İçeriğe atla
İsrâ 44Cüz 15 · Sayfa 286

İsrâ Sûresi 44. Âyet

الإسراء

Sohbete sor

Tusebbihu lehu-ssemâvâtu-sseb'u vel-ardu vemen fîhin(ne)(c) ve-in min şey-in illâ yusebbihu bihamdihi velâkin lâ tefkahûne tesbîhahum(k) innehu kâne halîmen ġafûrâ(n)

Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halim'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.

İsrâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(44) (Tüsebbihu leHUs Semavatüs seb'u vel Ardu ve men fiyhinn* ve in min şey'in illâ yüsebbihu Bi hamdiHİ ve lâkin la tefkahune tesbiyhahüm* inneHU kâne Haliymen Ğafura;)

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halîmdir çok bağışla-yandır.” Hamd bu Âyetin içerisinde bütün mertebeleriyle faaliyettedir. Dikkat edelim Rabbinin hamdı ile değil “hamdiHİ” O’nun hamdı ile diyor, yani “Hu” Allah’ın zâtı. Allah kelimesinin sonundaki “h” harfi de buna işaret etmektedir ve hüviyeti mutlak’ı ifade eden bu, gerçek olan “Hu” dur.

Evvelâ taklidi olarak, niyetle “Hu” ya hamdedilir, daha sonra “Hu” nun ne olduğunu ve buradaki hamd makamının ne olduğunu idrak ettiklerinde zâten ortada

kendileri kalmadığından “Hu” nun hamdı ile hamd ederler ve başka türlüde hamd etmeleri mümkün değildir, çünkü O’ndan başkası yoktur ki hamd etsin, kulunu vasıta yapar kendisi hamd eder. Eşyadan hamd eder aynı zamanda Hâmid ve Mahmud kendisi olur.

Beşeriyyetle bakıldığında kişi kendisi hamd ediyor zanneder fakat aslında hamd edemez, mutlaka ancak O’nun hamdıyla olur.

“Anlayamazsınız” hitabı burada şeriat ehlinedir, ve bu ifade aynı zamanda anlaşılabileceğinin de ifadesidir, çünkü hiç anlaşılması mümkün olmayan bir şeyi Allah Teâlâ hazretleri buraya koymazdı, dikkat edersek “siz anlayamazsınız” diyor ve bizim bizliğimiz mevcut olduğu sürece bu “anlayamazsınız” hitabı yerindedir.

Efendimiz (s.a.v.)ın özelliklerinden biri halîm olmasıdır ve bize de halîm olmamız tavsiye ediliyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(9)