İçeriğe atla
Rahmân 15Cüz 27 · Sayfa 531

Rahmân Sûresi 15. Âyet

الرحمن

Sohbete sor

Ve ḣaleka-lcânne min mâricin min nâr(in)

"Cin"i de yalın bir ateşten yarattı.

Er-Rahmân

Terzibaba - Necdet Ardıç

ve hale­kal canne min maricin min narin “ve maric/dumansız/yalın nar/ateşten cinleri halketmiştir.”

“Cinleri de yalın bir ateşten yaratmıştır.” Cenab-ı Hak insanın oluşumunu yukandaki ayetlerde iki asıl üzere belirttikten sonra, bu ayette de cinlerin oluşumunu anlatmaktadır.

Ve görülen odur ki; cinlerin “Rahmaniyet” mertebesinde yerleri yoktur. Sadece zuhur mahallerinde yaşantıları vardır.

Bu şu demektir ki, insan mertebesine ulaşamazlar ve Hakk’a yakınlıkları çok gerilerdedir. Belki bu yüzden insanları “Rahmaniyet” mertebesinden düşürmeye çalışırlar.

Yalın bir alev olan bu varlıkların ana malzemesinin özelliği yakıcılığıdır. Kendilerinde başka unsurların olmayışı onlarda tek yönlü bir hayat ortaya getirmekte ve aralarında çok çeşitli yaşantılar bulunmamaktadır.

İnsan ise,

- “zat” mertebesi (batın yönü) itibariyle “Allah” ve “Cami” isminin zuhuru;

- “sıfat” mertebesi itibariyle “Rahman” isminin zuhuru;

- “esma” mertebesi itibariyle “Selam” isminin zuhuru;

- “ef’al” mertebesi itibariyle “Melik” isminin zuhurudur. ve

- “cismi” itibariyle de, ağırlıklı toprak olmakla beraber, kendinde (su, ateş ve hava) bulunmaktadır.

Yani kendisinde bir miktar cinnî özellik de bulunmaktadır. Fakat cinlerde insani özellik bulunmamaktadır.

Bu yüzden insanlar hakikatleri itibariyle cinlerden çok üstündürler. Eğer insanda “ateş” diğer unsurlardan daha ağır basarsa, onda ağırlıklı olarak cinnî ahlak yaşantısı ortaya gelebilmektedir.

Onların hayat kaynağı “Aziz”, “Cebbar”, “Mütekebbir” esmalarıdır, insanda ise bütün esma ve sıfatlar mevcuttur.

İnsanda mevcut olan “vehim” ve “hayal” cinlerin saldırı bölgesidir. Onların tesiri altına girmemek için vehim ve hayali gerçek ilim ile yönlendirmek gerekmektedir.

Elmalı’lı Hamdi Yazır bu ayet hakkında özetle şöyle diyor:

[“Cann” ( ) “nun”un şeddelenmesiyle “cin” demektir. “Malih” ile “milh” gibi ikisi de vasıftır.

Burada “insan”dan murad “Adem” (a.s) olduğuna göre “cann” da “cin”in babası demektir. Bazıları bunu Mücahid’den naklettiği gibi burada “cann” cinlerin babasıdır.] Başlangıç itibariyle bütün insan cinsi “salsal”den yaratılmış olduğundan “insan”dan kasıt “Adem” (a.s) değil, insan cinsi olduğu gibi, “cann”dan kasıt da “cin” cinsidir.

Kur’anı Keriym Hicr Suresi 15. sure 27. ayette

مُومعخَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِعوَالْجَانَّ ﴿٢٧﴾

vel canne haleknahü min kablü min narissemümi

“ve cann/cinleri kablü/önceden semum/vücuda nüfuz eden (sam yeli gibi yakan) zehirli sıcak nar/ateşten haleknahü/onu/kendisini halkettik,

“Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık” buyurulduğuna göre,

demek ki Allahu Teala insanı yaratmadan önce “cann” yahut “cin” denilen mahlukları yaratmıştır.

Burada “maric” iki mana ile tefsir olunmuştur.

Bazıları halis ateş, dumansız safi alev demişler;

bazıları da dumanlı bir ateş demişlerdir.

Velhasıl biz insanların gözlerine adet olduğu veçhile görünmeyen, gizli bir takım hayat kuvvetleri, hayati unsurlar yaradılmıştır ki, bunlara “cann” ismi verilmiştir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)