Hz. Muhammed (s.a.v.)
Hz. Muhammed (s.a.v.), beşeriyetin nokta-i kemâli, Hakîkat-i Muhammediyye'nin zâhirî kalıbı ve hâtemu'l-enbiyâ olarak nübüvvet silsilesinin mührüdür. Tasavvuf geleneğinde o, "Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım" hitâbının muhatabı, yâni levlâke'nin sırrıdır; vücûd-ı mutlakın taayyün-i evvelidir. Terzibaba külliyâtında, gerek altı peygamber serisinin altıncı ve son halkası olarak gerek Kelime-i Muhammediyye'nin İbn Arabî'deki tahkîki üzerinden, gerekse de salavâtla yapılan günlük tezekkür ile, sâlikin her bakışta önünde duran kıble-i kemâlâttır. Peki, Habîbullâh olmak ile Rasûlullâh olmak arasındaki fark nedir; bizim her gün "es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ Rasûlallâh" derken muhatap olduğumuz hakîkat hangi mertebededir? Bu sayfada Terzibaba'nın gönlünden çıkmış izlerle, Hz. Muhammed'in cem'u'l-cem' mertebesindeki yerine bakacağız.
Kavramın Kökeni ve Anlamı
"Muhammed" ismi, hamd kökünden türemiş olup "çokça övülmüş" demektir; Ahmed ismi ise "en çok övgüye lâyık" anlamına gelir ve İncîl'deki "Paraklit" müjdesinin Kur'ânî karşılığıdır (Saff 61/6). Kur'ân onu "âlemlere rahmet" (Enbiyâ 21/107), "güzel bir örnek" (Ahzâb 33/21), "yüce bir ahlâk üzere" (Kalem 68/4) olarak tavsîf eder. Hâtemu'n-nebiyyîn (Ahzâb 33/40) sıfatı, onun nübüvvetin zâhirî sürecinin son halkası oluşunu tescîl eder.
Hadîs literatüründe "Ben Allâh'ın halk ettiği ilk nûrum" ve "Âdem henüz su ile çamur arasında iken ben nebî idim" gibi haberler, onun zâhirî doğumunun tarihsel oluşunun ötesinde bâtınî varlığının kıdemine işâret eder. İşte tasavvufun Hakîkat-i Muhammediyye (veya Nûr-u Muhammedî) doktrini, bu haberlerin kelâmî değil ontolojik okunuşundan doğmuştur.
İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem'in son ve hâtem faslı olan Kelime-i Muhammediyye'de, onun hakîkatini vücûd-ı mutlak'ın vâhid ve ferd taayyünü olarak yorumlar:
"Efendimiz'in hakîkati cemî'-i taayyünâtın mebdei olmak i'tibâriyle vücûdda vâhid ve ferddir. Ve kezâ bilcümle taayyü(nâtın)..." (Kelime-i Muhammediyye, Muhyiddîn İbnü'l-Arabî)
Yâni Hz. Muhammed, vücûdun fihristidir; bütün taayyünler — Âdemden Îsâ'ya kadar bütün nebevî kelimeler — onun fihrist-i câmiında okunabilir.
Hakîkat-i Muhammediyye ve Mertebe-i Muhammediyye Ayırımı
Tahkik ehli, Hz. Muhammed'i iki ayrı vechede mütâlaa eder: (1) Hakîkat-i Muhammediyye — taayyün-i evvel, akl-ı küll, kalem-i a'lâ gibi isimlerle anılan, zâttan ilk taayyün eden ilâhî vech; (2) Mertebe-i Muhammediyye — Tevhîd-i Zât'a karşılık gelen, cem'u'l-cem' mertebesi; nebevî silsilenin tenzîh (Mûsâ) ile teşbîh (Îsâ) kutuplarını birleştirip aşan vasat ümmetin mertebesi.
Tarihî şahıs olan Hz. Muhammed b. Abdullâh ise, bu iki ezelî hakîkatin zâhirî kalıbıdır. Terzibaba sohbetlerinde sıkça vurgulandığı üzere, Mevlid-i Şerîf'te kutlanan "nurlu gece", bu bedensel teşrîfin gecesidir:
"Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimiz hazretlerini bedensel olarak dünyâya teşrif ettikleri nurlu gecedir. Bakın kelimeyi tekrar edelim; bedensel olarak dünyâya teşrif ettiği(...)" (Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29), Terzibaba)
Burada "bedensel olarak" vurgusu kasıtlıdır: çünkü onun nûru mevcûdâttan öncedir; cesedi zaman içindeki bir tezâhürüdür.
Terzibaba'nın Yaklaşımı (KALBİ)
Altı Peygamber Silsilesinde Son Halka: Mertebe-i Muhammediyye
Terzibaba'nın altı peygamber serisi, sâlikin geçeceği iç mertebeleri her bir nebî ile eşler. Bu silsilenin son halkası Hz. Muhammed (s.a.v.)'dir ve onun mertebesi Habîbullâh / Cem'u'l-cem' mertebesidir:
"(6) Hz. Muhammed Habîbullâh... 'Mertebe-i Muhammediyet'te kılınan yirmi sekiz (28) dereceli namaz ile mertebesi itibâriyle 'ferdiyyet'tir." (Bendeki Terzi Babam Cilt 2, Terzibaba)
Yirmi sekiz dereceli namaz, hurûf-ı hecâ'nın yirmi sekiz harfi ile Hakîkat-i Muhammediyye'nin kelâm mertebesindeki tecellîsi arasında bir tekābül kurar. Bu mertebede sâlik artık fenâ'dan bekā'ya yürür ve cem ile farkı birlikte taşımayı öğrenir.
Kur'ân'ın Sonsuz Mânâsı ve Muhammedî İrfân
Terzibaba sohbetlerinde Hz. Muhammed'in dilinden nakledilen önemli bir hadîs, Kur'ân'ın mertebeli okuyuşunun anahtarıdır:
"(s.a.v) Efendimiz buyurdular ki: 'Kur'ân'ın dört mânâsı vardır. Hatta yedi mânâsı, hatta yetmiş mânâsı, hatta sonsuz mânâsı vardır.' Biz ne yapıyoruz? Bütün bunları bir kenara bırak(arak yalnız zâhirini tutuyoruz)." (Sohbet Arası Sohbetler CD 14, Terzibaba)
Bu hadîs, zâhir — bâtın — had — muttala' şeklindeki dört katmanın yanına hakāik-i ekserini ekler. Terzibaba'nın irfân mektebinin tüm cesâreti, bu hadîse tutunarak bâtın kapısından geçmektir.
Zikir Halkaları: Cennet Bahçeleri
Hz. Peygamber'in zikir meclislerini cennet bahçeleri olarak tarîf eden hadîsi, Terzibaba'nın irfân meclislerinin meşruiyetini doğrudan ona bağlar:
"Yâ Rasûlallâh; dünyâda cennet bahçesi var mı? Efendimiz de buyurdu ki 'Zikir halkaları cennet bahçeleridir' dedi. Şimdi herhangi bir yerde görsek üç kişi beş kişi esmâ-i ilâhî(yi anıyor)." (Sohbet Arası Sohbetler CD 8, Terzibaba)
Bu, sıradan bir mecâz değildir; cennetin zikr ile dünyâda bir öncül-tecellîsi olduğunun açık beyânıdır. Muhammedî yolun ayırt edici nişânı, kuru bir bilgi değil, müzâkere-i ilâhînin halk ettiği kalbî feyztir.
İlk Emir İkra' ve Adâb-ı İlim
Terzibaba, ilmin başlangıcının kibirsizlik olduğunu vurgularken yine peygamberî silsileye başvurur:
"Hz. Ali Efendimiz ne diyordu, 'Bana bir harf öğretenin kölesi olurum' diyor. İlk emrimiz 'İKRA'dır, neden acaba; evvelâ İkra' diye başladı(...)" (Sohbet Arası Sohbetler CD 6, Terzibaba)
İkra' (oku!) emrinin Hz. Muhammed'e ilk inen kelime olması, ümmî bir nebî üzerinden okumanın fiziksel harften ibâret olmadığını, âfâk ve enfüsün okunması olduğunu ihtâr eder.
Necm Sûresi ve 53 Sırrı: Mirâcın Eşiği
Terzibaba'nın Necm Sûresi şerhi, Hz. Peygamber'in şahsiyeti ve hakîkati etrafında tekerrür eden bir sayı sırrına dikkat çeker:
"Diğer sûre ve âyetlerde Hz. Rasûlullâh (s.a.v.)'ın şahsiyetinde ve hakîkatinde, 'Mescid-i Harâm' ve 'Mescid-i Nebevî'de farklı tecellî ve fetihlerde hep 53 sa(yısı tezâhür eder)." (Necm Sûresi, Terzibaba)
53 sayısı, Mîrâc'ın yıldönümleri, beş vakit namazın elli vakitten 53 toplamına indirilmesi, Resûlullâh'ın hicret ve Medîne'ye girişi gibi kritik eşiklerle örülüdür. Terzibaba bu sayıyı, Muhammedî mîzânın gizli imzâsı olarak okur.
Çarmıha Gerilen Hz. Ali Yüzü ve Muhammedî Edeb
Konuk'un Mesnevî Şerhi Cilt 2'deki anekdot, Muhammedî terbiyenin nasıl bir cihâd-ı ekber olduğunu gösterir:
"Emîrü'l-mü'minîn Ali (kerremallâhu vechehû) efendimizin yüzüne düşmanın tükürmesi — s. 491 Ali (kerremallâhu vechehu) hazretlerinin o kâfirin (...)" (Mesnevî-i Şerîf Şerhi Cilt 2, Ahmed Avni Konuk)
Bu hâdise, nefsâniyyet ile yapılmayan, Hak için yapılan savaşın temsîlidir; Hz. Ali, Muhammedî ahlâkın bir zâhir vechi olarak, hasmı yüzüne tükürdüğünde kılıcı indirir — çünkü artık fiil nefs için olabilirdi. Bu, Mertebe-i Muhammediyye'nin günlük hayata yansımasının en sarsıcı örneklerindendir.
Mesnevî'de Hz. Muhammed: Hurşîd-i Şark
Mevlânâ, Mesnevî'nin pek çok yerinde Hz. Peygamber'i hurşîd-i şark (doğu güneşi) olarak anar. Konuk şerhi bunu şöyle açıklar:
"'Hurşîd-i şark'tan murâd, Hâtem-i enbiyâ (s.a.v.) Efendimiz'dir. Ya'ni 'Ey insân-ı kâmil, sen de ehl-i nefsin yaptıkları fenâlıklara bakmayıp, şarkın güneşi olan (s.a.v.) Efendimiz'in yaptı(klarına bak)." (Mesnevî-i Şerîf Şerhi Cilt 4, Ahmed Avni Konuk)
İnsân-ı kâmilin örnek alacağı zât, zâhirdeki çirkinliklere değil, şarkın güneşinin yaptığına bakmalıdır. Bu, Muhammedî nazarın temel adâbıdır.
Konuk, Mesnevî'nin başka bir bahsinde de seyyieden seyyiete köprü kurulmamasının peygamberî öğüdünü nakleder:
"Resûl-i Zîşân Efendimiz dahi ya'ni 'Her seyyienin arkasından hasene yapın ki, onu mahvetsin' buyurmuştur. 2442. Günâhtan (sonra...)" (Mesnevî-i Şerîf Şerhi Cilt 6, Ahmed Avni Konuk)
Bu, istiğfâr ile amel-i sâlih arasındaki Muhammedî ritimin formülüdür.
Mesnevî, ervâhın işitilmesi mes'elesinde de Hz. Peygamber'in icâzetiyle iş görür:
"Cenâb-ı Pîr Efendimiz bu husûsta III. Cildin 1018 numaralı beyt-i şerifinde, Ya'ni, 'Cemâdlıkdan canlar âlemine gidiniz, ec(...)'" (Mesnevî-i Şerîf Şerhi Cilt 8, Ahmed Avni Konuk)
Cemâdiyyetten hayâta, hayâttan ruhâniyete yürüyen seyrin önderi yine Hâtem-i Enbiyâ'dır.
Kavramlar Ağında Hz. Muhammed
Hz. Muhammed (s.a.v.), Hakîkat-i Muhammediyye ve Nûr-u Muhammedî olarak taayyün-i evvel; Mertebe-i Muhammediyye olarak cem'u'l-cem' mertebesinin temsîlcisidir. Levlâke hadîsinin muhatabı olarak halkın gāyesidir; Mîrâc'ın sâhibi olarak kābe kavseynin eşiğinde duran nebîdir.
Hz. İsa (a.s.)'nın teşbîh yüzü ile Hz. Mûsâ (a.s.)'nın tenzîh yüzü, onun şahsında dengelenir; Hz. Âdem'in safiyyeti, Hz. Nûh'un necâtı, Hz. Süleyman'ın mülkü ve Hz. Yusuf'un cemâli, kelime-i Muhammediyye'nin fihrist-i câmiında yerini bulur.
Silsile onun vârislerine uzanır; Ehl-i Beyt onun neslidir; Hz. Ali (k.a.v.) bâbu'l-ilm sıfatıyla bu mîrâsın aktarıcısıdır. Vahy'in mahalli, risâlet'in mührü, nübüvvet'in hâtemi olarak o, salavat ile her gün anılır; hamd ile her vakit ona dönülür.
Salât onun mîrâcının ümmete hediyesidir; fenâfillâh'tan bekābillâh'a geçişin örneği yine onun velâyet mertebesidir. İhsân hadîsi onun lisânından nâzil olmuştur; teslîmiyet ve muhabbet onun yolunun fıtrî meyveleridir. Bakara Sûresi'nin son iki âyeti miracta ümmete armağan olarak getirilmiştir; Fâtiha seb'u'l-mesânî olarak onun gönlünde nâzil olmuştur.
Fusûsu'l-Hikem'in son ve hâtem faslı Kelime-i Muhammediyye, tahkîkin zirvesini onun hakîkatine bağlar. Mesnevî tâ baştan sona hurşîd-i şarkın etrafında döner; Mevlânâ, "Ben Muhammed'in dininin köpeği oldum" der.
Kütüphanedeki Kaynaklar
Fusûsu'l-Hikem ve şerhleri:
- Kelime-i Muhammediyye (İbn Arabî) — Hakîkat-i Muhammediyye'nin vâhidiyyet ve ferdiyyet mertebesi, son ve hâtem fass.
- TB. Fusûs Mukaddimesi — Terzibaba'nın Fusûs şerhine giriş, Muhammedî hakîkat çerçevesi.
Mesnevî-i Şerîf Şerhi (Ahmed Avni Konuk, 13 cilt):
- Cilt 1 — Hz. Ömer ve Rum elçisi kıssası bağlamında Muhammedî adâb.
- Cilt 2 — Hz. Ali'nin yüzüne tükürülmesi ve cihâd-ı ekber.
- Cilt 3 — Çelebi Hüsâmeddîn ve Mesnevî'nin tamamlanması talebi.
- Cilt 4 — Hurşîd-i şark temsîli ve insân-ı kâmilin nazarı.
- Cilt 5 — Mesnevî'nin üçüncü defterinin sünnetlenmesi temsîli.
- Cilt 6 — Her seyyienin arkasından hasene hadîsi.
- Cilt 7 — Hüsâmeddîn Çelebi ve Mesnevî'nin ızhârı.
- Cilt 8 — Cemâdiyyetten ervâha yürüyüş.
- Cilt 9 — Keyhân ta'biri ve âlem-i tâmm olan kâmil.
- Cilt 10 — Pîr'in irşâdları ve nisârın hakîkati.
- Cilt 11 — Fîhi Mâ Fîh'in 13. fasıl irtibatı.
- Cilt 12 — Genc-nâme ve kıssanın Mesnevî'ye girişi.
- Cilt 13 — Mahdûm Bahâeddîn Veled hazretlerinin Hâtimesi.
Terzibaba sohbetleri (ses kayıtları):
- İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 — Peygamberlere selâm ve Pîr silsilesi.
- Sohbet Arası Sohbetler CD 5, 6, 7, 8, 12, 14 — Zikir halkaları, Kur'ân'ın çoklu mânâsı, İkra' adâbı.
- Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29) — Mevlid gecesinin "bedensel teşrîf" mertebesi.
Sûre şerhleri:
- Necm (Yıldız) Sûresi — 53 sırrı ve Mirâc.
- Bakara Sûresi, Fatiha — Muhammedî vahyin temel yapı taşları.
Diğer Terzibaba eserleri:
- Terzi Baba Cilt 1 — Rasûlullâh'a hitâben yazılmış münâcâtlar.
- Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) — Peygamber zuhûrâtları ve Yâ Rasûlallâh şiiri.
- Bendeki Terzi Babam Cilt 1 ve 2 — Mertebe-i Muhammediyye'de 28 dereceli namaz tahkîki.
Değerlendirme
Hz. Muhammed (s.a.v.), Terzibaba külliyâtında üç mertebede birden okunmalıdır: tarihî şahsiyet olarak Mekke-Medîne yıllarının nebîsi; ontolojik hakîkat olarak Hakîkat-i Muhammediyye, yâni vücûdun taayyün-i evveli; ve sâlikin iç yürüyüşündeki son makam olarak Mertebe-i Muhammediyye, yâni cem'u'l-cem'. Bu üç mertebeyi birbirine karıştırmadan, ayırmadan tutmak, tahkîk ehlinin sanatıdır. Salavatla sürdürülen günlük tezekkür, sâlikin gönlünü bu hurşîd-i şark'ın altına çekmenin pratiğidir. Terzibaba'nın İrfân Mektebi, Muhammedî meşrebin altında sürdürülen bir cemiyet olarak, zikir halkalarının cennet bahçeleri olduğu hadîsini bu çağa bir vâdesi olarak okur — ve sâliki, âlemlere rahmet olan zâta, hem dış edebiyle hem iç hakîkatiyle bağlanmaya dâvet eder.