İçeriğe atla

Hakîkat ile Mârifet arasındaki fark nedir?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî sülûkun üçüncü mertebesi olan hakîkat, Hakk'ın bizzat müşâhede edildiği ve eşyanın hakikî yüzünün açıldığı kademedir. Dördüncü ve son mertebe olan mârifet ise, sâlikin Hakk'ı bilfiil tanıma ve vâsıllığın kemâline erme hâlidir. Hakîkat, eşyanın ardındaki ilâhî hükmü görme ve şerîatın bâtınını yaşama iken, mârifet bu müşâhede edilen hakîkatleri bilfiil yaşama, Hakk'ı esmâ, sıfât ve zâtıyla tanıma ve kendi nefsinde Hakk'ın tecellîsini idrâk etme makamıdır. Hakîkat mertebesinde kişi fenâfillah hâlinde kendi kimliğini yitirirken, mârifet mertebesinde dua dahi "kün" (ol) emrine dönüşebilir, zira orada Hakk'ın iradesi tecellî eder¹.

Detaylı cevap

Hakîkat ve mârifet, tasavvufî sülûkun dört temel mertebesi olan şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet sıralamasının son iki aşamasını teşkil eder. Bu mertebeler, bir kuyumcu eğitimine benzetilerek açıklanır: metalin türünü öğrenmek şerîat, metali işlemek tarîkat, altının kendisini görmek hakîkat ve altını bilmek ile sahibi olmak mârifettir.

Hakîkat mertebesi, sâlikin Hak'kı doğrudan müşâhede ettiği, eşyanın hakikî yüzünün açıldığı bir kademedir. Bu mertebede sâlik, olayların ardındaki ilâhî hükmü görmeye başlar, eşya ona saydam görünür. Şerîatın bâtını, yani namazın huşûsu, orucun mücâhedesi gibi ibadetlerin içsel mertebeleri bilfiil yaşanır. Hakîkat ehli, aklî bilgilerden ziyade kalbî hâllere göre yaşar ve mücâhede artık zevkli bir hâl alır. Bu makamda kişi fenâfillah hâlinde kendi kimliğini yitirir, zira orada bulunan Hakk'tır¹. Hakîkat mertebesi, tarîkatin meyvesi ve şerîatin tasdîkidir.

Mârifet mertebesi ise, sülûkun amaçladığı son nokta ve vâsıllık makamıdır. Bu mertebede sâlik, Hakk'ı bilfiil tanır ve bu tanıma, ilmin müşâhede ile yaşanmış hâlidir. Mârifet, hakk'el-yakîn ile aynı kademede olup, sâlik artık 'biliyor' veya 'görüyor' değil, bilfiil 'yaşıyor'dur. Mârifet ehli, kendi nefsini tanıma (mârifet-i nefs), Hakk'ı esmâ, sıfât ve zâtıyla tanıma (mârifet-i Hak) ve kâinatın Hak ile irtibatını görme (mârifet-i âlem) ile mârifet-i tâm'a ulaşır. Mârifet mertebesinde dua dahi "kün" (ol) emrine dönüşebilir, zira bu makamda Hakk'ın iradesi tecellî eder¹. Ârifin bilgisine mârifet denir ve bu, âlimin ilminden farklı olarak şahsiyetin merkezî rol oynadığı, yaşanan bir bilgidir². Hakîkat ve mârifet mertebeleri, sadece bu kemâlâtı icra edebilenlere mahsustur ve bu yolda ilerlemek, nefisle mücadeleyi ve gerçek kimliğe dönüşümü gerektirdiğinden zordur³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mü'min (Ğâfir) Sûresi · s.124Aradaki fark şeriat mertebesinde dünyalık şeylerin ve bedeni azaptan korumak içindir. Tarikat mertebesinde ise dua uhrevi ağırlıklıdır. Hakikat mertebesinde iseOku
  2. 2Ramazan ve Oruç · s.151Ârifin bilgisine mârifet denir. Mârifet, kelâm ve felsefede ilimle eş anlamlı olarak umumiyetle bilgi mânasına kullandığı gibi mârifetullah şeklinde ve Allah haOku
  3. 3Sohbet Arası Sohbetler CD 17 · s.17Hakikat ve marifet sadece bu kemalatı icra edebiliyor. Başka da yolları yoktur. İşte hakikat ehlinin biraz çevresinin eksik olması az olması yani daha tarikatınOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.