İçeriğe atla

Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât hangi noktada ayrışır?

Kavram FarkıOrta düzey25 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Tevhîd-i ef'âl ve Tevhîd-i sıfât, sâlikin Hak'la olan ilişkisinde farklı idrâk mertebelerini temsil eder. Tevhîd-i ef'âl, tüm fiillerin gerçek fâilinin yalnızca Allah olduğunu müşâhede etmekle ilgiliyken, Tevhîd-i sıfât, fiilleri meydana getiren ilâhî sıfatların birliğini ve Hak'ka aidiyetini idrâk etme mertebesidir. Bu ayrım, sâlikin manevî yolculuğunda fiillerden sıfatlara, oradan da zâta doğru ilerleyen bir incelme ve derinleşme sürecini gösterir. Tevhîd-i ef'âl, İbrâhîmiyyet makâmına karşılık gelirken, Tevhîd-i sıfât İseviyyet makâmında zuhur eder ve bu mertebeler, sâlikin Hak'tan başka bir fâil ve sıfat sahibi görmemesiyle tahakkuk eder¹·².

Detaylı cevap

Tasavvufî sülûkte tevhid mertebeleri, sâlikin Hak'la olan idrâk ve zevk ilişkisinin derinleşmesini ifade eder. Tevhîd-i ef'âl, bu mertebelerin ilkidir ve fiillerin birliğini, yani tüm fiillerin gerçek fâilinin yalnızca Cenâb-ı Hakk olduğunu görmeyi ifade eder³·⁴. Bu mertebede sâlik, kendi fiilleri de dâhil olmak üzere âlemdeki her fiilin Hak'tan zuhur ettiğini anlar. Nefs-i emmâre, ef'âl ve sıfatın hakiki sahibi olmadığını, sadece bir tecelligâh olduğunu idrâk eder ve kendisinde zuhur eden tüm fiillerin Hak'ka ait olduğunu aşikâr kılar⁵. Bu, İbrâhîmiyyet makâmına karşılık gelir¹.

Tevhîd-i sıfât ise, Tevhîd-i ef'âl'den sonra gelen daha ince bir mertebedir. Bu aşamada sâlik, sadece fiillerin değil, o fiilleri meydana getiren ilâhî sıfatların da birliğini ve Hak'ka aidiyetini idrâk eder³·⁴. Tevhîd-i ef'âl'de fiillerin birliği görülürken, Tevhîd-i sıfât'ta bu fiillerin kaynağı olan sıfatların da Hak'tan başka bir varlığa isnat edilemeyeceği anlaşılır. Sâlik, fiilleri birledikten sonra, bu fiilleri meydana getiren isimleri ve sıfatları birlemesi gerektiğini idrâk etmeye başlar⁶. Bu mertebe, İseviyyet makâmında zuhur eder¹.

Tevhîd-i ef'âl'de henüz sıfatların Hak'ka aidiyeti tam olarak idrâk edilmemişken, Tevhîd-i sıfât'ta bu idrâk derinleşir. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, Tevhîd-i ef'âl mertebesinde bulunan sâlik, Tevhîd-i esmâ ve sıfât mertebesine nazaran "ham" kabul edilir; zira tevhid, bu üç mertebeyi (ef'âl, esmâ, zât) zevkan idrâk etmekle kâmil olur². Dolayısıyla ayrım, idrâk edilen birliğin kapsamı ve inceliği noktasındadır: fiillerin birliğinden sıfatların birliğine doğru bir yükseliş söz konusudur.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Bakara Dosyası, s. 261“ADEMİYETTE olan bu teşkilat, Fiil-i olarak İBRAHİMİYET te (Tevhid-i Ef’al) Esma-i olarak MUSEVİYET te (Tevhid-i Esma) Sıfat-i olarak İSEVİYET te (Tevhid-i Sıfat”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 10 · Beyit 2280 (s. 75)““Karanfil, yâsemin ve gül"den murâd, tevhid-i ef'âl ve tevhid-i esmâ ve sıfât ve tevhid-i zât ma'rifetleridir; ve “Huten sahrâsı"ndan murâd dahi, âlem-i ervâhdı”Oku
  3. 3Kelime-i Şîsiyye, s. 51“Tevhid-i ef’al, tevhid-i esma, tevhid-i sıfat, tevhid-ı Zat. Tevhid-i ef’al demek fiillerin birliği, tevhidi “cem” mertebesidir. Tevhid-i esma; esmaların birliğ”Oku
  4. 4Muhammed Sûresi, s. 145“Tevhid-i Ef’al, tevhid-i esma, tevhid-i sıfat, tevhid-ı Zat. Tevhid-i ef’al demek illerin birliği, tevhide “cem” mertebesidir. Tevhid-i Esma; Esmaların birliği;”Oku
  5. 5Bakara Dosyası, s. 23“"Rububiyyet makâmı nefs-i emmâre’ye ef'âl ve sıfatın hakiki sahibi değil sadece tecelligahı olduğunu, bir perdeden ibaret olduğunu, kendisinde zuhur eden bütün ”Oku
  6. 6Kelime-i Tevhîd, s. 351“Kişi, “Tevhid-i ef'âl”de (fiilleri birleme) fiilleri birlemişti. Bu defa fiilleri meydana getiren isimleri birlemesi gerektiğini anlamaya başlar. Yaşantısı: Tev”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.