Tarîkat ile Şerîat arasındaki sıra nasıldır?
Tasavvufta şerîat ve tarîkat, sülûkun ilk iki mertebesini teşkil eden ve birbirini tamamlayan iki önemli aşamadır. Şerîat, İslâm'ın zahirî hükümlerini ve fiilî tatbikatını ifade ederken¹, tarîkat bu hükümlerin duygusal ve kalbî derinliğini yaşama, mürşid eşliğinde virdler ve zikirlerle ilerleme mertebesidir. Şerîat, tarîkata eleman hazırlayan bir ilkokul gibidir; tarîkat ise hakîkate geçiş için bir köprü vazifesi görür². Bu iki mertebe, "bir şerîat ki tarîkatı yoktur atıldır, ama bir tarîkat ki şerîatı yoktur batıldır" düsturuyla birbirine sıkıca bağlıdır¹.
Detaylı cevap
Tasavvufî sülûkun mertebeleri arasında şerîat ve tarîkat, bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak ele alınır. Şerîat, İslâm'ın dış kurallarını, yani namaz kılma, oruç tutma gibi fiilî ibadetleri ve insanlara yardımcı olma gibi madde mertebesindeki hayatı kapsar¹. Bu mertebe, sâlikin temel İslâmî bilgileri öğrenip uygulamasıyla karakterize edilir ve bir nevi "ilkokul" görevi görerek tarîkata geçiş için zemin hazırlar². Şerîat, hüküm ve hukuk demektir; Hz. Peygamber'in (a.s.v.) getirdiği şerîat-ı Muhammediyye, şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet mertebelerini birlikte yaşamayı ifade eder³.
Tarîkat ise şerîatın devamı niteliğinde olup, duygusal bir sahayı temsil eder¹. Bu mertebede sâlik, şerîatın hükümlerini daha yoğun bir şekilde, duygusal bir derinlikle yaşamaya başlar. Mürşidle bağ kurma, virdler ve zikirler tarîkatın temel unsurlarıdır. Tarîkat, şerîat mertebesinin biraz daha yoğunlukla çalışıldığı, duyguların ilavesiyle Allah'a yönelmenin olduğu bir mertebedir⁴. Ancak tarîkatın görevi, kişileri kendi bünyesinde tutmak değil, onları hakîkat mertebesine hazırlamaktır².
Şerîat ve tarîkat birbirinin devamı olup, ilk eğitim grubunu oluştururlar⁴. Bu iki mertebe arasındaki ilişki, "bir şerîat ki tarîkatı yoktur atıldır, ama bir tarîkat ki şerîatı yoktur batıldır" sözüyle özetlenir¹. Bu ifade, şerîatın tarîkatsız kuru kalacağını, tarîkatın ise şerîatsız temelsiz olacağını vurgular. Tarîkat mertebesinde kalan ve hakîkatle irtibat kuramayanlar, duygusal bir hâl içinde kalırlar⁵. Dolayısıyla, şerîat ve tarîkat, sâlikin mânevî yolculuğunda birbirini tamamlayan ve bir üst mertebeye, yani hakîkate geçişi sağlayan zorunlu adımlardır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29) · s.301“Az önce yaptığımız çalışmalar tarikat düzeyi olan çalışmalardır, tarikat düzeyi de duygusallık üzerine kurulan bir sahadır. Şeriat mertebesi ise fiil üzere kuru”Oku
- 2İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000) · s.168“Şeriat mertebesinde imamlar görevli, tarikat mertebesinde şeyh efendiler görevli, işte biz bu mertebede gidip geliyoruz. Şeriatın görevi yani zahiri şeriatın gö”Oku
- 3TB. Kelime-i Îseviyye · s.212“Şeriat mertebesi tarikata eleman yetiştirir. Şeriat mertebesi çok mühim bir mertebedir. Şeriat derken o kelimeyi de biz yanlış anlıyoruz yahut tek taraflı anlıy”Oku
- 4Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002) · s.28“Ama en azından Ariflik mertebesinde o kişi çevresine kendisini tanıtır kendilerini tanıtır, tarikat mertebesinde yaşayanlar kendilerini bilmezler daha henüz çün”Oku
- 5Sohbet Arası Sohbetler CD 9 (2002) · s.26“Şeriat ehli biraz ilerlerse tarikat ehli oluyor, o tarikat ehli olan gurubun hakikati yoksa Hakikat mertebesi ile irtibatları yoksa yaşantıları orada kalıyor, t”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.