Tecellî ve Zuhûr'u karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?
Tasavvufta tecellî ve zuhûr kavramlarını karıştırmak, Hakk'ın varlık mertebelerindeki işleyişini ve sâlikin sülûk yolundaki idrâkini yanlış anlamaya yol açar. Tecellî, Hakk'ın isim, sıfat veya fiilleriyle bir mahallde belirmesi iken¹, zuhûr ise bu tecellînin belirli bir mertebede veya sâlikin latîfesinde ortaya çıkışıdır. Bu ayrımı göz ardı etmek, özellikle İsa (a.s.) örneğinde görüldüğü gibi, tecellînin zuhûr ettiği mahalli Hakk'ın Zât'ı zannederek hataya düşmeye sebep olabilir². Ayrıca, tecellî ilminden (ledün ilmi) elde edilen hatasız bilgiyi, zan ilmi gibi beşerî ve hataya açık bilgilerle karıştırma tehlikesi doğurur³.
Detaylı cevap
Tasavvufta tecellî (تجلي) ve zuhûr (ظهور) kavramları, Hakk'ın varlık âlemindeki görünürlüğünü ve sâlikin bu görünürlüğü idrâk etme biçimini ifade eder. Tecellî, Allah'ın isim, sıfat veya fiilleriyle bir mahallde belirmesidir. Bu beliriş, baharın gelmesiyle ağaçların yapraklanması, çiçek açması gibi sürekli bir oluş ve bozulma döngüsü içinde gerçekleşir; her bozulma dahi bir tecellîdir⁴. Zuhûr ise, bu tecellînin belirli bir mertebede, makamda veya sâlikin latîfesinde ortaya çıkmasıdır.
Bu iki kavramı karıştırmak, çeşitli hatalara yol açar. Öncelikle, Hakk'ın tecellî ettiği mahalli, Hakk'ın Zât'ı zannetme yanılgısına düşülebilir. Örneğin, İsa (a.s.)'ın kavmi, Hakk'ın İsa'da, Meryem'de ve Rûhu'l-Kudüs'te zuhûr eden tecellîlerini müşahede etmiş, ancak bu tecellîleri Hakk'ın Zât'ı zannederek hataya düşmüşlerdir². Bu durum, tecellînin bir mahallde belirmesi ile o mahallin bizzat Hakk olması arasındaki farkı göz ardı etmekten kaynaklanır.
İkinci olarak, tecellî ilminden (ilm-i ledün) elde edilen bilginin mahiyetini yanlış anlamaya neden olur. Tecellî ilmi, tahsil ile kazanılmayan, Hakk'ın Zâtî tecellîsi olan vehbî bir bilgidir ve hatasızdır³. Zan ilmi veya istidlâl ilmi gibi beşerî çıkarımlarla elde edilen bilgiler ise hataya açıktır. Tecellî ve zuhûru karıştırmak, bu hatasız tecellî ilmini, karanlık gecede kıbleyi belirlemeye çalışmak gibi hataya açık zan ilmiyle eş tutma yanılgısına düşürebilir³.
Son olarak, bu karışıklık, sâlikin kendi benliğini (hüviyetini) Hakk'ın tecellîsiyle özdeşleştirerek müstakil bir varlık atfetmesine yol açabilir. Bu durum, âlemin her zerresine sinmiş bulunan zâtî, sıfatî ve fiilî tecellîleri idrâk edememeye, dolayısıyla inkâr ve perdelenmeye sebep olur⁵. Hakk'ın "Hû" isminin zikriyle hüviyetine ulaşmayı murad edenlerin, bu tecellînin mahiyetini anlamadan "Hû'cular" gibi lakaplarla anılması da bu tür bir kavram karmaşasının sonucudur⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1K2-T2, s. 73
- 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 6), s. 51“Yani: Zatın isimlerindeki tecellisinden… Sözü edilen bu tecellilerden biri de: Vahidiyetteki tecellisidir… İşbu tecelli, İsa a.s. kavmine: İsa'da, Meryem ve Ruh”Oku
- 3Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4157 (s. 80)“Hakiki kıbleyi aramak için delil getirme yoluyla elde edilen zan ilmi (kesin olmayan bilgi) dahi, cismaniyet ve tabiat karanlığında öğrenilmiş bir ilimdir. Ve b”Oku
- 4Kelime-i Nûhiyye, s. 74“Ondan sonra fesâda gider; ve fesâd dahi tecellîdir. Meselâ bahar gelince ağaçların yaprakları, çiçekleri, meyveleri tekevvün eder. Güller açar, dağlar yeşilleni”Oku
- 5Vâkı'a Sûresi, s. 13“Benliklerine müstakil bir varlık atfettikleri için süslü ve geçici olanı hakikat zannederler; bu hâl, âlemin her zerresine sinmiş bulunan zâtî, sıfatî ve fiilî ”Oku
- 6Kelime-i Tevhîd, s. 375“Ne yazık ki, bu çok büyük hakikatın farkında olmayan bazı kimseler ( ) “hu” ismini zikretmeye ve bu yoldan hüvviyyetlerine ulaşmayı muradeden kimselere, olaya”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.