İçeriğe atla

Vahdet-i vücûd ve Vahdet-i şühûd'u karıştırmak ne tür bir hatâya yol açar?

Kavram FarkıOrta düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Vahdet-i vücûd ve vahdet-i şuhûd kavramlarını karıştırmak, tasavvufî hakikatlerin nazarî idrâkinde ve yaşanmasında derin yanılgılara yol açar. Zira vahdet-i vücûd, varlığın birliği doktrini olup, âlemlerin vücûdunun tek bir Hak'tan ibaret olduğunu ifade ederken¹, vahdet-i şuhûd ise bu birliğin müşahedeli bir idrâk ve anlayışla yaşanmasıdır¹. Bu iki kavram birbirini tamamlasa da¹, aralarındaki farkı gözetmemek, Hak'tan halka iniş ve halktan Hak'ka urûç mertebelerini karıştırmak gibi hatalara sebep olabilir. Özellikle vahdet-i vücûdu sadece nazarî bir bilgi olarak ele almak, aklın hayrete düşmesine ve cehaletten kaynaklanan yanlış hükümlere yol açar; zira bu sırrı ancak kendi nefsinde tadanlar idrâk edebilir².

Detaylı cevap

Vahdet-i vücûd ve vahdet-i şuhûd, tasavvufî idrâkin iki farklı veçhesini temsil eder. Vahdet-i vücûd, varlığın birliği hakikatini, yani "Âlemler vücûdunun birliği"ni ifade eder¹. Bu, mutlak vücûdun mertebelerinde zuhur eden kesretin aslında Zât-ı Vâhid-i Hak'tan ibaret olduğu anlayışıdır³. "Heme ost" (Hep O'dur) sözü bu hakikati dile getirir³. Vahdet-i şuhûd ise, bu varlık birliğinin, âlemler vücûdunun içinde ve bünyesinde ne varsa her şeyin Hak ve Hakk'a ait olduğunun şeksiz şüphesiz, gerçek ve müşahedeli bir idrâk ve anlayış olarak görülüp bilinmesi ve yaşanmasıdır¹. Bu iki kavram birbirinin tamamlayıcısıdır ve birbirinden ayırmak doğru değildir¹.

Bu iki kavramı karıştırmak, özellikle vahdet-i vücûd meselesinin "kıldan ince ve kılıçtan keskin bir sırât" olması sebebiyle⁴ ciddi yanılgılara yol açabilir. Zira vahdet-i vücûd, nazarî bir anlayışla müşahede edilecek bir konu değildir; bu sırrı ancak kendi nefsinde tadanlar idrâk edebilir². Zâhirî akıl yoluyla delilleri takip eden ulemâ, bu hakikati tatmadıkları için vahdet-i vücûda dair sözlere itiraz edebilir ve "bütün varlık ve vücûd Hakk'ındır ve eşyaların nefsü'l-emrde sâbit bir vücûdu yoktur" gibi ifadeleri yanlış bir ilim ve sapma olarak görebilirler². Bu durum, aklın cehaletten kaynaklanan bir hayrete düşmesine sebep olur². Ayrıca, vahdet-i vücûdu sadece bir mezhep olarak görüp kesret-i vücûdu ispat etmeye çalışmak da bir hatadır; zira "vücûdilik" başka, "vahdet-i vücûd" başkadır³. Vahdet-i vücûd, Hak'tan halka iniş mertebelerini, yani vücûd-u mutlakın tenazülatında zahir olan kesreti, vücûd-u vahidin zuhurları olarak görmektir⁵. Vahdet-i şuhûd ise, bu zuhurları müşahede ederek Hak'tan halka inmek, yani evvela vahdeti sonra kesreti müşahede etmektir⁵. Bu ayrımı yapamamak, tasavvufî yolculukta Hakikat'i idrâk etmede eksikliklere ve yanlış anlamalara yol açar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Aşk ve İrfân Yolunda · s.333“Vahdet-i şuhûd ve Vahdet-i vücûd” tâbirleri, bunları anlamaya çalışanlar için her ne kadar değişik konular ise de birbirlerinin tamamlayıcısıdır. BirbirlerindeOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1363Fakat bir kimse, sırr-ı din olan vahdet-i vücûd hakikatini kendi nefsinde tatmadıysa, bu sırı bilemez ve anlayamaz; aklı ve aklıyla tahayyül ettiği mânâlar onunOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.279Halbuki mertebe-i vahdette ikilik yoktur ki, bu eşyânın zuhüru bir ile bir münfailin birleşmesinden vâki' olsun! Belki bilcümle merâtib-i vücüdda zâhir olan sıfOku
  4. 4Kelime-i Lokmâniyye · s.143Hafî olmasın ki, bu vahdet-i vücûd meselesinde tîz-fehm olmak lâzımdır. Zîrâ kıldan ince ve kılıçtan keskin bir sırâttır. Binâenaleyh bu mes’elede ba’zı kimseleOku
  5. 5TB. Kelime-i Şîsiyye · s.215Yani vücud-u mutlakın meratib-i tenazülatında zahir olan kesrete nazırdırlar bu nazarda dahi gayriyet yoktur. Yani vücud-u vahidin bunlar zuhurlarıdır diye evveOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.