İçeriğe atla

Sâlikte A'yân-ı sâbite mı önce gelir, A'yân-ı hâricıyye mi?

Kavram FarkıOrta düzey27 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî anlayışa göre sâlikte öncelikle a'yân-ı sâbite gelir; zira a'yân-ı sâbite, Hakk'ın ilminde ezelî olarak sâbit olan, eşyanın asıl mahiyetleri ve ilâhî kelimeleridir¹. A'yân-ı sâbite, henüz dış varlığa gelmemiş, ancak "ne olacaksa o" olarak belirlenmiş hakikatlerdir ve Hazerât-ı Hamse sıralamasında vâhidiyyet mertebesinde yer alır. A'yân-ı hâriciyye ise, a'yân-ı sâbitenin dış âlemdeki zuhuru ve gölgesidir; yani a'yân-ı sâbitenin ilm-i ilâhîde sâbit olduğu sûretle dış varlıkta tecelli etmesidir². Bu sebeple, a'yân-ı sâbite, a'yân-ı hâriciyyenin temelini ve aslını oluşturur.

Detaylı cevap

Tasavvufî vücud bahsinde a'yân-ı sâbite ve a'yân-ı hâriciyye arasındaki ilişki, bir asıl ve gölge ilişkisi olarak ele alınır. A'yân-ı sâbite, Hakk'ın ilminde ezelden beri var olan, değişmez hakikatler, özler ve asıllardır¹. Bunlar, Cenâb-ı Hakk'ın malumatı, ilâhî sûretler ve yüce harfler olarak tanımlanır¹. Henüz dış varlığa çıkmamış olsalar da, her şeyin "ne olacaksa o" olarak belirlendiği ilâhî taslaklardır. Bu mertebe, Hazerât-ı Hamse'de vâhidiyyet mertebesine karşılık gelir ve ahadiyyetten sonra, âlem-i ervâh'tan önce gelir. A'yân-ı sâbite, kendi varlığını isteme dili olan "lisân-ı isti'dâd" ile Hakk'tan vücudunu talep eder ve Hak Teâlâ'nın "kün" (ol) emriyle dış varlığa gelir.

A'yân-ı hâriciyye ise, a'yân-ı sâbitenin dış âlemdeki zuhuru, yani onların gölgesidir³. İlm-i ilâhîde sâbit olan a'yân-ı sâbite ne sûretle ise, dış varlıkta da ancak o sûretle zuhur ederler; zira ilâhî kelimeler için bir değişiklik söz konusu değildir². Bu durumda, a'yân-ı hâriciyye, a'yân-ı sâbitenin bir yansıması ve tecellisidir. İbn Arabî'nin ifadesiyle, "a'yân-ı sâbite Hakk'ın aynası, Hak dahi a'yân-ı sâbitenin aynası olmuş olur"⁴. Dolayısıyla, sâlikin dış varlığı (a'yân-ı hâriciyye), onun a'yân-ı sâbitesinin bir tezahürü ve hükmüdür⁵. Bu bağlamda, a'yân-ı sâbite, a'yân-ı hâriciyyenin öncesinde ve temelinde yer alır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Enbiyâ Sûresi, s. 233“A’yân-ı Sâbite (Değişmez ayn’lar, hakikatler, özler, asıllar.) Varlıklar, Allah’ın kelâmıdır. O’nun ilminde bulunan bu mânâlar ise, “a’yân-ı sabite” tabiri ile ”Oku
  2. 2Kelime-i Mûseviyye, s. 813“Demek ki a’yân-ı sâbite ilm-i ilâhîde ne sûretle sâbit olmuşlar ise, vücûd-ı hâricîde dahi ancak o sûretle zâhir olurlar. Çünkü kelimât-ı ilâhiyye için tebdîl y”Oku
  3. 3Kelime-i Yûsufiyye, s. 162“dediğin cemî’-i eşyâ-yı müdreke, hep hayâldir. Senin vücûd-ı müstakill tasavvur ettiğin eşyânın kâffesi hayâl içinde hayâldir. Zîrâ a’yân-ı sâbite Hakk’ın “ayn””Oku
  4. 4Kelime-i Ya'kûbiyye, s. 96“Bu mukaddeme ma’lûm olduktan sonra metnin şerhine mübâşeret edelim: Metn-i sâbıktaki beyânât lisân-ı zâhir üzere vâki’ olmuş idi. Fakat beyânâtın sırrı ve bâtın”Oku
  5. 5Kelime-i İbrâhîmiyye, s. 171“Zîrâ bâlâda beyân olunduğu üzere, keşf-i evvelin i’tâ ettiği ma’rifet iktizâsınca bizim suver-i ilmiyye-i gaybiyyemiz a’yân-ı sâbite âyînelerinde Hakk’ın sûretl”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.