Cem ile Cem'u'l-cem aynı kaynaktan mı doğar?
Cem ve Cem'u'l-cem kavramları tasavvufta aynı mânevî silsilenin farklı mertebelerini ifade ederler ve her ikisi de sâlikin kesretten vahdete, ardından vahdetten kesrete dönüşünü anlatan, evliyaların koyduğu terimlerdir¹. Cem, sâlikin kesretin ardındaki vahdeti görmeye başladığı, bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde topladığı makam iken, Cem'u'l-cem ise bu birliğin içinde çokluğu da idrak ettiği, yani Hakk-ı Mutlak'ın hem bir hem de çok olduğunu müşâhede ettiği kemâl makamıdır². Bu iki makam, sülûkun başlangıcı olan şerîattan nihâyeti olan Cem'u'l-cem'e uzanan mânevî zincirin kritik halkalarını oluşturur³.
Detaylı cevap
Cem ve Cem'u'l-cem, tasavvufî sülûkun temel mertebelerinden olup, evliyalar tarafından belirlenmiş özel terimlerdir¹. Bu kavramlar, sâlikin mânevî yolculuğundaki idrak değişimlerini ifade eder. Sülûkun başlangıcında sâlik, her şeyi ayrı ayrı taayyünler olarak algılar; bu hâle fark denir. Bu mertebede "şu Hak, şu kul, şu dünya, şu âhiret" gibi kesret (çokluk) farkındalığı baskındır.
Sâlik ilerledikçe, kesretin ardındaki vahdeti görmeye başlar; bu makama cem denir. Cem, "toplama, bir araya getirme, birleştirme" anlamına gelir ve sâlikin bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplaması mertebesidir. Bu hâlde kesret ortadan kalkmaz ancak şeffaflaşır ve her şeyin Hak'ın tecellîsi olduğu idrak edilir. Bu, fenâ fillâh'a yakın bir hâldir.
Cem makamından sonra gelen ve sülûkun nihâyeti kabul edilen makam ise Cem'u'l-cem'dir³. Bu makam, "cemlerin cemi" veya "birliğin birliği" olarak da ifade edilir⁴. Cem'u'l-cem'de sâlik, vahdeti kesretle birlikte görür; yani Hak'ın hem bir hem de çok olduğunu müşâhede eder². Meşâyih-i kirâm bu makama aynı zamanda "fark ba'de'l-cem'" adını da verirler⁵. Bu, vâsıllığın kemâli olup, bekâ billâh ehli bu makamdadır. Cem'u'l-cem, ef'al, esmâ, sıfat ve zât mertebelerindeki cemiyetlerin hepsinin toplandığı yerdir⁴. Bu makam, sâlikin varlıkların çokluğunda birliği ve birliğin içinde çokluğu müşahede ettiği kâmil bir idrak hâlidir².
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4016 (s. 37)“Mesela "cem'" ve "cem'u'l-cem'" sözleri evliyaların koydukları terimlerdir. Bunların anlamlarını da kitaplarda yazmışlardır. Fakat bu hâller içinde bulunan kims”Oku
- 2Mesnevî Cilt 6 · Beyit 3039 (s. 177)“Yani, "Köle o cezbe içinde fenâ ve cem' makamına gelip nazarından görünen şeyleri kaybetmiş ve eli ayağı amelden kalmış idi. ... Şanlı peygamberimiz (a.s.) hazr”Oku
- 3Sâd Sûresi, s. 31“Bu mânevî zincirin başlangıcı şerîattır, nihâyeti ise cem’u’l-cem mertebesidir. -------------------”Oku
- 4Kelime-i Îseviyye, Bölüm 188“. -------------- Yani ey Hak yolunda yürüyen yolcu suluk etmiş olan salik ya'nî ey sâlik-i râh-ı Huda, makâm-ı cem'u'l-cem'e yani cemlerin cemi yani ef’al merte”Oku
- 5Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3026 (s. 289)“Meşâyih-i kirâm hazarâtı bu makâma “cem'ü'l-cem'” veya “fark ba'de'l-cem'” derler.”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.