İçeriğe atla
Kendi Anlatımı

Eserlerini Yazma Serüveni

· Terzibaba Necdet Ardıç

Nusret Babamın makaleleri Yeni İstanbul ve Milliyet gazetelerinde çıkardı. Gazeteler satışa çıkar çıkmaz hemen alır, makale sütunlarını gazetelerden keserek büyük kareli bir deftere tarih sıraları ile yapıştırırdım. Yıllar sonra bu defter, Mahmud Erol Kılıç'ın ilgi ve gayretiyle "Râh-ı Aşk / Aşk Yolu" adıyla bir kitaba dönüştü. Yine Mevlânâ soyundan gelen Refi-i Cevat Ulunay'ın, Milliyet'teki "Okuyucularımla" köşesinde her cumartesi Efendi Babam hakkında yazdığı makaleleri de aynı şekilde toplar, biriktirir, dosya hâline getirirdim; bu yazılar da sonradan yine Mahmud Erol Kılıç'ın çabalarıyla 1995'te kitap olarak basıldı. Nusret Babamı her zaman görme imkânım olduğundan bana yazılan mektuplar fazla değildi; ama elimdeki yirmi mektubu, yirmi dokuz sohbeti, Gülşen-i Râz'dan beş bölümü, bir şiiri ve kasete alınmış bir sohbeti kendi arşivimden derleyip "Mektuplarda Yolculuk" adıyla 2013'te bastırdım. Asılları hâlâ kendi arşivimde mevcuttur; bunlar geçen zaman içinde en güzel hatıralarımdandır.

Şeyhim Nusret Tura, sağlığında bana Abdullah Salâhaddin Uşşâkî'nin "Tuhfetü'l-Uşşâkiyye" adlı Osmanlıca matbu kitabını vermiş, günümüz Türkçesine uyarlamamı istemişti. Çok yorucu bir çalışmaydı; ancak şeyhimin vefatından sonra, 1998'de tamamlayabildim ve kitaplarımın sekizinci sırasına koydum. 1990'lı yıllarda da İbnü'l-Arabî'nin Fütûhât-ı Mekkiyye'sinden alınıp İsmail Hakkı Bursevî tarafından açıklanan **"Lübbü'l-Lüb"**ü Osmanlıca aslından günümüz Türkçesine kazandırdım. Abdülkerim el-Cîlî'nin "İnsan-ı Kâmil" şerhinin ses kasetlerini de yazıya döktürdüm; birinci cilt yaklaşık bin sayfa, ikinci cilt de o kadar tuttu, ama düzenlemeye vaktim yetmediği için yayına hazırlanmasında yardım istedim.

İlk kitabım "Necdet Divanı", yirmi altı bölümden oluşan bir eserdir; 1988'de Tekirdağ'da basıldı. Yaklaşık otuz yıllık mânevî seyrim boyunca peyderpey kaleme aldığım, Esmâü'l-Hüsnâ'nın kısa dörtlük şerhiyle başlayıp Mevlânâ ve Şems ziyaretlerimde gelen şiirleri de içeren bir çalışmadır. İddialı bir şair olmadığımı, kâğıda döktüğüm mânâları okuyanların gönlüne aktarmayı arzu ettiğimi hep söylerim; önsözünde de ilk şeyhim Hazmi Tura ile biat ettiğim Nusret Tura'nın kısa hayat hikâyelerini vermiştim. "Hac Divanı" ise 1990'da hac farizamı edâ ederken kaleme aldığım dört bölümlük bir eserdir; Medine'de Rasûlullah'a duyduğum muhabbeti ve Mekke günlerimin hâletiruhiyesini anlatan şiirleri barındırır. Gençliğimden itibaren duyduğum tasavvufî ilâhileri de hemen kaydeder olmuştum; bu "İlâhî defterim" yaklaşık yirmi yılda oluştu, özellikle Nusret Babama intisabımdan sonra hızlandı. Eseri iki bölüm hâlinde — biri bilgisayar yazımı, biri kendi el yazımın kopyası — hazırladım, defterin aslını da değerli bir hatıra olarak sakladım. Nusret Babamın sohbet meclislerinde okunan ilâhileri de 1960 yılından beri özel olarak tuttuğum bu el yazısı deftere kaydettiğim için, 1963 baskısında on yedinci sayfada yer alan meşhur "Erler demine destur alalım" ilahisinin öyküsüne bizzat şahidim: Nusret Babam bu ilahiyi mânevî seyrü sülûkunu tekmil ettiği 1955'li yıllarda yazmıştı, fakat güftesi sonradan başkalarınca değiştirilip kendi adlarına kaydettirilmişti; yaptığımız müracaatlar da ne yazık ki cevapsız kaldı. Bunun üzerine Nusret Babamın müridlerinden Nazan Ergün'de bulunan şiirlerle bizzat kendi duyup kayda aldığım şiirleri bir araya getirip "Erler Demine" adını verdiğim bir kitap hazırladım. Gençliğimden beri dağınık hâlde duran şiirimsi yazılarımı bir araya getirme işini oğlum Kemal'den rica ettim; o da "Necdet Divanı", "Hacc Divanı" ve diğer dağınık şiirlerimi tarayıp birleştirerek "Terzi Baba Divanı, Bütün Şiirlerim" kitabını meydana getirdi. Şeyhim Nusret Tura'nın ardından hem kabri başında ("Uşşâkî dediler yoluna, katıldı idim kervanına...") hem de mezar taşı için ("Nusret Tura Efendimiz, Terzi baba ve talebeniz...") birer şiir yazdım. Tasavvufî seyrimi dile getiren "Meğer" başlıklı bir şiirim de vardır; "Düşündün mü hiç kardeşim / Bu âlemde nedir işin... Necdet'ten dinle bu sözü / Hak'tan ayırma hiç özü / Bu dünyanın gerçek tadı / Ölmeden ölmekmiş meğer" mısralarıyla biten bu şiir sonradan bestelenip ilahi olarak seslendirildi; vefat ettiğimde tabutumun bir kenarına asılmasını vasiyet ettim.

1980'li yıllarda Tekirdağ sahilinde muhiblerimden Erzurumlu Ömer Faruk, denizden bir yunus çıkararak kerâmet göstermemi isteyince "çıkarırız inşallah" demiştim; bir süre sonra 17.07.1987 tarihli, yirmi altı dörtlüklük "Olmaz" şiirini yazıp kendisine verdim. Yaklaşık yirmi altı yıl sonra bu şiirin gerçek mânâsının bir talebemin kalemiyle açığa çıkması benim için büyük bir hayret vesilesi oldu.

Hayatımın özeti saydığım **"Gönülden Esintiler / Terzi Baba 1"**i "Arası" şiiriyle noktaladım ve bu bölümü 1-7 Kasım 1999'da Mekke'de Kâbe-i Şerif'te tamamladım; ömrüm yeterse devamını "Terzi Baba 2" olarak yazmayı düşünüyordum. "Kelime-i Tevhid" eserimin büyük bölümünü 2001 Umresi'nde Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî içinde oluşturdum, dönüşümde Tekirdağ'da bazı ilaveler yaptım. Bir başka kitabımın el yazımına önceki bir Umre'de başlamış, bilgisayar yazımını 08.03.2009 sabahı bitirmiştim; eserin bitirildiği akşamın Mevlid Kandili'ne denk gelmesini özel bir lütuf saydım. "Hz. Nûh" kitabımın el yazımını da 25.03.2009 Umresi'nde, Mescid-i Haram'da bir numaralı kapıdan girince soldaki bir direğin dibinde otururken tamamladım. 2015 Umresi'ne, önceden başladığım "Fussilet Sûresi" yazılarını "belki devam edebilirim" diye yanıma almıştım; Umre süresince ancak yirmi ikinci âyete kadar gelebildim, dönüşte tamamladım.

Genellikle bulunduğum yerdeki müezzin mahfelinde otururdum; namazlarımı ve sohbet aralarımı orada geçirir, yazdıklarımı da çoğunlukla o mahfelde yazardım. Mi'rac bölümünü yazarken Tevrat ve İncil'deki ilgili kısımları eklemeye başladığım anda kullandığım uçlu kurşun kalemin ucu art arda üç kez "çıt" diye kırıldı; önce tesadüf sandım, sonra bu hâl üzerinde durdum: "Kalemin ucu 'çıt' diye kırıldı, 'tesadüftür,' dedim... yine, yine (çıt, çıt..) kırıldı." O bölümleri bir türlü yazamadım. Bir eserimin belli bir bölümüne kadarki kısmını kaset kayıtlarından aktardım, kayda alınamayan sonrasını ise hatırımda kaldığı kadarıyla kendim ilave ederek tamamlamaya çalıştım.

Nusret Babam hayattayken yazılan kitaplardan biri Cağaloğlu'ndaki Amca Matbaası'nda baskıdayken kontrol için görevlendirilmiştim; Nusret Babamı ziyarete gelip giderken 1963'te bu matbaaya uğrar, Divan'ın basımına bakardım. Matbaacı bir gün bana dedi ki: "Sizin efendiniz cem'ül cem makamında imiş." "Nereden anladınız?" diye sorduğumda "okuduğum bir şiirinden" dedi.

Terzi Baba 1'i kırkıncı, Terzi Baba 2'yi ellinci evlilik yıldönümüm için hazırladım. Yazdığım kitaplardan on iki tanesi doğrudan kendi hayatımın değişik hâllerini anlatır. Kendime gönderilen mektup ve zuhûratların sağda solda kalıp kaybolup gitmemesi ve sonraki nesillere hatıra kalması için bunları Terzi Baba-1, Terzi Baba-2 ve devamı kitaplarında düzenli biçimde topladım. Sevenlerimden gelen soru ve zuhûratlara verdiğim cevapları içeren bu dosyaları aslında 1958'den beri, elli yıla yakın bir süredir biriktirip kayıt altına alıyordum; bir ara bu serinin sayısı doksana ulaşmıştı. 20 Şubat 2009'da dost, kardeş ve talebelerime e-posta göndererek Terzi Baba 2'den sonraki kitap için malzeme istedim; beni tanıdıktan sonraki değişimlerini, olağanüstü hâllerini ve düşüncelerini on gün kadar bir süre içinde göndermelerini, isimlerinin gizli tutulacağını rica ettim. Gelen yazıları önce dosyaladım, sonradan düzenleyip açık kimlik yerine yalnız baş harflerini koydum ve kitaba "Tekirdağ: 12/12/2012 Çarşamba" notuyla imza attım. Bu dönemde İstişâre Dosyaları 3-4-5-6 ile Mektuplar ve Zuhûratlar kitaplarının, arşivimdeki belgelerin bilgisayara aktarılmasıyla oluştuğunu, kitap sayımın yirmi beşi geçtiğini de not düştüm. **"Terzi Baba 2"**nin derlenmesiyle meşgulken okuyuculardan da kendi manevî tecrübelerini göndermelerini istedim. "Kevkeb (kayan yıldız)" adını verdiğim, seyr-i sülûktaki nefsin tuzaklarını anlatan yaklaşık yüz elli sayfalık dosyayı 2008'de kaleme alıp internette yayınladım. İçinde dört yüz otuz sekize yakın yazı rumuzu bulunan mektup-zuhûrat serisini yaklaşık on yıllık bir emekle 12.01.2015'te tamamladım; en çok emeği geçen oğlum ile diğer evlatlarıma teşekkür ederim. "53. Âyetler" bölümünü önce "Terzi Baba-8 (19/53)" kitabına koymayı düşünmüştüm, sayfa sayısı çok artacağı için bunları müstakil bir kitapta toplamaya karar verdim. **"Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi"**ni de kendime gönderilen hâl ve temrin dosyalarından derledim; gelen yazıların tümünü koysaydım bin küsur sayfayı bulacaktı, bu yüzden her dosyadan yalnız bir kısmını aldım, eser yedi yüz elli sayfaya ulaşınca iki cilt hâlinde hazırladım. Basılan bir cildin baskısını beğenip matbaacılara teşekkür ettim, bir tez kitabımın basımını ise yıl başı telaşı geçince ele alacağımı söyledim.

Eserlerimi yazarken yoğun iş hayatımı hiç aksatmadım, yanımdan kâğıt kalemimi ayırmadım. Kitap ve dosya sayımı farklı zamanlarda hep artan bir seyirle andım: bir dönem yüz yirmi üç kitabım ve doksan mektup-zuhûrat dosyam vardı; on sekizinci kitabımı yazdığım sırada bu sayı yüz otuz iki kitap ve doksan sekiz dosyaya, toplamda iki yüz otuza ulaşmıştı. Hayatımın altmış yedi yıllık kısmını bu hak ve hakikat yolunda hizmetle geçirdim; bir ara iki yüz civarında kitabım, ayrıca yüz on civarında "mektuplar ve zuhûratlar" dosyam oldu. Daha sonraki bir dönemde bu sayı iki yüz otuz iki kitap ve yüz kırk **"Mektuplar ve Zuhûratlar Dosyası"**na ulaştı; o günlerde hâlâ "Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk İşârî Te'vîl ve Tefekkürü" üzerinde çalışıyordum. Arkamda sayısı en az üç yüzü geçecek kitap ve adedi belirsiz sohbet kaydı bırakacak olmak beni bugünden bahtiyar kılıyor. Umrede iken, Bursa İlahiyat Fakültesi'nde hakkımda hazırlanan yüksek lisans tezinin kabul edildiği haberi geldi; ileri yaşımda bu tezi ve o dönem tamamladığım kitabımı "terziye yapılmış zâhirî ve bâtınî bir hediye" olarak görüp Allah'a şükrettim.

Kaynaklar
  • DVT-C001 (Ses Kaydı) (s.49, 51, 97, 136, 137)
  • Aşk ve İrfân Yolunda (s.40, 49, 51, 97, 108)
  • Divan 3 (s.39)
  • Tuhfetu'l-Uşşâkî (s.3)
  • Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi Cilt 1 (s.129, 204, 245-246, 306, 312, 341)
  • Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi Cilt 2 (s.21)
  • Terzi Baba Cilt 1 (s.66, 67, 69, 118-120, 367)
  • Terzi Baba Cilt 2 (s.134, 273, 273-275)
  • İlâhîler Derlemesi (s.1, 3)
  • Tüm Şiirlerim (s.3)
  • Bendeki Terzi Babam Cilt 2 (s.2, 22, 199)
  • Sohbet Arası Sohbetler 25 (s.65)
  • Feth Sûresi (s.17, 93)
  • Altı Peygamber - Hz. Nûh (s.55)
  • Fussilet Sûresi (s.2)
  • Sohbet Arası Sohbetler CD 16 (s.83)
  • Sohbet Arası Sohbetler CD 17 (s.116)
  • Necm Sûresi (s.89)
  • Mübârek Geceler (s.92)
  • Yehova Şahitleri ile Mülâkât (s.103)
  • Tûr Sûresi (s.83)
  • Kıyâmet Sûresi (s.122)
  • Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi (s.3)
  • Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası (s.1, 2-3)
  • Bi'smi Has, Selâm 13 (s.2)
  • Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler (s.3)
  • Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk (s.2)
  • Terzi, Elif, Terâzî, Teradî (s.4, 75)
  • NECDET ARDIÇ'IN TASAVVUF ANLAYIŞINDA SEYR-Ü SÜLÛK MERTEBELERİ — LİSANS TEZİ (Yavuz Burak Kır) (s.108)
  • SON DÖNEM UŞŞÂKÎ ŞEYHLERİNDEN MEHMET NUSRET TURA — YÜKSEK LİSANS TEZİ (Yusuf Yücel) (s.47-48)
  • UŞŞÂKÎ KÜLTÜRÜNÜN GÜNÜMÜZE YANSIMASI 'NECDET ARDIÇ' ÖRNEĞİ — YÜKSEK LİSANS TEZİ (Serkan Denkçi) (s.53, 54, 85, 115-116, 127)
  • Terzi Baba'nın Tasavvuf Anlayışında Namaz Kavramı — YÜKSEK LİSANS TEZİ (Canan Çalışkan) (s.27, 33, 42)