İçeriğe atla

A'yân-ı sâbite ve A'yân-ı hâricıyye'nin ortak zemini nedir?

Kavram FarkıOrta düzey1 görüntülenme9 kaynak
Kısa cevap

A'yân-ı sâbite ve a'yân-ı hâriciyye'nin ortak zemini, her ikisinin de Hak Teâlâ'nın ilminde ezelî olarak sâbit olan ilâhî sûretler olmasıdır. A'yân-ı sâbite, eşyanın Hak'ın ilminde ezelî olarak belirlenmiş asıl mahiyetleri, kâinatın taslağı iken, a'yân-ı hâriciyye ise bu ilâhî sûretlerin dış âlemde zuhur etmiş, kesîf ve somut halleridir. Ortak zeminleri, a'yân-ı hâriciyyenin, a'yân-ı sâbitenin birer zılli (gölgesi) olmasıdır; zira zıll, zî-zıllın sûreti üzere olup, kelimât-ı ilâhiyye olan a'yân-ı sâbitenin ilm-i ilâhîdeki sübûtu, a'yân-ı hâriciyyenin zuhuruna temel teşkil eder¹. Bu bağlamda a'yân-ı sâbite, henüz varlık kokusu almamış ilmi sûretler iken², a'yân-ı hâriciyye bu ilmi sûretlerin dış âlemdeki tecellîleridir.

Detaylı cevap

A'yân-ı sâbite, tasavvuf metafiziğinin temel kavramlarından olup, eşyanın Hak'ın ilminde ezelî olarak sâbit olan asıl mahiyetleridir; kâinatın taslağı ve planı hükmündedir. Bu ilâhî sûretler, Hazerât-ı Hamse sıralamasında vâhidiyyet mertebesinde yer alır ve henüz haricî vücuda gelmemişlerdir. Onlar, Hak'ın ilminde zâhir olan sûretlerden ibaret olup³, kendi varlığını isteme dili olan "lisân-ı isti'dâd" ile Hak'tan vücudunu talep ederler. A'yân-ı sâbite, insanın hakikatleri, ulûhiyyetin bir düzeni, vahdetin yaygın hali, gayb âleminin tafsili, cemal sûretler, isimlerin ve sıfatların eserleri, yüce Hakk'ın malumatı ve yüce harfler olarak tanımlanır⁴·⁵·⁶. Her bir a'yân-ı sâbite, İzâfi Zât'ın bir veçhine karşılık gelir ve sabittir; bir a'yân-ı sâbiteden ikinci bir a'yân-ı sâbite olması mümkün değildir⁷.

A'yân-ı hâriciyye ise, a'yân-ı sâbitenin dış âlemdeki zuhurudur. A'yân-ı sâbite, ilm-i ilâhîde ne sûretle sâbit olmuşlarsa, vücûd-ı hâricîde de ancak o sûretle zâhir olurlar¹. Bu durum, kelimât-ı ilâhiyye için tebdîl olmamasından kaynaklanır; zira a'yân-ı sâbite kelimât-ı ilâhiyye olup, a'yân-ı hâriciyye onların zılleridir. Zıll, zî-zıllın sûreti üzere olduğundan, a'yân-ı hâriciyye, a'yân-ı sâbitenin gayrı değildir¹. A'yân-ı sâbite, misâl âleminde latîf bir halde iken, anne baba vesilesiyle şehadet âlemine geldiğinde kesîf beden ve izâfi nefs ile perdelenmiş olur⁸. Bu, a'yân-ı sâbitenin somut bir varlık olarak kuvveden fiile çıkması halidir ve zamana bağlı olarak taayyün eden a'yân-ı sâbiteye kader denir⁹. Dolayısıyla, a'yân-ı sâbite ve a'yân-ı hâriciyye arasındaki ortak zemin, ilâhî ilimdeki ezelî hakikatlerin, dış âlemde kendi sûretleri üzere tecellî etmesidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Mûseviyye · s.813Demek ki a’yân-ı sâbite ilm-i ilâhîde ne sûretle sâbit olmuşlar ise, vücûd-ı hâricîde dahi ancak o sûretle zâhir olurlar. Çünkü kelimât-ı ilâhiyye için tebdîl yOku
  2. 2Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi · s.152Bu mertebede açığa çıkan her bir ilmi sûret, harici eşyadan her birinin hakikati ve onu terbiye eden Rabb-ı hassıdır. Sufi deyiminde her bir ilmi sûrete “ayn-ı Oku
  3. 3Kelime-i İdrîsiyye · s.164Hakk’ın kendi zâtına tecellîsi indinde, kendi ilminde peydâ olan ve suver-i esmâiyyesinden ibâret bulunan, a’yân-ı sâbite, Hak üzerine isti’dâdlarıyla ne hüküm Oku
  4. 4Enbiyâ Sûresi · s.233A’yân-ı Sâbite (Değişmez ayn’lar, hakikatler, özler, asıllar.) Varlıklar, Allah’ın kelâmıdır. O’nun ilminde bulunan bu mânâlar ise, “a’yân-ı sabite” tabiri ile Oku
  5. 5Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.16A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  6. 6Vahiy ve Cebrâîl · s.30A’yân-ı Sâbite : İnsânın hakikatleridir. A’yân-ı Sâbite : Ulûhiyyetin bir düzenidir. A’yân-ı Sâbite : Vahdet’in yaygın halidir. A’yân-ı Sâbite : Gayb âleminin tOku
  7. 7Şûrâ Sûresi · s.140Zat'ın bir veçhi diğer veçhinden farklıdır dolayısyla bir a’yân-ı sâbiteden ancak bir tane vardır ve aynı a’yân-ı sâbiteden bir ikinci a’yân-ı sâbite olması mümOku
  8. 8Ölüm ve Kıyâmet Hakkında · s.4A’yan-ı sâbite misâl âleminde latîf bir halde olduğundan yâni henüz bireysel kimliği oluşmadığından doğan varlık o âlemde henüz varlığının farkında değildir. AnOku
  9. 9Bir Ressam Hikâyesi · s.36A’yân-ı sâbite zaman ötesinde bir tümeldir. Eğer bir tümel zamana bağlı bir varlık haline geçecekse önce zamanın belirli bir anıyla irtibatlandırılır. Zamana baOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.