İçeriğe atla

Tevhîd-i sıfât ve Tevhîd-i zât hangi noktada ayrışır?

Kavram FarkıOrta düzey23 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Tevhîd-i sıfât ve Tevhîd-i zât, tasavvufta Allah'ın birliğini idrak etme mertebeleri olup, temel ayrım noktaları idrak edilen birliğin kapsamıdır. Tevhîd-i sıfât, tüm sıfatların (diri olma, işitme, görme gibi) yalnızca Allah'a ait olduğunu ve başka hiçbir varlığın bu sıfatlara müstakil olarak sahip olmadığını ifade eder¹. Bu mertebede sâlik, varlıkların sıfatlarını Hakk'ın sıfatlarının tecellisi olarak müşâhede eder. Tevhîd-i zât ise, tüm varlığın (vücûdun) yalnızca Allah'a ait olduğunu, O'ndan başka hakiki bir varlık olmadığını idrak etme makamıdır¹. Bu, "Lâ mevcûde illallah" (Allah'tan başka varlık yoktur) hakikatini kapsar ve sâlikin kendi varlığını dahi Hakk'ın varlığında müstağrak görmesiyle gerçekleşir². Tevhîd-i zât, sıfât mertebesini aşan, daha yüksek ve daha kapsayıcı bir birlik idrakidir; zira tevhid-i zâttan bakıldığında diğer mertebeler zâtî tevhidle birlikte söylenebilirken, tevhid-i sıfâtta tevhid-i zât yoktur³.

Detaylı cevap

Tasavvufta tevhid, sâlikin Allah'ın birliğini farklı mertebelerde idrak etmesidir. Bu mertebeler genellikle Tevhîd-i ef'âl, Tevhîd-i esmâ, Tevhîd-i sıfât ve Tevhîd-i zât şeklinde sıralanır⁴·⁵.

Tevhîd-i sıfât, sâlikin tüm sıfatların (diri, işiten, gören, söyleyen, irade eden, kudret sahibi olma gibi) yalnızca Allah Teâlâ'ya ait olduğunu idrak ettiği makamdır¹. Bu mertebede, "Lâ mevsûfe illallah" (Allah'tan başka sıfat sahibi yoktur) hakikati yaşanır⁵·⁶. Sâlik, kendi sıfatlarını dahi Hakk'ın sıfatlarının bir tecellisi olarak görür ve kendi varlığına ait âdet karanlıkları bu tevhid nurunun doğuşuyla yok olur². Bu makam, Hazerât-ı Hamse'de İseviyet'e karşılık gelir⁷.

Tevhîd-i zât ise, tevhidin en yüksek mertebelerinden biridir ve tüm varlığın (vücûdun) yalnızca Allah'a ait olduğunu, O'ndan başka hakiki bir varlık olmadığını idrak etmeyi ifade eder¹. Bu makamda "Lâ mevcûde illallah" (Allah'tan başka varlık yoktur) veya "Lâ ilâhe illallah" (Allah'tan başka ilah yoktur) hakikati tecelli eder⁵·⁶. Sâlik, bu makamda hissen, aklen ve hayalen tüm eşyanın vücûd-ı Hakk olduğunu mülahaza eder ve istiğrak hâsıl olur¹. Kendi varlığı Hakk'ın müşâhedesinde öyle derinleşir ki, Hakk'ın zât ve sıfatından başka hiçbir şey görmez; hatta tevhidi dahi Hakk'ın sıfatı olarak görür². Tevhîd-i zât, sadece zât mertebesinde oluşur ve diğer tevhid mertebelerinden (ef'âl, esmâ, sıfât) daha kapsayıcıdır; zira tevhid-i zâttan bakıldığında diğer mertebeler zâtî tevhidle birlikte söylenebilirken, tevhid-i sıfâtta tevhid-i zât yoktur³. Bu makam, Hazerât-ı Hamse'de Muhammediyet'e karşılık gelir⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Bir Ressam Hikâyesi, s. 44“b- Tevhid-i Sıfat : Sıfatlar Hakk’ındır. Yani diri olan, işiten, gören, söyleyen, irâde eden ve yegâne kudret sahibi Allah Teâlâ’dır. c- Tevhîd-i Zât: Vücûd Hak”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 9 · Beyit 1788 (s. 573)“Ma'lûm olsun ki, Şihâbeddin Sühreverdî hazretleri Avârifü'l-Maârifinde buyurur ki: “Tevhidin mertebeleri vardır, Tevhid-i îmânî, tevhid-i ilmî, tevhid-i hâli ve”Oku
  3. 3Tasavvuf Izâhları, s. 157“.) ------------------- ZÂTÎ TEVHÎD : İbrâhîmiyyet mertebesi (tevhid-i ef'al) tevhid-i zâtsız teşbih dir. Tevhid-i ef'al, tevhid-i esmâ, tevhid-i sıfat mertebele”Oku
  4. 4Sohbet Arası Sohbetler (25), s. 125“İşte zahirde böyle ama tasavvufi literatürdeki isimleriyle sayarsak; tevhid-i ef'al (fiillerin birliği) , tevhid-i esma (isimlerin birliği), tevhid-i sıfat (sıf”Oku
  5. 5Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2), s. 79
  6. 6Salât (Namaz), s. 76“İlla var ama ancak ALLAH’ın sıfatları olarak var. Dördüncü mertebede ise, hiç bir varlığın zatı yok. İlla var ama ancak ALLAH’ın zatı ile var. Tevhid-i efal la ”Oku
  7. 7Bakara Dosyası, s. 261“ADEMİYETTE olan bu teşkilat, Fiil-i olarak İBRAHİMİYET te (Tevhid-i Ef’al) Esma-i olarak MUSEVİYET te (Tevhid-i Esma) Sıfat-i olarak İSEVİYET te (Tevhid-i Sıfat”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.