İçeriğe atla

Lâhût, Ceberût'un neresinde durur?

Kavram FarkıOrta düzey3 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Lâhût, tasavvuftaki vücud mertebelerinin en üstü olup, Hakk'ın kendi zâtının mertebesidir ve Ceberût'un üzerinde yer alır. Dört veya beş mertebeli sıralamalarda (lâhût-ceberût-melekût-misâl-nâsût veya lâhût-ceberût-melekût-nâsût) Lâhût, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesi olarak Ceberût'tan önce gelir. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, "nâsûtun rûhu melekût, melekûtun rûhu ceberût ve ceberûtun rûhu lâhûttur"¹, bu da Lâhût'un diğer mertebeleri kuşatan ve onlara ruh veren bir konumda olduğunu gösterir. Lâhût, bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibaretken, Ceberût taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmeldir².

Detaylı cevap

Lâhût, tasavvufî vücud mertebeleri hiyerarşisinde en yüce konumu işgal eder. Bu mertebe, Hakk'ın zâtının ta kendisidir ve "bî-keyfiyet ve bî-renk olan zât" olarak tanımlanır². Ceberût ise, Lâhût'tan sonra gelen, "akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam" mertebesidir. Dolayısıyla Lâhût, Ceberût'un kaynağı ve özü konumundadır. "Özün Özü" adlı eserde de belirtildiği gibi, "Birinci derya 'Zat'tır... 'Lahut' da derler..."³·⁴. Bu ifade, Lâhût'un mutlak zât mertebesi olduğunu ve diğer mertebelerin ondan neşet ettiğini vurgular.

Mertebeler arasındaki bu ilişki, "nâsûtun rûhu melekût, melekûtun rûhu ceberût ve ceberûtun rûhu lâhûttur"¹ ifadesiyle açıkça ortaya konur. Bu, Lâhût'un diğer tüm âlemlere ruh veren, onları ayakta tutan ve kuşatan bir hakikat olduğunu gösterir. Ceberût, Lâhût'un ilk taayyünü ve esmâ-sıfât tezahürünün başladığı yer iken, Lâhût bu taayyünlerin ötesinde, mutlak gayb ve zât-ı sırf mertebesidir. "Hû" isminin zikri Lâhûtî olarak kabul edilirken, "Allah" isminin zikri Ceberûtî olarak nitelendirilir². Bu da Lâhût'un Ceberût'tan daha aşkın ve zâtî bir mertebe olduğunu pekiştirir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.972Çünkü nâsûtun ruhu melekût, melekûtun ruhu ceberût ve ceberûtun ruhu lâhûttur. İnsân-ı kâmilin kalbi ise lâhûttur; ve lâhût bütün mertebeleri kuşattığı gibi, inOku
  2. 2TB. Fusûs Mukaddimesi · s.9972│MUKADDEME Ba’zıları da dört isim ile icmâl edip “lâhût”, “ceberût”, “melekût”, “nâsût”derler. “Lâhût” bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna “Oku
  3. 3Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) · s.12Mülk, Meleküt, Ceberut ve Lahut... İşte bu dört derya, ezeli ve ebedî olup, başlangıcı ve sonu yoktur. Birinci derya “Zat”tır... “Lahut” da derler...Oku
  4. 4Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.13Mülk, Meleküt, Ceberut ve Lahut... İşte bu dört derya, ezeli ve ebedî olup, başlangıcı ve sonu yoktur. Birinci derya “Zat”tır... “Lahut” da derler...Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.