Sâlikte Cem mı önce gelir, Cem'u'l-cem mi?
Sâlikin tasavvufî yolculuğunda önce "cem'" makâmı, ardından "cem'u'l-cem'" makâmı gelir. Cem, sâlikin kesretten vahdete ulaşarak bütün ilâhî tecellîleri tek bir merkezde toplaması ve varlıkta Hakk'ı müşahede etmesidir (K1-136, Cem). Cem'u'l-cem ise, bu birliği idrak ettikten sonra tekrar kesrete dönerek, çoklukta birliği ve birliğin içinde çokluğu aynı anda müşahede etme makâmıdır; bu, sülûkun nihâyeti ve kemâl mertebesidir¹·². Başlangıçta fiiller âlemindeki cem, sonra esmâ ve sıfat âlemindeki cemler yaşanır, en nihâyetinde tüm bu cemleri toplayan cem'u'l-cem'e ulaşılır³.
Detaylı cevap
Tasavvufî sülûkta "cem'" ve "cem'u'l-cem'" makâmları, sâlikin mânevî ilerleyişinde birbirini takip eden mertebelerdir. İlk olarak sâlik, "fark" hâlinden "cem'" hâline geçer. Fark hâlinde, sâlik her şeyi ayrı ayrı taayyünler olarak algılar; "şu Hak, şu kul, şu dünyâ, şu âhiret" şeklinde kesreti görür. Bu başlangıç hâlidir. Ardından sâlik, "cem'" makâmına ulaşır. Bu makâmda, kesretin ardındaki vahdeti görmeye başlar; yani her şeyin aslında Hakk'ın tecellîsi olduğunu idrak eder. Kesret ortadan kalkmaz, ancak şeffaflaşır ve sâlik bütün esmâî tecellîleri tek bir merkezde toplar. Bu, fenâ fillâh'a yakın bir hâldir ve "lâ fâile illâllâh" (bütün fiillerin Hak'tan olduğu) müşâhede edilir.
Cem makâmı da kendi içinde mertebelere ayrılır. İlk cem, ef'al âlemindeki fiillerin topluluğunu idrak etmektir. Bunu takiben esmâ âlemindeki rububiyet hâlindeki topluluğu müşahede etmek ikinci cemdir. Daha sonra sıfat âlemindeki topluluğu seyretmek üçüncü cemdir³. Bu cem hâllerinin ardından sâlik, "cem'u'l-cem'" makâmına yükselir. Cem'u'l-cem', tüm bu cemleri toplayan, yani cemlerin cemi olan makâmdır⁴·⁵. Bu makâmda sâlik, varlıkların çokluğunda birliği ve birliğin içinde çokluğu aynı anda müşahede eder². Bu, "fark fî'l-cem'" olarak da adlandırılan, vâsıllığın kemâli ve bekâ billâh ehlinin makâmıdır. İrfân ehli için en kemâl mertebe cem'u'l-cem'e ulaşmaktır⁶. Bu makâmda, bütün ilâhî esmânın eserleri ve hükümleri sâlikten zâhir olur⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Sâd Sûresi · s.31“Bu mânevî zincirin başlangıcı şerîattır, nihâyeti ise cem’u’l-cem mertebesidir. -------------------”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.641“Yani, “Köle o cezbe içinde fenâ ve cem' makamına gelip nazarından görünen eşyayı kaybetmiş ve eli ayağı amelden kalmış idi. Şanlı peygamberimiz (a.s.) hazretler”Oku
- 3Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.120“Yalnız buradaki cem şimdi cemlerde birinci cem makâmı ef'al âleminde, fiiller âlemindeki topluluğu idrak etmek cemdir. Ondan sonraki esmâ âlemindeki rububiyet h”Oku
- 4TB. Kelime-i Îseviyye · s.188“. -------------- Yani ey Hak yolunda yürüyen yolcu suluk etmiş olan salik ya'nî ey sâlik-i râh-ı Huda, makâm-ı cem'u'l-cem'e yani cemlerin cemi yani ef’al merte”Oku
- 5Altı Peygamber (Cilt 6) — Hz. Muhammed (s.a.v.) · s.152“Ne mutlu onlara, ALLAH (c.c.) cümle sâlikleri kemâle erdirsin. İslâmın içinde birçok gruplar vardır. Bunların bazısı şeriat, bazısı tarikat, bazısı hakîkât, baz”Oku
- 6Muhammed Sûresi · s.51“Ne mutlu onlara, ALLAH (c.c.) cümle sâlikleri kemâle erdirsin. İslâmın içinde birçok gruplar vardır. Bunların bazısı şeriat, bazısı tarikat, bazısı hakîkât, baz”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.