İçeriğe atla

A'yân-ı sâbite ile A'yân-ı hâricıyye arasındaki fark nedir?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

A'yân-ı sâbite, Hak Teâlâ'nın ilminde ezelî olarak sâbit olan, varlıkların asıl mahiyetleri ve ilâhî sûretleridir; henüz dış âlemde vücut bulmamış, ancak "ne olacaksa o" olarak belirlenmiş hakikatlerdir. Buna karşılık a'yân-ı hâriciyye, a'yân-ı sâbitelerin dış dünyadaki zuhurları, gölgeleri ve somutlaşmış halleridir. A'yân-ı sâbite, varlıkların ilâhî kelimeleri olup¹, ilm-i ilâhîde sübûtları cihetinden "kıdem" nispeti taşırken; a'yân-ı hâriciyye, bu kesîf âlem-i anâsırda vücut bulmaları cihetinden "hudûs" nispeti taşır². Yani a'yân-ı sâbite bir plan, bir taslak iken, a'yân-ı hâriciyye bu planın dış âlemdeki gerçekleşmiş halidir.

Detaylı cevap

A'yân-ı sâbite, tasavvuf metafiziğinin temel kavramlarından olup, eşyanın Hak'ın ilminde ezelî olarak sâbit olan "asıl mahiyetleri"dir. Bunlar, ulûhiyetin bir düzeni, vahdetin yaygın hali ve gayb âleminin tafsilidir³·⁴. Hak Teâlâ'nın malumatı ve yüce harfler olarak da ifade edilirler¹. Hazerât-ı Hamse sıralamasında a'yân-ı sâbite, vâhidiyyet mertebesinde, yani taayyün-i sânî'de yer alır. İbn Arabî'ye göre a'yân-ı sâbite, Hak'tan kendi vücudunu "lisân-ı isti'dâd" (kabiliyet dili) ile ister ve Hak Teâlâ bu istek üzerine "kün" (ol) emrini verir. Bu mertebede, her a'yân-ı sâbite, İzâfi Zât'ın bir vechine karşılık gelir ve sabittir; aynı a'yân-ı sâbiteden bir ikincisi mümkün değildir⁵.

A'yân-ı hâriciyye ise, a'yân-ı sâbitelerin dış dünyadaki, yani âlem-i şehâdetteki zuhurlarıdır. Bunlar, a'yân-ı sâbitelerin gölgeleri hükmündedir⁶. A'yân-ı sâbite ilm-i ilâhîde ne sûretle sâbit olmuşlarsa, vücûd-ı hâricîde de ancak o sûretle zâhir olurlar; zira ilâhî kelimeler için tebdîl yoktur ve zıll, zî-zıllın sûreti üzeredir². A'yân-ı sâbite zaman ötesinde bir tümel iken, a'yân-ı hâriciyye zamanın belirli bir anıyla irtibatlandırılarak somut bir varlık haline geçmiş, taayyün etmiş a'yân-ı sâbitedir⁷. Misâl âleminde latîf halde bulunan a'yân-ı sâbite, anne baba vesilesiyle şehadet âlemine geldiğinde, kesîf beden ve izâfi nefs ile perdelenmiş olarak a'yân-ı hâriciyye olarak zuhur eder⁸. Bu durumda a'yân-ı sâbite Hakk'ın, Hak dahi a'yân-ı sâbitenin aynası olmuş olur⁹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Enbiyâ Sûresi · s.233A’yân-ı Sâbite (Değişmez ayn’lar, hakikatler, özler, asıllar.) Varlıklar, Allah’ın kelâmıdır. O’nun ilminde bulunan bu mânâlar ise, “a’yân-ı sabite” tabiri ile Oku
  2. 2Kelime-i Mûseviyye · s.813Demek ki a’yân-ı sâbite ilm-i ilâhîde ne sûretle sâbit olmuşlar ise, vücûd-ı hâricîde dahi ancak o sûretle zâhir olurlar. Çünkü kelimât-ı ilâhiyye için tebdîl yOku
  3. 3Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.16A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  4. 4Vahiy ve Cebrâîl · s.30A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  5. 5Şûrâ Sûresi · s.140Zat'ın bir veçhi diğer veçhinden farklıdır dolayısyla bir a’yân-ı sâbiteden ancak bir tane vardır ve aynı a’yân-ı sâbiteden bir ikinci a’yân-ı sâbite olması mümOku
  6. 6TB. Kelime-i Yûsufiyye · s.85A'yân-ı hâriciyye ise a'yân-ı sabitenin gölgesidir. Yani şunun programı batındaki ayan-ı sabiteden geldiğinden ayan-ı sabite özdeki, bir de bunların programı ayOku
  7. 7Bir Ressam Hikâyesi · s.36Gene de belli belirsiz bir fark vardır. A’yân-ı sâbite zaman ötesinde bir tümeldir. Eğer bir tümel zamana bağlı bir varlık haline geçecekse önce zamanın belirliOku
  8. 8Ölüm ve Kıyâmet Hakkında · s.4A’yan-ı sâbite misâl âleminde latîf bir halde olduğundan yâni henüz bireysel kimliği oluşmadığından doğan varlık o âlemde henüz varlığının farkında değildir. AnOku
  9. 9Kelime-i Ya'kûbiyye · s.96Bu mukaddeme ma’lûm olduktan sonra metnin şerhine mübâşeret edelim: Metn-i sâbıktaki beyânât lisân-ı zâhir üzere vâki’ olmuş idi. Fakat beyânâtın sırrı ve bâtınOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.