İçeriğe atla

A'yân-ı sâbite, A'yân-ı hâricıyye'nin neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

A'yân-ı sâbite, Hak Teâlâ'nın ilminde ezelî olarak sâbit olan, henüz dış âlemde (a'yân-ı hâriciyye) varlık kazanmamış olan eşyânın hakikatleri ve asıl mahiyetleridir. Bu kavram, tasavvuf metafiziğinin temel taşlarından olup, kâinatın ilâhî planı veya taslağı olarak işlev görür. A'yân-ı sâbite, Hazerât-ı Hamse sıralamasında vâhidiyyet mertebesinde, yani taayyün-i sânî'de yer alır ve dış varlığın (a'yân-ı hâriciyye) oluşumundan önceki ilâhî sûretlerdir. Dolayısıyla a'yân-ı sâbite, a'yân-ı hâriciyye'nin oluşumundan önceki gaybî ve ilmî temelini teşkil eder.

Detaylı cevap

A'yân-ı sâbite, Hak'ın ilminde ezelî olarak sâbit olan, henüz dış âlemde (a'yân-ı hâriciyye) vücud-ı haricîye gelmemiş olan eşyânın hakikatleridir. Bu, varlıkların Allah'ın kelâmı ve O'nun ilminde bulunan mânâları olarak ifade edilir¹·²·³. A'yân-ı sâbite, ulûhiyyetin bir düzeni, vahdetin yaygın hali, gayb âleminin tafsili, cemal sûretler ve isimlerin ve sıfatların eserleridir¹·⁴·³.

Hazerât-ı Hamse tasnifinde, a'yân-ı sâbite vâhidiyyet mertebesinde, yani taayyün-i sânî'de bulunur. Bu mertebe, ahadiyyetten (taayyün-i evvel) sonra gelir ve âlem-i ervâh, âlem-i misâl ve âlem-i şehâdet (a'yân-ı hâriciyye) gibi mertebelerden önce yer alır. A'yân-ı sâbite, misâl âleminde latîf bir halde bulunur ve henüz bireysel kimliği oluşmamıştır⁵.

A'yân-ı sâbite, kendi varlığını isteme dilini (lisân-ı isti'dâd) taşır ve Hak Teâlâ'dan kendi vücudunu talep eder. Bu istek üzerine Hak, "kün" (ol) emrini verir ve eşyâ dış âlemde varlık kazanır. Dolayısıyla, a'yân-ı sâbite, a'yân-ı hâriciyye'nin oluşumundan önceki ilâhî plan ve programdır. Bir a'yân-ı sâbite, kendini somut olarak var olan bir şeyde kuvveden fiile çıkarmak üzere olan hassas bir haldir⁶. Kader, zamana bağlı olarak taayyün eden a'yân-ı sâbite olarak tanımlanır; yani somut bir varlık olmak üzere hazırlıklarını tamamlamış bir a'yân-ı sâbitedir⁷. Bu bağlamda, a'yân-ı sâbite, a'yân-ı hâriciyye'nin temelini, kökünü ve hakikatini oluşturur⁸·⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.16A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  2. 2Vahiy ve Cebrâîl · s.29A’dem (yokluk), zûlmet ve zûlm kelimelerinin ger-çek mânâlarını anlamaya çalıştıktan sonra yukarıda geçen “a’yân-ı sabite” ifadesini de kısaca anlatmaya çalışalOku
  3. 3Enbiyâ Sûresi · s.233A’yân-ı Sâbite (Değişmez ayn’lar, hakikatler, özler, asıllar.) Varlıklar, Allah’ın kelâmıdır. O’nun ilminde bulunan bu mânâlar ise, “a’yân-ı sabite” tabiri ile Oku
  4. 4Vahiy ve Cebrâîl · s.30A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  5. 5Ölüm ve Kıyâmet Hakkında · s.4A’yan-ı sâbite misâl âleminde latîf bir halde olduğundan yâni henüz bireysel kimliği oluşmadığından doğan varlık o âlemde henüz varlığının farkında değildir. AnOku
  6. 6Bir Ressam Hikâyesi · s.37Bir a’yân-ı sâbite kendini somut olarak var olan bir şeyde kuvveden fiile çıkarmak üzere olan hassas bir haldir. Varlığın sırrı kaderin içinde faş olmaktadır. KOku
  7. 7Bir Ressam Hikâyesi · s.36A’yân-ı sâbite zaman ötesinde bir tümeldir. Eğer bir tümel zamana bağlı bir varlık haline geçecekse önce zamanın belirli bir anıyla irtibatlandırılır. Zamana baOku
  8. 8Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.378Kazânın bir ismi de a’yân-ı sâbitedir, ya’nî kişinin varlığı ile a’yân-ı sâbitesinin ayn olduğu, göz olduğu, kaynak olduğu ve hakîkati olduğu şeklinde tam tekliOku
  9. 9A'yân-ı Sâbite · s.457Kazânın bir ismi de a’yân-ı sâbitedir, ya’nî kişinin varlığı ile a’yân-ı sâbitesinin ayn olduğu, göz olduğu, kaynak olduğu ve hakîkati olduğu şeklinde tam tekliOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.