Sâlik Mârifet'i Hikmet'ten nasıl ayırt eder?
Sâlik, mârifeti hikmetten, bilginin tahkik edilmiş hâli olan hikmetin ötesinde, Hakk-ı Mutlak'ı bilfiil tanıma ve yaşama mertebesi olarak ayırt eder. Hikmet, eşyayı yerli yerine koyma sıfatı ve sâlikin bu sıfata ayna olma mertebesi iken, mârifet sülûkun kemali, Hakk-ı Mutlak'ı müşâhede ile yaşanmış hâli ve vâsıllık makamıdır. Hikmet, ilmin tahkik edilmiş hâli ve bildiğini yerine koymak iken, mârifet ilimden farklı olarak, yaşanan bilgi ve hakk'el-yakîn mertebesidir. Bu ayrım, sâlikin yolculuğunda "iyi" gibi görünen kötü ile "kötü" gibi görünen iyiyi ayırt etme kabiliyetiyle¹ ve nefsânî/şeytânî bilgilerle Rahmânî/melekî bilgileri temyiz etmesiyle² belirginleşir.
Detaylı cevap
Sâlik, mârifet ile hikmet arasındaki farkı, bilginin derinliği ve yaşanmışlık mertebesi üzerinden idrak eder. Hikmet, lugat anlamıyla "doğru hüküm, sağlam bilgi" olup, tasavvufta Allah'ın "el-Hakîm" isminin tezahürü olarak her şeyin bir nizam ve gaye üzere halk edildiğini görme ve eşyanın ardındaki gaye ve illeti bilme, yani "lima" (niçin) sorusuna cevap bulma mertebesidir. Bu, ilmin tahkik edilmiş hâli, bilmek değil, bildiğini yerine koymaktır. Toprak dahi hikmet olarak kabul edilir ve insanın alnını toprağa değdirmesiyle ilahi ve dünyevi hikmetlerin birleşimi ortaya çıkar³·⁴·⁵·⁶.
Mârifet ise, sülûkun dört kademeli sıralamasının (şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet) kemali ve Hakk-ı Mutlak'ı bilfiil tanıma mertebesidir. Bu, ilmin ötesinde, bilginin müşâhede ile yaşanmış hâli olup, hakk'el-yakîn ile aynı kademede yer alır. Mârifet ehli sâlik, artık sadece "bilmiyor" veya "görmüyor", bilfiil yaşıyor demektir. Sâlikin bu mertebede "iyi" gibi görünen kötü ile "kötü" gibi görünen iyiyi ayırt etme kabiliyeti kazanması¹, nefsânî ve şeytânî bilgilerle Rahmânî ve melekî bilgileri temyiz etmesi² ve âşık-ı vehim ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edebilmesi⁷ mârifetin bir göstergesidir. Allah, Musa (a.s.)'a mucize ile sihri ayırt etme gücünü verdiğini buyurarak⁸ bu temyiz kabiliyetinin önemini vurgular. Mârifet, sâlikin kendi nefsini, Hakk-ı Mutlak'ı esma, sıfat ve zatıyla ve kâinatın Hak ile irtibatını görmesiyle tamama erer. Bu ayrım, sâlikin Hakk-ı Mutlak'ı doğrudan müşâhede ettiği hakîkat mertebesinden sonra gelen, Hakk-ı Mutlak'ı bilfiil tanıma ve vâsıllık makamını ifade eder.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.56“Dünyada perdeleri olan Salik irfan mektebinde o perdelerini açmak ister. Bilmelidir ki “açma” celal iledir. Bu yüzden keyifle sürülen hayat bize bizi kazandırma”Oku
- 2Bakara Dosyası · s.50“Sâlik, mürşidinin himmetiyle levvâme nefsi keserse-bakara kesilirse- onun yerine kendisinde mülhime nefis dirilir. Faaliyete başlar. Sâlikin gayreti ölçüsünde b”Oku
- 3Hicr Sûresi · s.66“Bilindiği gibi toprak hikmet'tir, ve insân'ın en hikmetli yeri de başı ve beyninin ön tarafı olan şerefli alnıdır. Oraya rabıta yapılması da bu yüzdendir. İşte ”Oku
- 4Altı Peygamber — Hz. Âdem · s.48“Bilindiği gibi toprak hikmet’tir, ve insân’ın en hikmetli yeri de başı ve beyninin ön tarafı olan şerefli alnıdır. Oraya rabıta yapılması da bu yüzdendir. İşte ”Oku
- 5A’râf Sûresi · s.19“Bilindiği gibi toprak hikmet’tir, ve insân’ın en hikmetli yeri de başı ve beyninin ön tarafı olan şerefli alnıdır. Oraya rabıta yapılması da bu yüzdendir. İşte ”Oku
- 6Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 2) · s.186“Bilindiği gibi toprak hikmet’tir, ve insân’ın en hikmetli yeri de başı ve beyninin ön tarafı olan şerefli alnıdır. Oraya rabıta yapılması da bu yüzdendir. İşte ”Oku
- 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.934“Ey Hak yolunun sâliki olan arkadaş! Henüz riyâzet ve mücâhede hamamının içine girmeyenler, âşık-ı vehm ile âşık-ı Hakk'ı ayırt edemezler. Onların görüşü, hamam ”Oku
- 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1626“Hak buyurdu: “Ben ayırt etme gücünü ortaya çıkarırım; ayırt etme gücü olmayan aklı görücü ederim!” Yüce Allah hazretleri Musa (a.s.)a cevaben buyurdu ki: “Ben k”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.