İçeriğe atla

Lâhût ve Ceberût hangi noktada ayrışır?

Kavram FarkıOrta düzey4 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Lâhût ve Ceberût, tasavvuftaki vücud mertebeleri sıralamasında birbirini takip eden, ancak farklı niteliklere sahip iki âlemdir. Lâhût, Cenâb-ı Hakk'ın zâtının mertebesi olup, idrâk edilemez ve sınırlandırılamaz bir tenzîh-i mutlak alanıdır; tenezülün başlangıç noktasıdır¹. Ceberût ise lâhûttan sonra gelen, akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesi olarak tanımlanır; Hak'ın esmâ ve sıfatlarının tezahür ettiği, soyut akılların bulunduğu bir alandır². Bu ayrım, lâhûtun "Hû" ismiyle işaret edilen bî-keyfiyet ve bî-renk zâtı temsil etmesiyle², ceberûtun ise "Allah" ismiyle tesmiye edilen taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmel olmasıyla belirginleşir².

Detaylı cevap

Tasavvufî vücud mertebeleri sisteminde Lâhût ve Ceberût, varlığın tenezzülündeki farklı aşamaları temsil eder. Lâhût, "ilâhî mertebe, ulûhiyyet âlemi" olarak tanımlanır ve Hak'ın kendi zâtının mertebesidir. Bu mertebe, beş mertebeli sıralamada (lâhût-ceberût-melekût-misâl-nâsût) tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesidir. Lâhût, hiçbir nispet kabul etmeyen mutlak gayb olan Zât-ı sırfı, Hak'ın kendi zâtına ilk taayyünü olan Ahadiyyet'i ve esmâ ile sıfatların tafsîl bulduğu Vâhidiyyet'i içerir. "Hû" ismiyle işaret edilen bî-keyfiyet ve bî-renk zâttan ibarettir².

Ceberût ise "azamet, kudret, cebri kuvvet" anlamına gelir ve vücud bahsinde akl-ı evvel ve rûh-ı a'zam mertebesidir. Lâhûttan sonra, melekûttan önce gelir. Bu mertebede soyut akıllar (kerubiyyîn), hakîkat-i muhammediyye ve kalemu'l-azîm bulunur. Ceberût, "Allah" ismiyle tesmiye edilen taayyün-i evvel ve şühûd-ı mücmeldir². Risâle-i Gavsiyye'ye göre, Ceberût ile Lâhût arasındaki her tavır hakîkattır³·⁴. Lâhût âlemi, Ceberût âlemini de kapsayan daha geniş bir mertebedir; "Ceberut alemi ve Lahut alemi'nin cümlesini câmidir" ifadeleri bu ilişkiyi gösterir⁵. Lâhût, "Zat" olarak da adlandırılır ve başlangıcı ile sonu olmayan dört deryadan biridir¹.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) · s.12Mülk, Meleküt, Ceberut ve Lahut... İşte bu dört derya, ezeli ve ebedî olup, başlangıcı ve sonu yoktur. Birinci derya “Zat”tır... “Lahut” da derler...Oku
  2. 2TB. Fusûs Mukaddimesi · s.9972│MUKADDEME Ba’zıları da dört isim ile icmâl edip “lâhût”, “ceberût”, “melekût”, “nâsût”derler. “Lâhût” bî-keyfiyet ve bî-renk olan zâttan ibârettir ki, buna “Oku
  3. 3Risâle-i Gavsiyye · s.2. − Nâsut ile melekût arasındaki her tavır şeriat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarikat, ceberût ile lâhut arasındaki her tavır da hakîkâttır.Oku
  4. 4Bakara Sûresi · s.365“-Nâsût ile melekût arasındaki her tavır şerîat; melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarîkat; ceberût ile lâhût arasındaki her tavır da hakikattır!.." “- YOku
  5. 5Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.154“Ceberut alemi” ve “Lahut alemi”nin cümlesini câmidir...Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.