Hallâc-ı Mansûr Fenâ fillâh hakkında ne der?
Hallâc-ı Mansûr, fenâ fillâh makâmında kendi vücudundan tamamen fânî olup Hak ile kâim olduğu hâli "Enel-Hakk" (Ben Hakkım) sözüyle ifâde etmiştir. Bu söz, sâlikin kendi nefsinin özelliklerinin yok olduğu, kendisinde konuşanın Hak olduğu bir hâli beyân eder¹. Hallâc'ın bu sözü, fenâ fillâhın zirve noktası olan fenâ-yı zât mertebesinin bir tezahürü olarak kabul edilir; zira bu hâlde sâlik kendi zâtının müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hak'tan ibâret olduğunu hak'el-yakîn ile idrâk eder. Bu makâmda Hallâc'ın nefsi değil, Hak konuşmuştur ve bu durum hadîs-i kudsîdeki "gören gözü, işiten kulağı olurum" düstûrunun bir yansımasıdır.
Detaylı cevap
Hallâc-ı Mansûr'un "Enel-Hakk" sözü, tasavvufî sülûkun en üst makâmlarından biri olan fenâ fillâh hâlinde söylenmiştir. Bu hâl, sâlikin kendi vücud iddiâsından soyunup Hak ile kâim olduğu, kendi nefsinin sıfat ve vasıflarının Hak'ın sıfat-ı zâtiyyesi karşısında perdesizleştiği bir makâmdır. Hallâc'ın bu sözü, kendindeki Hakk'ı Hakk ile nazar etmesi, yani kendindeki Hakk'ı bulması demektir ki, bu da fenâ fillâh mertebesinin hakikatidir¹. Bu makâmda Hallâc'ın nefsi fânî olmuş, kendisinde konuşan Hak olmuştur; "Mansur diye Mansur'un nefsi diye bir şey kalmış değildir"¹.
Hallâc'ın bu sözü, Firavun'un "Ene rabbukumul âla" (Ben sizin en yüce rabbinizim) sözünden farklıdır. Firavun bu sözü nefsinden söylerken, Hallâc-ı Mansûr ruhundan, özünden ve hakikatinden söylemiştir²·³. Hallâc'ın bu sözü, Hakk'ın Hallâc ismini kendine perde ederek oradan zuhur etmesi ve "ben Hakkım" demesi olarak açıklanır⁴. Bu durum, sâlikin kendi fiillerinin müstakil olmadığını, fâilin Hak olduğunu idrâk ettiği fenâ-yı ef'âl, kendi sıfatlarının Hak'ın sıfatlarının zılleri olduğunu müşâhede ettiği fenâ-yı sıfât ve kendi zâtının da müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hak'tan ibâret olduğunu hak'el-yakîn ile bildiği fenâ-yı zât mertebelerinin bir neticesidir. Hallâc'ın bu hâli, bazı sûfîler tarafından yüce bir hâl olarak kabul edilmiş, hatta Mevlânâ'nın da onun katline fetva verenleri gaddar olarak nitelendirdiği belirtilmiştir⁵. Ancak, bu sözün sekr hâlinde söylenmiş olması, sahv ehli tarafından bir mazeret olarak görülmüştür.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1TB. Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180) · s.140“Ama orada gene bir varlık vardır, gene yaşıyor dolaşıyor, geziyor, yiyor içiyor gene bir varlık var, işte bu varlık bakın nefsi ile değil, çünkü fena olan onda ”Oku
- 2İzmir İrfan Sohbetleri CD 2 (2000) · s.111“Firavun ne diyordu; “Ene rabbikumul âla” ben sizin en yüce rabbınızım, diyordu, fert de kendi kendine “ben rabdan başka bir şey değilim” diyecektir, Hallac-ı Ma”Oku
- 3Tasavvuf Izâhları · s.53“Hallac-ı Mansur'un ise söylemesi iddia değildi. Fir'avn bunu nefsinden söylediği için bir iddia oldu. Yani hakikati olmadığı halde bunu böyle söylemesi iddia ol”Oku
- 4TB. Kelime-i Îseviyye · s.339“Firavun nefsinden söylüyor, Hallac-ı Mansur’da söyleyen Hakk’tı. Ama onu bilemediler. Hakk zuhurda Zat’ıyla zuhurdaydı Hallac-ı Mansurda. Zat’ıyla zuhur etmişti”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.2119“Mansûr el-Hallâc el-Beyzâvî (k.s.) hazretleri de bedensel varlığı, İlahi Varlık'ta fani olduktan sonra "Ben Hakk'ım!" dedi, kurtuldu ve Allah katında yükseldi. ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.