İçeriğe atla

Şerîat ve Hakîkat'ı karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Şerîat ve Hakîkat'i karıştırmak, sâlikin dinî sorumluluklarını ihmâl etmesine ve ibahîlik uçurumuna yuvarlanmasına yol açan büyük bir hatadır. Bu karışıklık, Hakk'ın kevnî irâdesi (hakîkat mertebesi) ile şer'î emirlerinin (şerîat mertebesi) birbirine karıştırılmasından kaynaklanır. Hakîkat ehli, bâtınî hakikatleri idrâk etse dahi, zahiren şerîat ve tarîkat ehli gibi davranmakla yükümlüdür; aksi takdirde dinî mükellefiyetlerden âzâde olduğunu vehmederek doğru yoldan sapar¹·².

Detaylı cevap

Şerîat ve Hakîkat'i birbirine karıştırmak, tasavvuf yolunda korunması gereken hususların başında gelen bir tehlikedir¹. Bu hatâ, özellikle sâlikin Hakîkat mertebesine ulaştığını zannettiği zamanlarda ortaya çıkar. Hakîkat, Hak'ın bizzat müşâhede edildiği, eşyânın hakîkî yüzünün açıldığı kademedir. Şerîat ise dış kuralların bilinmesi ve uygulanmasıdır. Bu iki mertebe, sülûkun farklı aşamaları olup, birbirini tamamlar ancak birbirinin yerine geçmez.

Karışıklığın temelinde, Hakk'ın kevnî irâdesi (emr-i irâdî) ile şer'î emirlerinin (emr-i teklîfî) birbirine karıştırılması yatar². Emr-i teklîfî, "şunu yap, bunu yapma" şeklindeki şer'î emirlerdir ve kul bunlara uymakla mükelleftir. Emr-i irâdî ise Hakk'ın olmasını dilediği şeyin olmasıdır. Birincisi şerîat mertebesine, ikincisi hakîkat mertebesine aittir².

Ârif kişi, Hakîkat nazarıyla Hakk'ın küllî irâdesini görürken, şerîat nazarıyla kendi mes'ûliyetini yerine getirmelidir. Birini diğerinin lehine ihmâl etmez². Şerîat ve fark mertebesi, dinî sorumlulukların yerine getirildiği, iyiliklerin Hakk'a, çirkinlik ve hataların ise nefse hamledildiği mertebedir. Bu bakış açısı sayesinde ârif, şerîatın yasakladıklarını mübah görmekten kurtulur ve dinî mükellefiyetlerini yerine getirmekten vazgeçmez¹.

Nitekim, Hakîkat mertebesinde olduğunu iddia eden bazı kişiler, dinî sorumluluklardan âzâde olduklarını vehmederek ibahîlik uçurumuna yuvarlanmışlardır¹. Bu durum, insanı doğru yoldan saptıran, vücutta gizli olan şehvet ateşinin bir sonucudur³. Peygamber şerîatına ve evliyânın ahlâkına vâkıf olmayanlar, dünyevî zevkler ve lezzetler yüzünden uhrevî nimetlerden mahrum kalır ve hatâya düşer⁴. Bu sebeple, Hakîkat ehli dahi, zahiren şerîat ve tarîkat ehli gibi davranarak insanların günlük hayatlarını sekteye uğratmaktan ve kafalarını karıştırmaktan imtina etmelidir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2) · s.172Bununla birlikte ârif kendisine fark ve şeriat nazarıyla bakmalıdır. Şeriat ve fark mertebesi dini sorumlulukların yerine getirildiği, iyiliklerin Hakk’a, çirkiOku
  2. 2Zümer Sûresi · s.156Bu kişi, Allâh'ın kevnî irâdesini (emr-i irâdî) şer'î emirleriyle (emr-i teklîfî) birbirine karıştırmaktadır. Emr-i teklîfî, "şunu yap, bunu yapma" şeklindeki şOku
  3. 3Hicr Sûresi · s.63Ondan sonra bu nâr, nâr-ı şehvettir; zîrâ onda günâhın ve zellenin (hataların) aslı vardır. Harâret zuhûrdan butüne intikâl ettikten sonra, bu ateş mahlûkât-ı mOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1649Yani, “Hiçbir peşin ve acil olan şey yoktur ki, insanı hataya düşürücü olmasın! Buna göre, peşin ve acil olan dünyevi zevkler ve lezzetler, ertelenmiş olan uhreOku
  5. 5Her Şey Merkezinde mi? — Hikâye · s.267Ancak hakikat ve marifet ehli bu tip bir soru karşısında, şeriat ve tarikat ehlinden daha farklı bir anlayış içinde olacağını düşünebiliriz. Zahiren, insanlarınOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.