Tevhîd-i sıfât ile Tevhîd-i zât arasındaki fark nedir?
Tevhîd-i sıfât, Hak'tan başka diri, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve kudret sahibi olmadığını idrâk etmektir; yani bütün sıfatların Hak'ka ait olduğunu bilmektir¹. Tevhîd-i zât ise, bütün varlığın Hak'ın vücûdundan ibaret olduğunu, Hak'tan başka hiçbir zâtın olmadığını müşâhede etmektir¹. Bu iki tevhîd mertebesi, sâlikin sülûkunda farklı idrâk seviyelerini temsil eder; tevhîd-i zât, tevhîd-i sıfât mertebesinden daha yüksek ve kapsayıcı bir makam olup, Hak'ın öz varlığına, yani zâtına yönelik bir idrâk ve istiğrak hâlidir². Kelime-i Tevhîd'in mertebeleri içinde zât ve sıfatların birliği vurgulanır³.
Detaylı cevap
Tevhîd, Allah'ı birleme ve O'nun birliğini idrâk etme hâlidir. Tasavvufta bu idrâk, farklı mertebelerde gerçekleşir. Tevhîd-i sıfât ve tevhîd-i zât bu mertebelerden ikisidir. Tevhîd-i sıfât, sâlikin bütün sıfatların (diri olma, işitme, görme, söyleme, irâde etme, kudret sahibi olma gibi) yalnızca Allah'a ait olduğunu bilmesidir¹. Bu mertebede, varlıkların sahip olduğu sıfatlar, Hak'ın sıfatlarının bir tecellisi olarak görülür ve "lâ mevsûfe illallah" (Allah'tan başka sıfat sahibi yoktur) hükmüyle ifade edilir⁴.
Tevhîd-i zât ise, daha ileri bir mertebe olup, sâlikin Hak'tan başka hiçbir zâtın olmadığını, bütün varlığın Hak'ın vücûdundan ibaret olduğunu hissen, aklen ve hayalen mülâhaza etmesidir. Bu makamda sâlik, ef'âl, esmâ ve sıfat aynalarından geçerek vücûdu'llah'a bağlanır ve cümle eşyanın Hak'ın vücûdu olduğunu müşâhede eder; bu esnada bir istiğrak hâli yaşanır¹. Tevhîd-i zât, "lâ mevcûde illallah" (Allah'tan başka mevcut yoktur) hükmüyle açıklanır⁴.
Bu iki tevhîd mertebesi arasındaki temel fark, idrâk edilen birliğin kapsamıdır. Tevhîd-i sıfât, sıfatlar düzeyinde bir birliği ifade ederken, tevhîd-i zât, varlığın özü ve kaynağı olan zât düzeyinde bir birliği vurgular. Tasavvufî sülûkta bu mertebeler, aşağıdan yukarıya doğru bir seyir izler: Tevhîd-i ef'âl, tevhîd-i esmâ, tevhîd-i sıfât ve en nihayet tevhîd-i zât⁵. Tevhîd-i zât, diğer tevhîd mertebelerinden bağımsız olarak sadece zât mertebesinde oluşur ve İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhîd-i zâtsız teşbih olarak kalır². Şihâbeddin Sühreverdî'ye göre, tevhîd-i hâli makamında muvahhidin varlığı Hakk'ın müşâhedesinde öyle derinleşir ki, Bir olan Hakk'ın zât ve sıfatından başka hiçbir şey görünmez⁶. Kelime-i Tevhîd'in kendisi de zât, sıfat, esmâ ve ef'âl mertebelerinin açıklamasıdır⁷·⁸.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Bir Ressam Hikâyesi, s. 44“b- Tevhid-i Sıfat : Sıfatlar Hakk’ındır. Yani diri olan, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibi Allah Teâlâ’dır. c- Tevhîd-i Zât: Vücûd Hak”Oku
- 2Tasavvuf Izâhları, s. 157“.) ------------------- ZÂTÎ TEVHÎD : İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhid-i zâtsız teşbih dir. Tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat mertebele”Oku
- 3Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4001 (s. 30)“lafzî ve resmî tevhid (sözde ve şeklî birlik). resmî tevhid (şeklî birlik). resmî ve taklidî tevhid (şeklî ve taklide dayalı birlik). sıfatların birliği. sırf t”Oku
- 4Salât (Namaz), s. 76“İlla var ama ancak ALLAH’ın sıfatları olarak var. Dördüncü mertebede ise, hiç bir varlığın zatı yok. İlla var ama ancak ALLAH’ın zatı ile var. Tevhid-i efal la ”Oku
- 5Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2), s. 79
- 6Mesnevî Cilt 9 · Beyit 1788 (s. 573)“Ma'lûm olsun ki, Şihâbeddin Sühreverdî hazretleri Avârifü'l-Maârifinde buyurur ki: “Tevhidin mertebeleri vardır, Tevhid-i îmânî, tevhid-i ilmî, tevhid-i hâli ve”Oku
- 7Kelime-i Tevhîd, s. 21“Kelime-i Tevhid, Şeriat, tarikat, hakikat, marifet mertebelerinin de açıklamasıdır. "Kelime-i Tevhid"in doğuşu, Kutsal Zât, henüz bu âlemler yok iken "A'mâiyyet”Oku
- 8Dur Rabbın Namazda (Cilt 2), s. 82“Kelime-i Tevhid, Ahadiyyet ve abdiyyet mertebelerinin izahıdır. Kelime-i Tevhid, Zat, sıfat, esma ve ef’al mertebelerinin izahıdır. Kelime-i Tevhid, Şeriat, tar”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.