedesinde derinleştiği, Hakk'ın Zât ve sıfatından başka hiçbir şey görmediği bir hâl olarak tezahür eder³.
Detaylı cevap
Tevhîd-i sıfât ve Tevhîd-i zât, tasavvufî sülûkun en yüksek mertebelerini temsil eder. Seyr ü sülûkta nefsin mertebeleri ve hazerât-ı hamse esas alındığında, tevhid bahsi aşağıdan yukarıya doğru Tevhîd-i Ef'âl, Tevhîd-i Esmâ, Tevhîd-i Sıfât ve Tevhîd-i Zât şeklinde sıralanır⁴·⁵. Tevhîd-i sıfât, bütün sıfatların Hakk'a ait olduğunu, yani diri, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibinin yalnızca Allah Teâlâ olduğunu idrâk etmektir². Bu mertebede sâlik, sıfatların Hakk'ın tecellîleri olduğunu müşâhede eder. Tevhîd-i zât ise, vücûdun Hakk'a ait olduğu, yani "Lâ mevcûde illallah" (Allah'tan başka varlık yoktur) hakîkatinin idrâk edildiği makamdır⁵. Bu makamda sâlik, hissen, aklen ve hayalen gerek ef'âl, gerek sıfât ve gerek zât aynalarından vücûdu'llah'a bağlanıp, cümle eşyanın vücûd-ı Hakk olduğunu mülâhaza eder ve bu esnada istiğrak hâsıl olur².
Bu iki tevhîd mertebesi, Muhammedîyet makamında birleşir. Ademiyette başlayan bu teşkilat, fiilî olarak İbrahimîyet'te (Tevhid-i Ef'âl), esmâî olarak Musevîyet'te (Tevhid-i Esmâ), sıfatî olarak İsevîyet'te (Tevhid-i Sıfât) ve zâtî olarak Muhammedîyet'te (Tevhid-i Zât) etap etap zuhura gelmiştir⁶. Bu, şeriat, tarikat, hakikat ve mârifet mertebelerine karşılık gelir. Tevhîd-i zât, sadece zât mertebesinde oluşurken¹, Muhammedîyet makamında sıfatlar Zât'a işaret eder ve Zâtî sıfatlar ile Zât arasında bir bağlantı kurulur. Bu makamda "Zât'ta Sıfât, Sıfât'ta Zât'tır" denilir⁷. Şihâbeddin Sühreverdî'nin belirttiği gibi, tevhid-i hâlî mertebesinde muvahhidin varlığı Hakk'ın müşâhedesinde öyle derinleşir ki, Bir olan Hakk'ın zât ve sıfatından başka onun nazarında hiçbir şey görünmez³. Bu, Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât'ın en yüksek idrâk seviyesinde birleştiği makamdır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Tasavvuf Izâhları · s.157“.) ------------------- ZÂTÎ TEVHÎD : İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhid-i zâtsız teşbih dir. Tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat mertebele”Oku
- 2Bir Ressam Hikâyesi · s.44“b- Tevhid-i Sıfat : Sıfatlar Hakk’ındır. Yani diri olan, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibi Allah Teâlâ’dır. c- Tevhîd-i Zât: Vücûd Hak”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1786“Bilinmeli ki, Şihâbeddin Sühreverdî hazretleri Avârifü'l-Maârif adlı eserinde buyurur ki: "Tevhidin mertebeleri vardır: Tevhid-i îmânî, tevhid-i ilmî, tevhid-i ”Oku
- 4Kelime-i Tevhîd · s.161“12 - insân-ı kâmil 11 - Tevhîd-i Zât (Zâtın birliği) 10 - Tevhîd-i Sıfât (Sıfatların birliği) 9 - Tevhîd-i Esmâ (İsimlerin birliği) 12 - İnsân-ı Kâmil 11 - Tevh”Oku
- 5Cilt 2 · s.79
- 6Bakara Dosyası · s.261“ADEMİYETTE olan bu teşkilat, Fiil-i olarak İBRAHİMİYET te (Tevhid-i Ef’al) Esma-i olarak MUSEVİYET te (Tevhid-i Esma) Sıfat-i olarak İSEVİYET te (Tevhid-i Sıfat”Oku
- 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.126“lafzî ve resmî tevhid (sözde ve şeklî birlik). resmî tevhid (şeklî birlik). resmî ve taklidî tevhid (şeklî ve taklide dayalı birlik). sıfatların birliği. sırf t”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.