İçeriğe atla

Cem ile Cem'u'l-cem aynı kaynaktan mı doğar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Cem ve Cem'u'l-cem kavramları tasavvufta aynı mânevî silsilenin farklı mertebelerini ifade ederler ve her ikisi de sâlikin kesretten vahdete, ardından vahdetten kesrete dönüşünü anlatan, evliyaların koyduğu terimlerdir¹. Cem, sâlikin kesretin ardındaki vahdeti görmeye başladığı, bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde topladığı makam iken, Cem'u'l-cem ise bu birliğin içinde çokluğu da idrak ettiği, yani Hakk-ı Mutlak'ın hem bir hem de çok olduğunu müşâhede ettiği kemâl makamıdır². Bu iki makam, sülûkun başlangıcı olan şerîattan nihâyeti olan Cem'u'l-cem'e uzanan mânevî zincirin kritik halkalarını oluşturur³.

Detaylı cevap

Cem ve Cem'u'l-cem, tasavvufî sülûkun temel mertebelerinden olup, evliyalar tarafından belirlenmiş özel terimlerdir¹. Bu kavramlar, sâlikin mânevî yolculuğundaki idrak değişimlerini ifade eder. Sülûkun başlangıcında sâlik, her şeyi ayrı ayrı taayyünler olarak algılar; bu hâle fark denir. Bu mertebede "şu Hak, şu kul, şu dünya, şu âhiret" gibi kesret (çokluk) farkındalığı baskındır.

Sâlik ilerledikçe, kesretin ardındaki vahdeti görmeye başlar; bu makama cem denir. Cem, "toplama, bir araya getirme, birleştirme" anlamına gelir ve sâlikin bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması mertebesidir. Bu hâlde kesret ortadan kalkmaz ancak şeffaflaşır ve her şeyin Hak'ın tecellîsi olduğu idrak edilir. Bu, fenâ fillâh'a yakın bir hâldir.

Cem makamından sonra gelen ve sülûkun nihâyeti kabul edilen makam ise Cem'u'l-cem'dir³. Bu makam, "cemlerin cemi" veya "birliğin birliği" olarak da ifade edilir⁴. Cem'u'l-cem'de sâlik, vahdeti kesretle birlikte görür; yani Hak'ın hem bir hem de çok olduğunu müşâhede eder². Meşâyih-i kirâm bu makama aynı zamanda "fark ba'de'l-cem'" adını da verirler⁵. Bu, vâsıllığın kemâli olup, bekâ billâh ehli bu makamdadır. Cem'u'l-cem, ef'al, esmâ, sıfat ve zât mertebelerindeki cemiyetlerin hepsinin toplandığı yerdir⁴. Bu makam, sâlikin varlıkların çokluğunda birliği ve birliğin içinde çokluğu müşahede ettiği kâmil bir idrak hâlidir².

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.117Örneğin "cem'" (toplama, bir araya getirme) ve "cem'u'l-cem'" (toplamanın toplanması, birliğin birliği) sözleri evliyaların koydukları terimlerdir. Bunların anlOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.640Yani, "Köle o cezbe içinde fenâ (benliğin yok olması) ve cem' (çoklukta birliği görme) makamına gelip nazarından görünen şeyleri kaybetmiş ve eli ayağı amelden Oku
  3. 3Sâd Sûresi · s.31Bu mânevî zincirin başlangıcı şerîattır, nihâyeti ise cem’u’l-cem mertebesidir. -------------------Oku
  4. 4TB. Kelime-i Îseviyye · s.188. -------------- Yani ey Hak yolunda yürüyen yolcu suluk etmiş olan salik ya'nî ey sâlik-i râh-ı Huda, makâm-ı cem'u'l-cem'e yani cemlerin cemi yani ef’al merteOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.977Meşâyih-i kirâm hazarâtı bu makâma “cem'ü'l-cem'” veya “fark ba'de'l-cem'” derler.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.