İçeriğe atla

Cem, Fark'ın neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Cem, tasavvufta sâlikin kesretten vahdete ulaşarak bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde topladığı mertebedir ve Fark'ın zıddı olarak konumlanır. Sülûkun başlangıcında sâlik kesreti (Fark'ı) algılarken, Cem mertebesinde bu kesretin ardındaki vahdeti müşâhede eder. Bu durum, "Fark'tan Cem'e" geçiş olarak ifade edilir ve sâlikin kendi özelliklerinden sıyrılarak Hakk'ın varlığında erimesi anlamına gelir¹·². Ancak kâmil irfân ehli için sülûk, Cem'den sonra tekrar Fark'a, yani "Cem'-i Fark" veya "Fark fî'l-Cem'" mertebesine ulaşmayı gerektirir ki bu, vahdeti kesretle birlikte idrâk etme hâlidir²·¹.

Detaylı cevap

Cem ve Fark kavramları, tasavvuf sülûkunun temel mertebelerini ifade eden bir silsile içinde yer alır: Fark-Cem-Cem'-i Fark. Başlangıçta sâlik, her şeyi ayrı ayrı taayyünler olarak algılar; bu hâle Fark denir ve kesretin farkındalığıdır. Bu mertebede "şu Hak, şu kul, şu dünyâ, şu âhiret" gibi ayrımlar belirgindir. Sâlikin sülûkunda ilerlemesiyle birlikte, kesretin ardındaki vahdeti görmeye başladığı mertebe ise Cem'dir. Cem, "toplama, bir araya getirme, birleştirme" anlamına gelir ve sâlikin bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplamasıdır. Bu mertebede sâlik, özü itibarıyla Hakk'ın varlığı olduğunu idrâk eder ve kendi müstakil varlığını kesret olarak görür¹. Cem makâmında bulunan kimse, farklara müteallik ilimlere tenezzül etmez, çünkü aynı cemde olduğu için farkın taalluk ettiği ihbaratı kabul etmez³·⁴. Örneğin, demirin ateşte kıpkırmızı olup ateş sıfatıyla nitelenmesi, demirin ateş ile cem mertebesidir; bu hâlde demirle ateşi ayırmak mümkün değildir⁵. Ancak kâmil irfân ehli, sülûkun kemâlâtında Cem'-i Fark veya Fark fî'l-Cem' mertebesine ulaşır. Bu mertebe, vahdeti kesretle birlikte görme, yani "Hak hem birdir hem çoktur" idrâkidir. Bu, bekâ billâh ehlinin makâmıdır ve sâlikin Cem'den sonra tekrar Fark'a dönerek, kesretin irfâniyetini kazanmasıdır¹. Bu makâma eren kişinin iki yönü vardır: biri halka, diğeri Hakk'a bakar ve nerede nasıl gerekiyorsa o yönüyle görünür⁶·⁷·⁸. Cem mertebesi, ef'âl, esmâ, sıfat ve zât mertebelerinde ayrı ayrı yaşanır ve "cem'ül cem'ül cem ile feth oldu evvab-ı Hüda" ifadesiyle bu cemlerin toplamının Hakk'ın kapısını açtığı belirtilir⁹·¹⁰.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i İdrîsiyye & İbrâhîmiyye · s.203Yine her birerlerimizde Hakkın varlığı var olarak biliriz ama bundan sonra özelliklerimiz ortaya çıkması gerektiğinden o özellikler ile kendimizi o “cem” den ayOku
  2. 2K1-136
  3. 3TB. Kelime-i Nûhiyye · s.128İşte kim nereye taparsa furkani hareket etmiş olur. Farklı Rabblara yönelmiş olur. Nuh’da (a.s.) bu mertebedendi. Cem mertebesinde ikame olunan kimse furkana yaOku
  4. 4Furkân Sûresi · s.19İşte kim nereye taparsa Furkâni hareket etmiş olur. Farklı Rablara yönelmiş olur. Nuh (as) da bu mertebeden di. Cem mertebesinde ikame olunan kimse Furkâna yaniOku
  5. 5Kelime-i İshâkiyye · s.185Sözün özü, ârif "cem'" (birlik) mertebesinde Hak'tan ayrı değildir. Örneğin demir ateşte kıpkırmızı olur; ve ateş sıfatıyla nitelenir. Bu hâl demirin ateş ile cOku
  6. 6Altı Peygamber (Cilt 6) — Hz. Muhammed (s.a.v.) · s.152Ancak en kemâlde olan irfân ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem demektir. Bu mertebeye eren kişOku
  7. 7Muhammed Sûresi · s.51Ancak en kemâlde olan irfân ehli, “cem-ül cem” e ulaşanlardır. “Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem demektir. Bu mertebeye eren kişOku
  8. 8Tevbe Sûresi · s.222“Cem-ül Cem” demek, bütün cemleri bir araya toplayıp Cem’inde Cem’i demek tir. Bu mertebeye eren kişinin iki (2) vechi/ yönü vardır. Biri halka, diğeri Hakk’a bOku
  9. 9İnsân-ı Kâmil (Cilt 2) · s.79Cem hali tabi. Ama bu kaçıncı cem? "Cem'ül, cem'ül, cem ile feth oldu evvab-ı Hüda" dedikleri sıfat mertebesindeki cem. Ondan sonra Zat mertebesine çıkıyor. EvvOku
  10. 10Sohbet Arası Sohbetler CD 17 · s.119İşte o zaman “ cem-ül cem-ül cem-ül cem ile feth oldu ebab-ı hüda,” demişler. Yani bütün bu cemlerin toplamıyla hakk kapısı feth edildi. Bu cemlerin bir tanesi Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.